Bana öyle geliyor ki gerçekten hissedebilen ve her acıyı görebilen insanlar olsaydık uygarlık diye bir şey olmazdı. Uygarlığın kesinlikle iyi olmakla bir ilgisi yoktur. Tek gayesi var olmak ve bunu da sürdürebilmektir. Ve bu anlamda romantik bir oyalanma içine gireceğini pek sanmıyorum. Hele ki bunca yol aldıktan sonra.
Tüm bu keskin duyarsızlığın içinde, kendimize kendimizi hatırlatmak için belli şeyler icat ederiz, sanat da onlardan biridir. Uygarlığı inşa ederken unuttuğu duyarlılığa ulaşmanın bir yoludur sanat. Bu anlamda birçok şeyi başardığı ve misyonunu yerine getirdiği de söylenebilir. Tam bir denge oluşmasa da sanatın yumuşatmaya çalıştığı bir uygarlıktır bizimkisi.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Yaşadığım süre boyunca o kalabalık ortamlara hiçbir zaman alışamadım. Yalnızlığımda inşa ettiğim ve kendimi dönüştürdüğüm o dünyaya öylesine alışmıştım ki benim için adeta bir ana rahmi gibiydi. Bu öylesine söylenmiş bir şey değildir, en derinine kadar hissettiğim ve anlamlandırdığım bir gerçeğin en somut biçimde dile getirilmesidir.