Savaş tarihinde görülen, en yıkıcı ve etki gücü en yüksek silah sizce hangisidir? Bu sorunun cevabı kılıç, makineli tüfek, tank ya da atom
bombası olamaz. Zira bu sorunun cevabı, çok daha fazla sayıda insanın ölümüne neden olan ve sayısız çatışmanın sonucunu tayin eden
bir silah olmalıdır. Bu öylesine aşina olduğumuz bir silahtır ki gözden kaçırmamız işten bile değildir. Bahsedilen silah besindir, daha iyi ifade etmek gerekirse, besin stoku üzerindeki kontrol gücüdür.
Yoksulluk, besine erişimden mahrum kalmak olduğundan zenginlik de, üstü kapalı bir şekilde, insanların bir sonraki öğünde yiyecek bulup bulamayacakları gibi bir dertlerinin olmaması anlamına gelir.
Bitkilerin tarımsal bir ürüne dönüştürülmeleri ve hayvanların evcilleştirilme mekanizması anlaşılabilir süreçlerdir; ancak insanların
motivasyonlarını açıklamak söz konusu olduğunda bu süreçler, bize
çok az şey anlatır. Hakikaten de insanların niçin avcılık ve toplayıcılıktan tarıma geçtiği, insanlık tarihinin en eski, en girift ve belki de
en önemli sorularından biridir. Bu oldukça gizemli bir sorudur, çünkü gerek beslenme açısından, gerek diğer açılardan, avcılık ve toplayıcılıktan tarıma geçiş insanı, büyük ölçüde daha yoksul ve yoksun bir hale getirmiştir. Öyle ki, bir antropolog tarıma geçişi aynen şu
sözlerle yorumlar: “İnsan ırkının yaptığı en büyük yanlış.
Yumurta ya da çiğ kuruyemiş, zeytinyağı, pirzola ya da somon balığı kan şekerini yükseltmezken karbonhidratlar yükseltir; elma ve portakaldan şekerleme ve yedi tahıllı mısır gevreğine kadar tüm karbonhidratlar. Daha önce dile getirdiğimiz gibi, buğday ürünleri kan şekerinin tüm diğer gıdalardan daha fazla yükseltmekte ve -diyabetli olmasanız bile- değerlerinizi diyabet hastasının düzeyine çıkarabilmektedir.