Zaman zaman babama acıdığımı hissederdim. Ona kendisini çok sevdiğimi söyleyemediğim için. Ama aslında kendime acıyordum. Benim söylemeye duyduğum ihtiyaç, onun işitmeye olan ihtiyacından fazlaydı.
Byung-Chul Han şiddetin envai çeşit kılıkta, görünmez bir şekilde aramızda dolaştığını esas alarak bu sahalara yönelmiş ve tezlere olan eleştirisiyle konuyu açıklığa kavuşturmaya çalışmış. Üstelik bu tezleri felsefi düşünceye sıkça katkı yapıp tartışmaların başatları olmuş birkaç isimden (Carl Schmitt, Walter Benjamin, Freud, Agamben ve nicesinden) almasıyla okumak, üzerine düşünmek daha da ilginç bir noktadaydı benim için. Yalnız olumsuzun değil olumlunun da şiddetini tezahürleriyle ifade ettiği bölümler bakış açısına önemli bir pay. Şiddetin yerini aldığı bucaklara tümel bir kavrayış sunduğundan dolayı, her sayfasıyla ilgi çekici bir kitaptı.