Koskoca Rus Edebiyatının geçiş kapısı olan bu eserde Akakiy Akakiyeviç yalnızca bir memur değil ve paltosu da sıradan bir paltodan öte. Simgelediği halk, hükümet, ülke gibi ögelerle hikaye kat be kat anlam kazanmış. Artısı, aslında kısa bir hikayenin de ne kadar güçlü bir fikir olduğunun kanıtı olmuş. Yazar Gogol olunca bu pek de yadsınacak bir durum değil elbette, yine de insan bu kadar ince bir kitaba, böyle gerçek duyguların nasıl sığdığı konusunda düşünmeden duramıyor. Söz konusu ezilmişliğin, mevkinin getirdiği boş gücün ve insan ucuzluluğunun anlatısı çok yerinde. Yapmadan uzak. Okuyana verdiği his de keza öyle çünkü bugünün düzeninden izler bulabiliyorsunuz. 1842 Rusya'sından güzel bir sekans olduğu gibi, 2019 dünyasından da sahneler verebilen, büyük çaplı bir eser.
Bir şeyleri iyi tarafından görmek sizi nasıl yanıltıyor ve etrafa gülümseyen ölülere çeviriyor aslında. Kabullenmek, bilişsel terapide de oldukça önemli bir noktadır ve hastaların sıkça başaramadığı bir içsel eylemdir. Çünkü belki de sorunların çoğu burdan kaynağını almaktadır; olumsuzluğun da gerekliliği, insan olmanın bir getirisidir.
Kitabın adı biraz yanlış fikir veriyor, asıl anlatı kafaya takmamak değil. Yazar da diyor zaten, aslında hiç kafaya takmamak diye bir şey yoktur. Bu imkansızdır. Ama şunu da ekliyor: Gün içinde neleri önemsediğiniz, uzun vadede mutsuzluklarınız veya acılarınız için tek sorumlu sizsiniz. Neyin üstünde durup durmayacağınızı siz seçersiniz. İçinde bulunduğunuz durumun kötülüğü veya insanların nitelikleri önemsizdir. Yine de bu seleksiyon doğal bir insan aktivitesi olduğundan, engellemeye çalışmak manasızdır. Asıl soru "nasıl durdurabilirim?" değil "neden, hangi amaç uğruna?" olmalıdır.
"Kafaya takmamak aslında tersine işler. Pozitifin peşinde koşmak negatifse, negatifin peşinde koşmak da pozitifi yaratır" diyor Manson. Kitapta geçen en gerçek cümlelerden biri buydu. Kötü bir şeyden kaçınmaya çalışmak aslında o kötü şeye çok fazla önem vermektir. Yine kitapta geçtiği gibi, olumsuzluk da negatiflik de bir insan olma bileşenidir. Kaçınmak yararsızdır.
En sevdiğim alıntıyla bitireceğim:
"Siz ne yaparsanız yapın, hayat başarısızlıklarla, kayıplarla, pişmanlıklarla doludur ve ölüm vardır. Hayatın önünüze çıkardığı tüm bu tatsızlıkları kabullendiğinizde yenilmez olursunuz. Neticede ıstırabı aşmanın tek yolu önce ona katlanmayı öğrenmektir."