Fiyasko
1/10
·64 syf.··
2026 42. kitabı
·
10 saatte okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 09:27
Serinin en beğenmediğim kitabı bu oldu. Romantik komedi olması gerekirken dram önüne geçmiş. Her sayfa kızın babannesine üzülmesinden bahsediyor. 65 sayfalık kitapta ana çiftimizin karşılaşması 50 sayfa sonra. Aşk hikayesi değil. Kitap ana karakter kız ve ölmek üzere olan babaannesi hakkında. Böyle olacağını bilseydim okumazdım çünkü romantik komedi diyerek okumaya başladım. Yazar acaba bunu yazarken ne düşünüyordu? Olmamış gerçekten. Ki üzüntü, dram kısmı da bana çok çiğ geldi. Duyguları geçirememiş yazar. Kitaptaki aşk kırıntısına dönecek olursak da hiç tanımadığı bir insana notlar bırakıp ona aşık olma fikrini de hiç sevmedim sonuçta karşıdakinin kim çıkacağını asla bilemezsin. Üç beş satır konuştuğun insana aşık olup(ki adını dahi bilmiyor) sonra ayarlarca göremediğin insanı aylar sonra gördüğünde aşkını itiraf edip mutlu sona gitmek saçmalıktan başka bir şey değil. Ve şehirde arabası beyaz honda olup hemşire olan bir sürü kadın olabilir. Mantıksal olarak beğenmedim. Hikaye akışı olarak beğenmedim. Karakterleri sevmedim. Bu seride bu kadar güzel kitap varken tam bir fiyasko olmuş gerçekten. Bana kalırsa serinin en iyileri Kuralın İstisnası ve Rosie ve Rüyaların Romeo’su Not: Kitabın teşekkür kısmında yazar, diğer yazarlarla aynı övgüleri paylaştığıma inanamıyorum yazmış. Aynı övgüyü alamazsın canım. Senin kitabın onlarınınkinin yanına bile yanaşamaz.
Dünyanın En Kötü EkürisiAbby Jimenez · Olimpos Yayınları · 2024612 okunma
Deli Gömleklerinizi Kuşanın, Zamanın Dışına Çıkıyoruz
10/10
·339 syf.··
Beğendi
·
2026 148. kitabı
·
33 saatte okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 17:29
SPOİLER OLDUKÇA FAZLA !!!!!! Nereden başlayacağımı pek bilmiyorum açıkçası. Bu sene kitap incelemesi yazmayacağımı söylemiştim kendime ama galiba en çok inceleme yazdığım yıllardan biri oldu. Yıldız Gezgini de hakkında birkaç şey söylemeden geçemeyeceğim kitaplardan biri. Öncelikle kitabın diliyle başlamak istiyorum. Çünkü kitaba başlamadan önce okuduğum yorumların büyük kısmında dilinin ağır olduğu, bazı bölümlerin zor ilerlediği yazıyordu. Açıkçası ben aynı şeyi hissetmedim. Tam tersine, Jack London'ın kalemine hayran kaldım. Evet, kitap ölümden, bilinçten, geçmiş yaşamlardan ve insan ruhundan bahsediyor; yani oldukça büyük konuların peşine düşüyor. Ama bunu yaparken hiçbir zaman okuru yormuyor. Bir bölümde San Quentin'in karanlık hücresindesiniz, birkaç sayfa sonra çölün ortasında susuzluktan kırılan küçük Jesse'nin peşinden gidiyorsunuz, ardından kendinizi Kore saraylarında buluyorsunuz. Kitap sürekli yer ve zaman değiştiriyor ama buna rağmen akıcılığından hiçbir şey kaybetmiyor. Kitabımız ,Darrell Standing adında bir profesör var,onun San Quentin Hapishanesi'nde idamını beklediği günlerde başlıyor. Ama açıkçası Darrell ilk başta çok sevdiğim bir karakter olmadı. Oldukça gururlu, inatçı ve başına buyruk biri. Zaten hapishane yönetimiyle sürekli çatışmasının sebebi de biraz bu. Özellikle gardiyanlarla yaşadığı gerilim daha ilk sayfalardan hissediliyor.Sonra işler giderek sertleşiyor. Darrell'a uygulanan deli gömleği cezası kitabın yönünü tamamen değiştiriyor. Başlarda bunun sadece bir hapishane hikâyesi olacağını düşünmüştüm. Hatta Jack London'ın daha çok sistem eleştirisi yaptığı bir roman okuyacağımı sanıyordum. Sistem eleştirisi elbette var; San Quentin oldukça karanlık ve acımasız bir yer olarak çiziliyor. Deli gömleği sahneleri ise kitabın en vurucu yerlerinden
1000Kitap
Yıldız GezginiJack London · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202510,3bin okunma
Reklam
Neden okumalısınız ...
Puan vermedi·408 syf.··
2026 78. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 18 Haziran 2026 00:01
Kitap / daha ilk sayfalardan itibaren sizi nefes alınamaz bir disiplinin ortasına fırlatacaktır ../ çocukluğunda hissettiği o zamana sıkışmışlık / son teslim tarihlerinin soluğunu ensede hissetme hissi / günümüz modern insanının köleliğini o kadar çiğ bir şekilde yüzümüze vuruyor ki / kendi hayatımızın kafesini sorgulatıyor ../ Bu kitap bize / sahte bir teselli sunmuyor... Tam aksine / aidiyetlerimizi / ailemizle olan kordon bağımızı / zamanı kullanış biçimimizi ve başarı odaklı modern deliliğimizi tam ortadan ikiye bölüyor.../ Okurken fırtınalı bir denizde / tek bir dayanağınız olmadan akıp gittiğinizi hissedeceksiniz ../ Kendi içinizdeki sınırları / çocukluk yaralarınızı ve kuralcı duvarlarınızı yıkmak / kaskatı dünyadan müzikle / edebiyatla ve dürüstlükle nasıl taşabileceğinizi görmek istiyorsanız / bu depreme zihninizi açın .../ Metnin sarsıntısı bittikten sonra / eski siz olmayacaksınız.../ keyifli okumalar..
Yersiz YurtsuzEdward Said · Metis Yayınları · 2014179 okunma
Puan vermedi·400 syf.··
2026 33. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 14 Haziran 2026 18:25
Gerçek bir hayat hikayesinin sarsıcı gölgesinde, dürüst bir yüzleşme: Gelin. Şeyma Demir’in kaleme aldığı Gelin, çocuk yaşta omuzlarına taşımakta zorlanacağı yükler bindirilen Zelal’in hikayesini konu alıyor. Zelal’in çocuk gelin olarak başlayan, İsmail ile yolları kesişen ve ardından Süleyman ile tamamen yön değiştiren kaderini izliyoruz. Kitap, yaşanmış gerçek bir hikayeye dayanmanın verdiği o çiğ ve hüzünlü gerçeklikle insanı yakalıyor; bir kadının sessiz çığlığını, vicdan azaplarını ve içsel fırtınalarını önümüze seriyor. Ancak kitaba dair dürüst bir okur eleştirisi yapmam gerekirse; hikayenin ilerleyişinde bazı noktaların sürekli kendini tekrar etmesi bir süre sonra okuma ritmimi biraz yavaşlattı. Karakterlerin benzer çıkmazlara tekrar tekrar düşmesi ve olay örgüsünün çözülme şekli bana biraz eski Türk filmleri tadı verdi.O tanıdık,biraz melodramatik Yeşilçam havasını sevenler için bu durum bir artı olabilir ama ben yer yer kurgunun daha dinamik ve tekrardan uzak olmasını beklerdim. Yine de gerçek bir yaşam mücadelesine tanıklık etmek ve Zelal’in o buğday tarlaları arasındaki hüznünü hissetmek isteyenler için şans verilebilecek bir roman. Aranızda Gelin’i okuyanlar var mı? Bu Türk filmi esintisi hissi sizde de uyandı mı, yoksa hikayenin temposu sizi tamamen içine mi çekti? Yorumlarda buluşalım!
GelinŞeyma Demir · Dokuz Yayınları · 2025272 okunma
Puan vermedi·160 syf.··
2026 166. kitabı
Knut Hamsun’ın o çiğ, çarpıcı ve insan ruhunu çırılçıplak bırakan modernist kalemiyle, Christiania (Oslo) sokaklarında bir lokma ekmek bulabilmek için gururuyla, zihniyle ve varoluşuyla amansız bir savaşa giren isimsiz bir yazarın o trajik çırpınışlarını içim ürpererek okudum. Yazar; sadece fiziksel bir açlığı değil, bir sanatçının entelektüel açlığını, toplum tarafından dışlanmışlığını ve o uçurumun kenarındaki gururunu öyle muazzam bir bilinç akışı tekniğiyle işlemiş ki karakterin açlıktan doğan sanrılarını, öfkesini ve o gururlu deliliğini adeta kendi bedenimde hissettim. Sefaletin ortasında bile dehasından ve onurundan ödün vermemek için direnen modern insanın o içsel cehennemini anlatan, dünya edebiyatında psikolojik roman türünün öncüsü sayılan, sarsıcı, rahatsız edici ve çok güçlü bir zamansız başyapıttı.
AçlıkKnut Hamsun · Varlık Yayınları · 201735,7bin okunma
Yeraltından Notlar (yaz tatilinin ilk kitabı)
5/10
·139 syf.··
2026 3. kitabı
Yaz tatilinin birinci kitabı böylece iki günde bitmiş oldu. Bahsedilen "Yerlatı" aslında beynimiz. Yeraltından notlar yani bilinçaltımızdaki düşüncelerimiz ya da iç sesimiz. Kitapta içe kapanık, insan ilişkileri kötü, psikolojik sorunlar yaşayan, sevmeyi de sevilmeyi de bilmeyen bir kahramanın hiçte edebi kaygılar gütmeden öylesine yazdığı yazıları okuyoruz. Peki neden bu kadar içe kapanık, insan ilişkileri kötü? Sanırım kitapta da söylediği gibi her şeyin fazla farkında olduğundan. Kahramanımıza göre her şeyin fazla farkında olmak gerçek bir hastalıktır. Belkide insanlık ortalamasından biraz daha okumuş, farkında olan insan diğer insanları çiğ, yüzeysel bulduğu için insan ilişkileri kötü oluyor. Bilmiyorum. Muhtemelen öyle. Fyodor Dostoyevski Yeraltından Notlar
Duygu ve Düşünce
Yeraltından NotlarFyodor Dostoyevski · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025159,5bin okunma
Reklam
Reklam