Kendi seçeneğimizle cezalandırıldığımız gelecek hayat ona doğru durmadan koştuğumuz geleceğimizden başka bir şey değildir. Herkes kendi seçtiği hayatı yaşar. Kadere küfürler ederek durmadan Unutuş Irmağı'nın suyunu içtiğimiz doğrudur. İktidar hırsını seçenler beraberinde yağcılığı, kini, adaletsizliği seçmiş olduklarını bilemezler ama bunlarda çuvalın içindedir.
Her türlü görev ve sorumluluktan uzak, her şeyi huzur içinde düşünmek, tatlı rüyalara dalmak, bir an gözlerinizi kapattığınızda yatağınızın yanı başına geliveren o güzel hayallerle baş başa kalmak ne hoş olur. Belki de aşkın en güzel, en dingin anları bu insanı kendinden geçiren solgun düşlerdedir.
Birçoğumuzun dünyada gerçekte neler olup bittiğinin ayırdına vardığını sanmıyorum. Gazete okuyor, televizyon seyrediyor, politik ya da dini konferanslara gidiyoruz ancak bunların bize sağladığı yalnızca yüzeysel açıklamalar oluyor. Şayet kişi bunların ötesine geçer ve daha yakından gözlem yaparsa, insanlığın nasıl böylesine kötüleşip yozlaştığını görebilir.
.
.
.
.
Cezalandırmayın ama ödüllendirin, ikisi de aynı şeydir. Bir şeyden diğerine geçiyorlar ve böylece tüm sorunları çözüme kavuşturduklarını sanıyorlar. Ödül ve ceza sisteminin mantıksızlığını görmek, bütünü görmektir. Bütünü görebildiğinizde davranışlarınızla kendini gösteren aklınız faaliyet halinde demektir. O zaman ödül ya da cezaya göre hareket etmiyorsunuzdur.
Gerçek hakikatin hayat olduğu ve hayatın süreklilik arz etmediğidir. Hayat andan ana, günden güne keşfedilmelidir. Ortaya çıkarılmalıdır. Hayat farz edilemez. Hayatı bildiğinizi farz ediyorsanız, yaşamıyorsunuz demektir. Günde üç öğün yemek, giyinmek, barınmak, sex yapmak, işe gitmek, eğlenmek ve renksiz, birbirinin tekrarı düşünce süreçlerimiz hayat değildir.
Hayat keşfedilmesi gereken bir şeydir. Bulduklarınızı kaybetmediğiniz ya da bir kenara bırakmadığınız sürece onu keşfedemezsiniz. Söylediklerimi deneyin. Felsefi görüşlerinizi, dininizi, adetlerinizi, ırksal tabularınızı ve onlardan geriye kalan her şeyi bir kenara bırakın zira bunlar hayatın kendisi değildirler. Eğer bu saydıklarımın kapanına kısıldıysanız hayatı asla anlayamazsınız.
Her şeyi bildiğini farz eden kişi uzun süredir ölü demektir. Ancak ''bilmiyorum'' diyebilen, keşfetmeye ve anlamaya çalışan, bir son peşinde koşmayan, düşüncelerini başarmak ve olmak üzerinde yoğunlaştırmayan kişi, işte böyle bir kişi yaşamaktadır ve o yaşam hakikatin kendisidir.