''Kadınlar genel olarak hem zihinsel, hem de bedensel açıdan güçsüzlerse, bunun sorumlusu doğadan çok, eğitimdir. Bizler onlara ahlakı kemiren tembelliği ve pasifliği aşılıyoruz ve buna da son derece hatalı bir biçimde incelik diyoruz; zihinlerini aklın ve felsefenin katı kurallarıyla yoğurmak yerine, sonucu yalnızca zaman öldürme ve duyarlığa teslim olma olan yararsız sanatlarla dolduruyoruz.''
Buna nasıl tahammül ediyorlar? Her günü pes etmeden, umutsuzluğa kapılmadan, intihar etmeden, hatta siyaset tartışmaya devam ederek nasıl atlatıyorlar?
"Evet, fakat buraya her gelişimde içim derin bir hüzünle doluyor!"
"Ne diye geliyorsunuz öyleyse?"
"Bilmem!"
...
"Ben burada ki nebatları seyrederken biraz da kendimi düşünüyorum!" dedi. "Belki asırlarca evvel bu ağaçlarla, bu garip çiçeklerle aynı yerlerde yaşamış olan ecdadımı hatırlıyorum. Biz de bunlar gibi yerimizden sökülüp dağıtılmış değil miyiz?
...
Yalnız bana birçok şeyler düşünmek, kafamın içinde birçok şeyler yaşamak imkânını veriyor... Göreceksiniz ya, ben dünyadan ziyade kafamın içinde yaşayan bir insanım... Hakiki hayatım benim için can sıkıcı bir rüyadan başka bir şey değildir...
Daha büyük sır ise şuydu:
Büyük bir sevgi tüm bu zaman boyunca sizin onu bulmanızı bekliyordu. Bu sizden önceki kişilerden ileriye aktarılan bir sevgidir, sizin hayatınızı geçmişin korkularını ve talihsizliklerini tekrarlamadan doyasıya yaşamanız konusunda ısrar eden bir sevgidir. Bu, derin bir sevgidir. Bu, sizi herkese ve her şeye bağlayan sessiz ve hiç bitmeyen bir sevgidir. Bu, etkili bir tedavidir.