John Berger bir keresinde Vietnam Savaşı fotoğraflarına bakmanın kişiyi güçlendirip güçlendirmeyeceğini sormuştu; sanırım böyle bir soru Cihad yanlısı reklamlar konusunda çok daha uygundur. Gerçek­ ten de, Batı medyasında bu videoların izlenip izlenmemesi gerektiği hakkında ciddi bir tartışma sürüyor (Shapiro'nun Pearl'ün idamı hak­ kında kaleme aldığı yazısı "Lütfen Bakışlarınızı Çevirin" başlığı ile ya­ yınlanmıştı). Kimilerine göre bu videoları izlemek, zanlıların barbarlı­ ğına katılmak ve Cihad yanlılarına boyun eğmek anlamına gelmekte: Nazi fotoğraflarında da olduğu gibi izlemek işbirliği yapmaktan fark­ sızdır. Diğer bir kesime göre ise izlemek, New Republican "kötülüğün yapaylığı" olarak adlandırdığı şeye yönelik gerekli bir derstir.
Sayfa 225 - Espas kuram sanat yayınları 2013
Araştırma-İnceleme & Sanat
Hz. Ebubekir, hilâfet döneminde Kur'ân ve sünnete uygun hareket etmiş, şer'i hükümleri uygulamış, dinden dönenlerin üzerine yürüyüp onlarla cihâd etmiş ve netice itibarıyla tüm Arap kabileleri müslüman olmuştur. Sonrasında gelen Hz. Ömer, Hz. Osman ve Allah'ın aslanı Hz. Ali'ye geçen hilâfet zincirinde, hepsi de insaf ve adalet yolunda kalmış ve zulüm çıkmazına sapmamışlardır.
Sayfa 308
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
İnsanın varlık gayesini teşkil eden tevhîdin kurallarını çiğneyen kişi, cihadı terk eden kişiden elbette daha kötüdür.
Komünist Çin, Abdunnåsır'ın, İslami referansları sonuna kadar kullanarak ve sınırları epey zorlayarak kendi mutlak iktidarına "dini" dayanaklar uydurma politikasını bire bir kopyaladı. Böylece Ezherde eğitim alan Hui lim talebeleri, Çine dönerken yanlarında götürdükleri "vatan sevgisi imandandır türünden ibareleri, "Çin Komünist Partisi'ne muhabbet ve sadakat duymak imandandır" şekline dönüştürerek halka aktardılar. İslami ve Kuräni kavramlar da bu dönüşümden nasiplerini aldı. Mesela "cihad" nasıl yorumlandı dersiniz? Çin'in milli birliğini ve menfaatlerini savunmak olarak elbette. Hatta Kur'ân-ı Kerim'i Çinceye tercüme eden Muhammed Ma Jian (1906-1978) adlı Hui Müslüman din adamı, ömrünü İslam'la Marksizm ve Komünizm'in birbirine ne kadar yakın ve uygun olduğunu savunarak geçirdi. Öte yandan, kendisinin Kur'an tercümesi öylesine büyük bir şöhret kazandı ki, Suudi Arabistan Krallığı Çinli hacılara ücretsiz olarak dağıtmak üzere 1987de Arapça Çince Mushaf hazırlamaya karar verdiğinde, bu meal tercih edildi. Söz konusu yorumlama biçimi, bugün hală cari. Urumçi'de çekilmiş bir cuma hutbesi kaydını izlemiştim. Genç Hui imam, vatan sevgisinin imandan olduğunu, bu sebeple bir Müslümanın ayrılıkçı fikirlere sempati duyamayacağını, vatanını ve hükümetini sevmeyenin İslam'ı yanlış anladığını anlatıyordu uzun uzun. Elbette bu cümlelerin alt metninde, doğrudan doğruya Uygurların eleştirildiğini anlamak için allame olmaya lüzum yoktu.
Sayfa 204·Kitabı okudu
"-...Allah yolunda cihad eden bir milleti Cenâb-ı Allah’ın nasıl azîz kıldığını, o yoldan vazgeçince de nasıl zelil eylediğini anlamak isteyenler, şu Türk Milleti’ne baksınlar. Bakınız, onlar, Allah yolunda cihâd ederken şu Hicaz Kıtası’na anlı-şanlı paşalar, vâlîler, kumandanlar gönderirlerdi. Allah’ın dîni uğruna cihad etmekten vazgeçince, eli kazma kürekli amele göndermeye başladılar. Bu azîm fark, onların Allah yolunda cihâd etmekten vazgeçmiş olmalarından başka bir sebeple îzâh edilemez....”
Alıntı
Eğer bir insan her şeyi tanıyıp da Allah’ı (c.c) tanımamış olsa, o kişi hiçbir şeyi tanımamış demektir. Mârifetin alâmeti muhabbettir. Kim Allah’ı (c.c) tanırsa, Onu sevmiş olur. Allah sevgisinin alâmeti ise diğer sevgileri ve dünyayı Ona tercih etmemektir. Allah (c.c) şöyle buyurmuştur: “De ki: Eğer babalarınız, oğullarınız, kardeşleriniz, eşleriniz, hısım akrabanız, kazandığınız mallar, kesata uğramasından korktuğunuz ticaret, hoşlandığınız meskenler size Allah’tan, Rasûlünden ve Allah yolunda cihad etmekten daha sevimli ise, o zaman Allah, emrini getirinceye (hüküm verinceye) kadar bekleyin."