bir çocuk yetişkinlerin açığını ilk kez yakaladığında - yetişkinlerin ilahi zekaya sahip olmadığı, kararların mutlaka akıllıca, düşüncelerinin doğru ve hükümlerinin adil olmadığı o küçücük ciddi kafasına ilk kez dank ettiğinde - dünyası başına yıkılır, paniğe kapılır. tanrılar devrilmiş, güvenlik kalmamıştır. tanrıların devrilişiyle ilgili kesin olan bir şey varsa o da şudur : azıcık yamulmazlar, ya çarpıp parçalanırlar ya da kahverengi çamurun dibine gömülürler. onları tekrar ayağa kaldırmak meşakkatli iştir ; eskisi gibi parlamazlar asla. çocuğun dünyası da eskisi gibi kusursuz ve sağlam olmaz bir daha. sancılı bir büyüme evresidir.
afrika edebiyatının antik yunan tragedyasına dönüşmesi. okunması keyifli bir roman.
nijerya'ya göre orta halli sayılabilecek bir ailede, uzakta çalışmak zorunda kalan eğitimli babanın ev hanımı annenin dört çocuğunu büyütmesini anlatıyor. baba eğitimli, iş sahibi, tek derdi çocuklarını okutup ülkeden çıkarmak. baba her olaya karşı çözüm olarak sömürgeci bir akılla düşünüyor.
olay, okul çıkışı kutsal sayılan suya balık avlamaya giderken karşılaştıkları mecrup münzevi abulu'ya sataşınca başlar. o da kardeşlerden birinin abisini öldüreceğini söyler. abulu yerelde tanınan bir kahindir ve artık olacak olanın olması beklenir. bu beklenti her şeyin değişmesini sağlar. korku ve kaygının bozduğu aile ilişkilerinden sokak ilişkilerine kadar gündelik ilişkilerin çoğuna sızar ve bozar.
afrika edebiyatı sayılan bu eser antik yunanla kehanet mefhumu üzerinden günü ve geçmişi işlenmeye başlar. ülke tarihinden, edebiyatından, dilimden dinime kadar hatta ülkenin yerelini merkeze koyan akıcı bir roman.
okuyun seversiniz ve bence okutun onlar da sever.
daha çok afrika edebiyatı diyelim.