ÇÖLÜN ORTASINDA BİR KEHÂNET:DUNE
Puan vermedi·712 syf.··
2026 14. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 07 Mart 2026 13:31
Bazı kitaplar sadece uzak dünyaları anlatmaz; bizi kendi dünyamızın, insanlığın binlerce yıllık sessiz kalmış kırılma noktalarıyla yüzleştirir. Frank Herbert’ın 1965 yılında edebiyat dünyasına kazandırdığı Dune, derinlerde tam olarak bu yüzleşmeyi sunar. Dune, yalnızca anlatılan olaylardan ibaret kuru bir metin değil; okurken zihnimize yerleştirdiği sorularla, kurduğu çağrışımlarla ve her okunuşunda yeni anlamlar açığa çıkaran katmanlarıyla yaşayan bir yapıttır. ​İlk bakışta galaktik imparatorlukların, soylu hanedanların ve yıldızlararası yolculukların evreni gibi görünse de sayfalar ilerledikçe karşımıza çıkan şey teknolojik bir şov değildir. Aksine kökleri insanın en kadim hırslarına, korkularına ve arzularına uzanan derin bir iç dünya yolculuğudur. Herbert, uzak geleceğe ait teknolojik bir dekorun arkasına, tarihin tekerrür eden döngülerini ve inanç sistemlerinin kitleleri uysallaştıran ya da vahşileştiren kadim hikâyesini gizler. Romanın merkezinde Arrakis vardır; namıdiğer Dune. Fakat bu çöl gezegeni yalnızca bir arka plan değil, romanın gerçek başkahramanlarından biridir. Herbert çölü durağan bir dekor olarak değil; yaşayan, dönüştüren ve sınayan aktif bir güç olarak kurmuştur. ​Arrakis’e gelen herkes değişmek zorundadır. Bu gezegen insanın sahip olduğu tüm yapay fazlalıkları elinden alıp geriye yalnızca çıplak özü bırakır; gücü, korkuyu, inancı ve karakteri sınar. Bu yönüyle Arrakis, dünya edebiyatında ve kutsal metinlerde sıkça karşımıza çıkan çöl imgesini hatırlatır: ​Çöl, insanın kendi hakikatiyle karşılaştığı yegane yerdir. ​Musa’nın halkıyla birlikte yıllarca dolaştığı, İsa’nın yalnız kaldığı, peygamberlerin vahye hazırlandığı mekândır. ​Medeniyetin gürültüsünden uzaklaştıkça, insanın kendi iç sesiyle baş başa kaldığı o mistik alandır. ​Paul Atreides’in
Kitap Simyacıları
DuneFrank Herbert · İthaki Yayınları · 202115,7bin okunma
İBADET NEDİR!
Puan vermedi·576 syf.··
2026 78. kitabı
yeryüzünde bütün dinler her zaman iyliği güzelliği tavsiye ederler ama insanoğlu bunları yolundan saptırıp kendi emellerine kullanmaktan çekinmemiştir en açık örnek olarak protestan ahlakını verebiliriz çünkü kapitalizm burdan cıktığı söylenir. burdan yola çıkarak islam ahlakını ele almakta yarar var.Ahmet Altan’ın dediği gibi islam ahlakı diye birşey var mı? varsa bunan islam ülkelirinde bir karşılığı var mı. peki bu ahlak hırsızlığa karşı mı? bu ahlak yalana karşı mı? bu ahlak cinayete karşı mı? bu ahlak iftiraya karşı mı? %99 müslüman olan türkiye’de bir karşılığı nedir, var mıdır. hırsızlığa karşı mı çıkıyorlar, cinayetlere karşı mı çıkıyorlar, çoçukların gençlerin ölmesine karşı mı çıkıyorlar yoksa tüm bunlar kendi çıkarları için kabul mü ediyorlara din nedir? dini nasıl tarif ediyoruz, bu dünya bir imtihan dünyası dünya’da çok fazla bir haksızlık ve adaletsizlik zulüm var. Allah’ın olduğu bir yerde bu kadar haksızlığın ve zulmün tek cevabı ilerde başka bir hayatta düzelecegini ve başka bir hayata gecerken burası bir imtihan dünyası olduğunu söylenir, peki nedir, ne ile imtihan olunur insanlar,kendileri ile imtihan olunur. neden kendileriyle imtihan ediliyorlar, çünkü Allah onları birbirlerinin zıttı olan duygularla yaratmış ve onlara demiş ki içindeki iyliğe sahip çıkacak ve içindeki kötülüğü yeneceksiniz imtihan budur. hatırlayın peygamber hz Muhammed s.a.v tebük savaşın dönüşünde ‘küçük cihattan büyük cihada döndük büyük cihad nefisle mücadelidir. Demiştir peki bu cihadın bu mücadelenin neresindeyiz bir dindarın mücadelesi, savaş alanı,kendi zihni ve kendi bedenidir. ve savaşı kaybetmiş bir dindar şeklen ne kadar ibadet ederse etsin iyi bir dindar olma şansı yoktur dikkat edin, dinde pek şekli övüyorlar namaz cok önemli, oruç çok önemli, cuma çok önemli, burda
Din
Ölmek Kolaydır SevmektenAhmet Altan · Everest Yayınları · 20151,467 okunma
📚🔔 Tatil zili çaldı! Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞 Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Cihat Farz-ı Kifayedir
Puan vermedi·166 syf.··
2025 103. kitabı
Kudüs'ün, Gazze'nin, Filistin'in başına gelenler bölge insanının güçsüzlüğü, zayıflığı ya herhangi bir hatasından kaynaklanmamaktadır. Ne yazık ki; ümmetin genel hali başımıza böyle musibetler gelmesine yol açmıştır. Rabbim (cc) bizlere acilen dirilmeyi nasip etsin inşallah. Yusuf Karadabvi (rhm), eserine Kudüs'ün tüm Müslümanlar için neden kutsal olduğunun kanıtlarını açıklamak ile başlıyor. Kısaca şunları aktaralım: Mirac'ın "isra" ile Mescid-i Aksa'ya vardıktan sonra gerçekleşmesi "Kendisine âyetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammed'i) bir gece Mescid-i Haram'dan çevresini bereketlendirdiğimiz Mescid-i Aksa'ya götüren Allah'ın şanı yücedir. Hiç şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir." (İsra suresi , 1) Allah (cc), Müslümanlar için Mescid-i Harem ile Mescid-i Aksa'yı birbirine bağlamıştır bu ayet-i kerime ile. Mescid-i Aksa ilk mescitlerimizdendir. Hz. Peygamber (s.a.v) şöyle buyuruyor: "Mescid-i Aksa'da kılınan namaz Mescid-i Haram ve Mescid-i Nebevî haricindeki mescitlerde kılınan beş yüz namaza denktir." Ebu Zerr'in (r.a) rivayet ettiği bir başka hadis ise şöyledir: "Hz. Peygamber'e (s.a.v), Yê Resûlallah! Yeryüzünde ilk önce hangi mescit inşa edildi?' diye soruldu. Resûlüllah (s.a.v), "Mescid-i-Haram" buyurdu. "Sonra hangisi?" diye soruldu. Resûlüllah (s.a.v), "Mescid-i Aksa" diye cevap verdi." Bu kanıtlar genişletilebilir; lakin buraya kadar yeterlidir, feraset sahibi Müslüman için. Dolayısıyla Kudüs'ü, Filistin'i, Gazze'yi savunmak Müslüman için farz-ı kifayedir. Sonuç olarak, cihat sorumluluğunun Filistinli Müslümanlar --> Bölge Müslümanları --> Bütün Müslümanlar olarak ilerlediğini anlamak gerekir. Eğer bu gerçekleşmezse her Müslüman'a buradan bir günah düşer ( sana sığınıyoruz Rabbimiz). Ümmeti bir araya getiren bir
Din İslam
KudüsYusuf el-Karadavi · Nida Yayıncılık · 20212,799 okunma
8/10
·234 syf.··
Beğendi
·
2025 289. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 15 Ekim 2025 14:58
Savcı Özer aracılığıyla tanıştığı iş insanı Sedat ile ortak tutkuları olan transhümanizmin cazibesine kapılan Hakim Cihat, zamanla işi ve vicdanı arasında sıkışır. Bu çıkmazdan nasıl kurtulacaktır? Kitap, yapay zekânın sunduğu kolaylıkların yanı sıra, bizden alıp götürdüğü değerlere de dikkat çekiyor. Transhümanizm nedir : İnsanın fizyolojik, biyolojik, psikolojik, bilişsel yetilerini, teknolojik imkânları (sentetik biyoloji ve bilgisayar teknolojileri) kullanarak bu yetilerin daha ileri seviyede olacağını iddia eden içinde yapay zekâ uygulamaları, robotik çalışmaları barındıran sürecin adıdır. Kitabın verdiği mesaj vicdan olmadan adalet olurmu. Yapay zekâ, bir hâkimin kararlarını verebilirmi, görünenin ardına bakabilirmi, vicdanı ile karar verebilir mi? Ben kitabı çok beğendim, severek okudum.
Sanal VicdanAydın Çolak · İkinci Adam Yayınları · 202434 okunma
Puan vermedi·296 syf.·
2025 31. kitabı
#kitapinceleme Dune serisinin ikinci kitabı Dune Mesihi'nde Paul Muaddib'in güçle imtihanına şahit oluyoruz. Cihat için cihat tarafından seçilen kişi olduğunun farkında olan Paul'ün huzursuzluğu, kendini gerçekleştiren kehanet'ten kaçış olmadığını anladıkça artıyor. Birçok yerde kendine karşı koymaya, kendiyle savaşmaya çalışsa da bazı şeyleri engellemenin yolu olmadığını biliyor. Lider olduğu için bazen halkı tarafından olumsuz eleştiriler alıyor, tiranlıkla suçlanıyor, ne zaman liderliği bırakacağı tartışılıyor. Ancak Paul de biliyor ki bunu kendisi istemedi, kader öyle buyurdu, yolu kader çizdi. İstememenin önemi yoktu çünkü iradesini ortaya koymasına izin verilmeden öne sürülmüştü. Paul Muaddib güçle gelen yalnızlığın farkında ve güçle gelen kasvetin, ağırlığın, huzursuzluğun kıskacında. Güç, mutluluktan çok gücün nasıl tılsımlı ve acımasız olduğunu bilen için başka ne vaat eder ki? Paul gücün artmasıyla gerçeklikten kopmanın kaçınılmaz olduğunun da farkında. Bu farkındalığı da hayatına giren "farkındalık müridi Hayt" ile artıyor. Yaptığı gezilerle, yaptığı sohbetlerle, yalnız kalıp düşünme fırsatı bulduğu anlarla, gezegeni seyirle ve zihninin daha nice küçük kaçamakları sayesinde farkındalığı artıyor. Git gide kendiyle savaşı, iç savaşı artınca ister istemez evrilme sancısı yaşıyor. Monologlarından birinde geçiciliğini, ölümlülüğünü idrak ediyor, zamanı gelince Zaman'a yenileceği fikri benliğini sarıyor. Öyle ya Yunus Emre de şöyle demiyor muydu; "Nice han nice sultan Tahtı bıraktı geçti Dünya penceredir Her gelen baktı geçti" Zamanla Paul de düzeni değiştirme isteği ve cesareti ortaya çıkıyor. Çünkü güç denen şeyin herkesi kandırdığını biliyor. Gücün büyüsüz anlarında olduğu zaman, gücün sıkıntı veren şey olduğunun bilincinde. Güç kafestir, güç yeri gelir
Dune MesihiFrank Herbert · İthaki Yayınları · 20218,7bin okunma
Kürt-İslam Ayaklanması Üzerine Bir İnceleme
8/10
·238 syf.··
Beğendi
·
2025 45. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 31 Ağustos 2025 00:00
Uğur Mumcu'nun 1987'de yayımlanan "Kürt-İslam Ayaklanması" kitabı, 1925'te Doğu Anadolu'da patlak veren Şeyh Sait İsyanını mercek altına alıyor. Mumcu, bu eserde isyanı salt bir etnik veya dini kalkışma olarak değil, emperyalist güçlerin manipülasyonu ve iç ihanet unsurlarıyla örülü bir olay olduğunu anlatmaya çalışıyor. Kitap, Osmanlı'nın son dönemlerinden Cumhuriyet'in ilk yıllarına uzanan bir bağlamda, İngiliz istihbaratının rolünü ve yerel figürlerin yabancı güçlerle işbirliğini belgelerle ortaya koyuyor. Bu inceleme yazımda, Mumcu'nun eserinde vurgulanan Şeyh Sait'in ihanet ve pişmanlık ifadelerine, İngilizlerle olan bağlantılarına ve özellikle "Binbaşı Noel" olarak anılan İngiliz subayı Edward William Charles Noel'in faaliyetlerine odaklanacağım. Mumcu'nun kitabında Şeyh Sait, isyanın lideri olarak tasvir edilirken, hareketin arkasında İngiliz emperyalizminin gölgesi belirgin. İsyan, Musul sorununun Lozan Antlaşması sonrası İngiltere aleyhine çözülmemesi için Türkiye'ye karşı bir baskı aracı olarak kullanılmıştır. Nitekim bu ayaklanmadan sonraki ilk görüşmede İngiliz temsilci Lord Curzon: "Türkler, Kürtlere iyi davranmıyor" diyerek demografik yapısının yarısından fazlası Kürt olan Musul'un Türklere verilmesini "imkansız" olarak tanımlıyordu. Şeyh Sait'in İngilizlerle işbirliği, Mumcu tarafından belgelerle destekleniyor; örneğin, isyanın planlanma aşamasında İngiliz ajanlarının Kürt aşiretlerini bağımsızlık vaadiyle kışkırttığına dair raporlar yer alıyor. Aynı raporlar Kürt önderlerin, İngiltere'nin Irak ve İran elçiliklerine açıkça yardım talebinde bulunduğunu da yazıyor. Mumcu, Şeyh Sait'in mahkemedeki savunmasında "Ben adalet istemiyorum, merhamet, atıfet, af istiyorum. Adalet tatbik olunursa halim nice olur" diyerek ihanetinin farkına vardığını ve
Siyaset
Kürt-İslam AyaklanmasıUğur Mumcu · um:ag Yayınları · 2012422 okunma