Puan vermedi·109 syf.·
2026 25. kitabı
Fransa’da, küçücük bir masum kız çocuğunun doğduğu andan itibaren, anne ve babasının psikolojik ve fiziksel şiddetine nasıl maruz kaldığını anlatan kısacık, gerçek bir roman. Açıkçası, kitap her satırında beni çok öfkelendirdi. Minicik masum bir çocuğun hissettiklerini ben de hissettim, bazı sayfalarda bu kadar mı vahşileşebilir insanlar diye sorguladım.Fiziksel şiddete maruz kalmasını gösteren onlarca emare olmasına rağmen yetkililerin buna kör kalmasına ayrıca öfke duydum. Ortada koca bi istismar olduğu aşikar keza anne ve baba oyunculuklarıyla yetkilileri bir şekilde öyle olmadığına ikna edebiliyor. Sonradan durumun ciddiyetini anlasalar da ne yazık ki “Geç gelen adalet adalet değildir” sözünün vücut bulmuş halini hissediyorsunuz kitabın son satırlarında. Nedense hep iş işten geçtikten sonra bir şeylerin ciddiyetini idrak ediyoruz. Keşke şu dünyada çocuklar acı çekmese, keşke onlara daha iyi bi dünya sunabilsek... Keşke çocukları koşulsuz bir sevgi içinde büyütbilecek idrağa sahip yetişkinler anne baba olabilse.. Diana gibi acı çektim, kimsesizliğini içimde hissettim. Gerçekten çok etkileyici bir kitap hala etkisinden çıkamıyorum, keşke herkes ilahi ve adil bir anne baba olabilse. Her sayfasında biraz daha içim sızladı, biraz daha sustum. Bir çocuğun duyulmayan sesine tanıklık etmek kolay değildi. İnsanın kalbine dokunan, düşündüren ve iz bırakan bir kitap. Mutlaka okunmalı.
1000Kitap
SakarAlexandre Seurat · Metis Yayınları · 20255,8bin okunma
7/10
·120 syf.··
2026 62. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 13:48
Melih Cevdet Anday Mikado’nun Çöpleri Eserde; kucağında bebeği ve gidecek yeri olmayan bir kadın, bir kış gecesinde yoldan geçen bir erkek ile karşılaşır ve erkek, kadını evine davet eder. Konuşma ihtiyacında olan bu iki karakter de o geceyi birlikte sabaha erdireceklerdir. Değindikleri konuları, yaptıkları çıkarımları ve daha nicelerini duymaya ve dinlemeye davet ediyorlar okuru. • KADIN: ... Çünkü bir insandım yalnız başıma iken, buraya gelince bir konu oldum. Siliniverdim. Bir hiç yapıp çıkardınız beni. Vücudum bile küçüldü sanki, küçüldü, küçüldü, kilimin altına girecek kadar, pire kadar küçüldüm. (Sayfa 36) • ERKEK (merakla): Yani bu sahne daha önce de geçti mi? KADIN: Hiçbir sahne aynen geçmez elbet. Değişe değişe geçer. (Sayfa 47) • Kaçacak yerim yok ki... Dapdaracık oldu dünya... Tek ayak üstünde bile duramam artık... (Sayfa 51) • ERKEK: Rastlantı demek istiyorsun. Rastlantı yok bu dünyada, yok. KADIN: Öyleyse ne bu? ERKEK: Aradık birbirimizi. (Sayfa 51) • Düşünüyorum düşünüyorum, bulamıyorum. Her şey karmakarışık, hiçbirinin içinden çıkamıyorum. Ne yapacağım ben? (Sayfa 58) • KADIN: Sevginin kökünü kazımışsın içinde... Sade yalnızlığın için çalışmışsın, büyük duvarlar örmüşsün çevrene ama sonra bir de bakmışsın ki duvarların içinde kimse yok. (Sayfa 96) • ERKEK: Gözlerinin içinde bir deniz görüyorum. (Sayfa 101) • Bir gün az kaldı mutlu oluyordum. (Sayfa 109-110) Okurken bazı şeylerden şüphe etmeme ve bazı şeyleri de sorgulamama sebep oldu bu tiyatro eseri. Tiyatro okumayı özlediğimi hissettirdi bana. Buraya kadar okuduğunuz için teşekkür ederim.
Edebiyat
Mikado’nun ÇöpleriMelih Cevdet Anday · Everest Yayınları · 20212,037 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Karanlıkta iki gölge yan yana geldi ve karanlık bitti...
Puan vermedi·376 syf.··
2026 68. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 21:00
"He is half of my soul, as the poets say." ya ben bu kitabın beni bu kadar mahvedeceğini tahmin etmemiştim.. ne yazcam kelimeleri nasıl toplıcam hiç bilmiyorum hala. Madeline Miller mitolojik bi efsaneyi alıp öyle bi aska, öyle zarif bi bağlılığa dönüştürmüş ki kitabı bitirdiğimde göğsümde kocaman bi ağırlık vardı hala etkisinden cıkamıyorum ağlamaktan yoruldum .. biz akhilleusu hep o yenilmez gururlu yarı tanrı savasçı olarak bildik ya hani, tarihteki o gaddar imajı falan. ama bu kitap bize onun savas meydanlarındaki ihtişamını diil patroklosun gözlerindeki o saf masum halini anlatıyo. o kadar insani ki.. hele o Chiron'un yanındaki çocukluk yılları, pelion dağındaki o huzurlu günler.. yazar oraları o kadar güzel anlatmış ki keşke hep orada kalsalardı dedim okurken. patroklosun sadakati, o herkesin korktuğu akhilleusun onun yanındaki o çocuksu ama devasa sevgisi içimi titretti resmen. bi de şu kader mevzusu ve tanrıların o kibirli, bencil dünyası beni acayip delirtti okurken.. özellikle Thetis karakterine o kadar sinir oldum ki anlatamam, kadındaki o kibir ve oğlunu sadece şan şöhret için harcama isteği delirtti beni. iki ölümlünün kaderin önüne geçemeyen o çaresiz ama yine de pes etmeyen hikayesini izlemek hem büyüleyiciydi hem de cok can yakıcıydı bence truva savaşı başladığı andan itibaren zaten kalbim sıkışa sıkışa okudum, o savaşın anlamsızlığı, gurur yüzünden verilen o kayıplar falan çok iyi işlenmişti. yazarın dili de o kadar akıcı ki betimlemeler falan acayip şiirsel, sanki düz yazı diil de bi melodi okuyosun gibi. akhilleusun şan şöhret açlığıyla patroklosun o şifacı, merhametli yönünün tezatlığı muazzam verilmiş. sonunu bile bile okumak canımı cok yaktı, o son sahneler, mezar taşındaki o isim detayı falan beni benden aldı bittim orda zaten.. ama her saniyesine
Akhilleus’un ŞarkısıMadeline Miller · İthaki Yayınları · 202019,4bin okunma
9/10
·600 syf.··
2026 34. kitabı
·
28 saatte okudu
·
Okunma: 12 Haziran 2026 16:26
Daha fazla kaos olamaz diyorum, sonra yazarlar gelip çıtayı arşa çıkarıyor. Bu kitapta sırlar ortaya dökülüyor, dostluklar sınanıyor.. Kendimi sürekli bir bölüm daha okuyayım derken buldum. Entrika, ihanet, romantizm ve aksiyon öyle güzel harmanlanmış ki kitabı okurken adeta Solaria'da yaşıyormuş gibi hissettim. Bazı karakterlere sarılmak, bazılarını ise akademiden aşağı yuvarlamak istedim. Bazı sahnelerde karakterler arasındaki çekim o kadar iyi yazılmış ki sayfaları çevirmek imkânsız hale geliyor. Ancak beni asıl etkileyen şey, bu sahnelerin hikâyeye ve karakter gelişimine hizmet etmesiydi. Romantizm, entrika ve kaos bir araya gelince ortaya tam anlamıyla bağımlılık yapan bir kitap çıkmış.Eğer karanlık fantastik dünyaları, güçlü karakterleri ve sizi sabaha kadar uyutmayan kitapları seviyorsanız, Zodyak Akademi sizi de pençesine alacak. Şimdi beni affedin, çünkü bu seriden çıkamıyorum Hesaplaşma Caroline Peckham Susanne Valenti
HesaplaşmaSusanne Valenti · Olimpos Yayınları · 2026118 okunma
Vakit varken söylemeli insan ne söylenecekse yaşayanlara...
9/10
·392 syf.··
2026 51. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 09 Haziran 2026 14:31
Rüyalar Anlatılmaz geçmişin, bastırılmış travmaların, suskunluğun aile ve birey üzerindeki yıkıcı etkilerini anlatan, sürükleyici, sürprizlerle dolu çok sarsıcı bir roman. Yazarın okuduğum ikinci romanı. Şimdi bitirdim kitabı ve etkisinden çıkamıyorum. İnsanın damağında baskın bir hüzün tadı bırakıyor. Duygusal etkisi çok yüksek. Kitaba başlarken Eyüp'ün hikayesini okuyacağım sanmıştım. Halbuki Eyüp'ten başka herkesin hikayesini okudum. Ahh Müesser, ahh Eyüp, ahh Veysel, ahh Perihan... Hangi birinize üzüleyim, hangi birinize yanayım bilemedim. Yaşamlarını karakterlerin gözüyle izlediğimde her karaktere ayrı ayrı sarılmak istedim. Ayrıca kimsenin kötü olarak doğmadığını, hayatın ve şartların o hale getirdiğini hatırlatıyor kitap. Ama bitince insanın içine bir taş oturuyor. Ne yazarsa yazsın okurum dediğim yazarlar arasına girdi bu kitapla Nermin Yıldırım kullandığı cümleler düşündürücü ve insanın içine işliyor. Dili oldukça duru ve akıcı. Kesinlikle tavsiyedir. Keyifli okumalar diliyorum... Kitabı birlikte okuduğumuz yoldaşıma ✯Bellisperennis✯ çok teşekkür ediyorum...Harika ve çok eğlenceli bir okumaydı yine her zamanki gibi, her ne kadar sinirden delirip saç baş yolsak da;))iyi ki sen caniçi♡♡ #305928092
Rüyalar AnlatılmazNermin Yıldırım · Everest Yayınları · 20254,420 okunma
9/10
·136 syf.··
Beğendi
·
2026 53. kitabı
Merhaba kitap sever dostlarım okurken sadece bir karakterin hikâyesini değil, bir toplumun yıllarca sessiz kalmış acılarını da omuzlarınızda hissedersiniz işte böyle bir kitap okudum. Romanın merkezinde Hatice var. Babası tarafından para karşılığında Filistinli bir Arap adama verilen ve dördüncü kuma olarak yabancı bir hayata sürüklenen genç bir kız... Kitap boyunca Hatice'nin yolculuğunu, yaşadığı acıları, korkularını ve ölümüne kadar uzanan hayatını okuyoruz. Ancak bu yalnızca Hatice'nin hikâyesi değil; aynı kaderi paylaşan yüzlerce kız çocuğunun da sesi. En çok etkilendiğim noktalardan biri Hatice'nin Nenannesinden (anneannesinden) dinlediği masallardı. Zor zamanlarında o masallara sığınması, sonra da kendi gibi istemeden evlendirilen kızlara anlatarak onların korkularını hafifletmeye çalışması çok dokunaklıydı. Zamanla çeşme başında kadınlara anlattığı masallar kulaktan kulağa yayılıyor ve Hatice, herkesin "Suların Sultanı" diye andığı bir kadına dönüşüyor. Acının içinden umut ve dayanışma yaratabilmesi gerçekten unutulmazdı. Kitap yoğun şekilde kadınların yaşadığı zorlukları, çaresizlikleri ve hayatta kalma mücadelelerini anlatıyor. Aynı zamanda Kıbrıs'ın çok az bilinen, insanın içini sızlatan bir dönemine de ışık tutuyor. Okurken sık sık durup düşündüm; bir insanın kaderi başkalarının verdiği kararlarla ne kadar değişebilir? Hüzünlü, yer yer öfkelendiren ama bir o kadar da etkileyici bir romandı. Son sayfayı kapattığımda aklımda en çok Hatice'nin masalları kaldı. Çünkü bazen insanlar hayatta kalmak için ekmekten önce bir hikâyeye ihtiyaç duyarlar. Kadınların susturulmuş seslerine, Kıbrıs'ın kanayan yaralarına ve unutulmaması gereken hayatlara dokunan etkileyici bir roman. Çok hüzünlendim etkisinden çıkamıyorum. Sizi derinden sarsacak bir kitap mutlaka
Cümbezin KızıÜlkü Demiray · Bilge Kültür Sanat · 20241,995 okunma