Alice Harikalar Diyarı'nda isimli masaldaki Çılgın Şapkacı' yı bilir misiniz? Bu karakter tarihsel bir temele dayanır. 18. yüzyıldan 20. yüyzyılon ortalarına kadar şapkacılar, tavşanların ve diğer küçük hayvanların kürkünü çıkarabilmek için bir cıva çeşidi kullanırlardı ve keçe yapımı sürecinde bu cıva havaya salınırdı. Bu şapkacıların hafıza kaybı, depresyon, uykusuzluk, titreme, alınganlık ve aşırı sosyal fobi gibi 'çılgınlıkları' aslında cıva zehirlenmesiydi.
Bir çılgın gibi çırpınmaktan, rezalet çıkartmaktan korkuyordum. Hayatımda her şey kötü gidiyordu ama inat edecek olursam, daha da kötüye gideceğine inanmıştım. Şunu da ekleyeyim: baş eğmek ile isyan etmek arasında bir karar veremedimse, bana verilen ilaçlar yüzündendi.
Bu hayatımdaki en güzel gecelerden biri oldu. Bu genç kızın hayatımda artık gelip geçici bir macera olarak kalmayacağını hemenanladım. Öylesine çekici, öylesine çocuksu, öylesine akıllıydı ki insan benimsenmiş formüle göre, ondan önce nasıl oldu da bir başkasını sevebildim diye sormaktan kendini alıkoyamıyordu. Dahaönceki kızların tümü, kendilerinin ululaştırılmışı olabilecek bu kızın birer taslağı olmaktan öteye geçmiyordu. O zamanlar, can sıkıntısı ve alışkanlığın öldürdüğü iki yıllık bir ilişkiden yeni çıkmıştım. İnsanı yeniyetmelik günlerine götüren gençlik kaynağına yeniden kavuşuyordum. Daha kendisini tanımadan Rebecca’da hoşlandığım bir şey vardı: Bende yaratabileceği aşk. Onun kalbine gidenyolu kazanacağım gibi bir hayale kapılabilir miydim? Benim gözümde daha ilk anda, hani başkaları tedirgin etmediğinde sizi en uçnoktalara kadar götüren bazı kişiler vardır ya, işte onlardan birioluverdi. Çılgın, gönül okşayıcı, hoşuma gitmek için her şeyi yapmaya hazır bir havası vardı. Kendini ulaşamayacağım bir yere koyarak bir tür teslimiyetle etrafa ışık saçıyordu - ki bu da beni allakbullak ediyordu. Çılgınca niyetler yüklediğim bu kurnazca mesafenin sadece bir amacı vardı: Endişeye kapılarak ona bağlanıvermişolmak. Güzel sözcükler icat ederek, en anlamsız olayları hovardaca kutlayarak, bayağılığın içinden sonsuz bir kendini yenileme gücü çıkararak onu güldürmemin hiç önemi yoktu. Gerçek karşılaşmalar, bizleri kendimizin dışına savurur, trans haline geçirir, sürekli yaratmaya iter. Eğlendiğime ve kendimi şaşırttığıma göre onu daeğlendiriyor ve şaşırtıyordum.
“ Çocukluğumuzda, caddeden akan arabalar arasından, bir kaldırımdan ötekine bir koşu çılgın ve neşeli geçişini seyrettiğim zamanki gibi, seni endişeyle severdim. “