Naci Azra Arılı

Naci Azra Arılı
@cinali88
Matematik Öğretmeni
Yüksek Lisans
İstanbul
18 okur puanı
Ağustos 2019 tarihinde katıldı

Naci Azra Arılı

, bir kitap okudu
Puan vermedi·96 syf.·
2023 80. kitabı
Lev Tolstoy
8.2/10 · 234,1bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Kediyle Gelen
“Kızım, evlenmeden önce dikkatli ol. Erkek kısmına güven olmaz. Onların telinden elek, demirinden direk, unundan börek, suyundan yemek yapılmaz. İş yuva kurmaya gelince oflayıp puflar bunlar; tırsıp sekerler, ürküp teperler, foslayıp biterler, bayılana kadar bal yiyip ayılır ayılmaz kıçını sallaya sallaya ormanın karanlığına doğru yollanan ayı yavrularına benzerler. Gecekonduya saray, eşiğe yokuş, kuru ekmeğe kıymalı börek derler. Senin güzelliğini elde edene kadar cevval bir aslan, elde edip seni kendisine bağladıktan sonra hımbıl bir merkebe dönüşürler. Tasmasını takıp zincirini eline alana kadar karnının tıka basa doymasına izin verme. Bırak aç gezsin, bırak bir yanı hep eksik kalsın, bırak eksik olan o yanı hep senden yana ümitvar olsun. O eksikliğiyle, o hasretiyle sana bağlansın; kapında paspas, tekkende derviş, lokantanın önünde eli boş tasla bekleyen aç dilenci olsun. Sen yağmur ol, o kuraklıktan çatlamış toprak olsun. Sen Everest ol, o senin zirvene tırmanmanın hayalleriyle bitap düşmüş zavallı bir maceraperest olsun. Sen şems ol, o etrafını tavaf eden seyyare olsun. Çok uzaklaşırsa üşüsün, çok yaklaşırsa yansın. Biz analarımızdan, onlar da analarından böyle öğrendi kızım kızım. Vardır bir bildikleri, vardır bir bildiğimiz...” (s 80)
Edebiyat
Hediyenin metafiziği
Öyle ya, 28 günlük ömründe -veteriner hekimin beyanı- sen de pekâlâ fark etmişsindir her hediyenin aynı zamanda bir ceza, bir zorbalık aracı olduğu gerçeğini. Kendisine hediye verilen kişi almış olduğu hediyeye nesnel gözle bakmaktan vazgeçer ister istemez. Kalkıp diyemiyorsun ki ben kitap sevmem, hele hele bu yazarı hiç sevmem. Bir de üstüne üstlük hediye veren kişinin gözleri hep sende kalır sonraki günlerde, haftalarda, hatta bazen aylarda. Sanki emanet vermiş de emanetinin geri döneceği günü bekliyor sabırsızca. Ara sıra, çaktırmamaya çalışarak istiridye utangaçlığıyla açar konuyu, kitabın yazarından bahseder istemem yan cebime koy tavırlarıyla. Senin ağzını arar güya, kitabı okumaya başladıysan mutlaka dilinin altında, dişlerinin arasında, hadi olmadı en kötü olasılıkla boğazının arka kısımlarında bir şeyler takılıp kalmıştır diye düşünür. Hadi bir aksır, bir öksür, bir hapşır; dök bakalım ne kalmış hazmedemediğin. Mecburen okursun, ya da yeni başladım çok güzel bir hikâyesi varmış dersin. Araya yaz tatili girsin, doğal bir afet dünyanın uzak bir kısmını vursun ya da Zeki Müren’in aslında ölmemiş olduğu haberi sosyal medyada yayılsın diye dua edersin. Bu boş beleş dileklerinin hiçbirisi gerçekleşmez. Kitabı doğum gününde sana kakalamış olan arkadaşın -Amca ya da teyze olsa bir nebze daha tahammül edilebilir bir deneyim olurdu bu!- allem eder kallem eder bulur seni. Vermiş olduğu hediyeyi burnundan fitil fitil getirene kadar sorgular, gözünün kenarıyla bakar, cıkcıklar, vahvahlar, seni toylukla, gereksiz kitapları okumakla, gerçek edebiyatı anlamamakla suçlar. O ki hayatın sırrını çözmüş, çölün kumlarını ve denizin dalgalarını aşmış, Hegel’in zeitgeistını Spinoza’nın panteizmini Heidegger’in daseinını aynı anda yalayıp yutmuş bir kitapkurdu; sen ise yol kenarında
Edebiyat
Aşk Taksisi
Başlarına kırmızı saksılar giymiş kara derili arabacıların sürdüğü atlı arabaların -aşk taksicilerinin- yanından geçerken adamlar bize "Aşk taksisi bayım, bayan. Saati on kuruş. Çok sakin bir köşe biliyorum..." diye seslenirlerdi. Melisa kıkır kıkır güler, sabah ışığında inci gibi parlayan minareleri, liman rüzgârına kapılan renli çocuk uçurtmalarını izleyerek yürürken başını öteki yana çevirirdi.
Sayfa 146 - Can·Kitabı okudu
Edebiyat
Ah Min-el Aşk
Bütün kadınlar gibi Justine de kendisine yüzde yüz inan duyduğu birinden nefret ederdi; sana biraz tuhaf gelecek ama onun eksiksiz hayranlık duyduğu biri hiç olmamıştı. Sonunda hiç değilse aldatarak cezalandıramayacağı birine çatmıştı -bağışlanamaz, ama sevindirici bir yenilik- Kadınlar derinlikli oldukları oranda ahmaktırlar.
Sayfa 131 - Can·Kitabı okudu
Edebiyat