Bütün yaşamı bu mektuplar olmuştu, onları yazarken, gerçek kişilerden söz eden yazarların başlarına gelen türden çarpık bir gerçeklik duygusu yaşamaya başladı. Örneğin, Montolive’e yazdığı yıllar içinde deyim yerindeyse, onu yeniden bulguladı, hem de sonuç öylesine başarılıydı ki artık Leyla için o gerçek bir insandan çok, imgelemindeki biri olarak vardı. Hatta neye benzediğini, maddi varlığının nasıl bir şey olduğunu hemen hemen unutmuştu.