Berci Kristin

Berci Kristin
@cinesapiens
10/10
·232 syf.··
Beğendi
·
2020 283. kitabı
·
19 günde okudu
·
Okunma: 10 Aralık 2020 00:34
Mehmet Eroğlu’na göre; insanlar Tatar Çölü’nü okuyanlar ve okumayanlar diye ikiye ayrılırmış. Ben Tatar Çölü'nü 33.yaşımı geride bırakmak üzereyken okudum ve dedim ki, "ne önce, ne sonra tam da vaktiymiş seninle tanışmanın Giovanni Drogo." Çünkü bizler de Drogo gibi kendi çölümüzdeyiz ve kendi Tatar Çölü'müzü kabullenip, kendi rutinlerimiz içerisinde sürüklenip, gidiyoruz. Tatar Çölü, Modern Edebiyatın öncülerinden İtalyan yazar Dino Buzzati'nin 1940 yılında 2. Dünya Savaşı zamanında yayınlanan kitabıdır. Gerçek hayatında savaşa katılan yazar, askeri düzen eleştirisini, bir askerin tabiiyetinin altındaki motivasyonu anlamaya ve anlatmaya çalışmıştır. Aynı zamanda kitapta asıl olan beklemenin insan üzerinde yarattığı etki ve bekleme olayının kendisidir. Hep büyük savaşların, başarıların, galibiyetlerin, aşkların, mutlulukların hayalini kurmaktayken, o an gelip çattığında, beklenen, arzu edilen kapına kadar geldiğinde ya yataktan kalkamayacak kadar hasta ya da 'alışılmış uyuşukluğundan' dolayı nasıl bir adım atacağını bilememektesin. Sırf bir kahramanlık umudu olduğu için, yıllardır hiç bir tehlikenin gözlenmediği Bastiani Kalesi'nde çölden gelecek tehlikeyi beklemeyi, hayatı yaşamadan, geleceklerinin yok olmasına yeğliyor Bastiani Kalesi'nin tüm askerleri. Okurken hep aklıma Pers mitolojisinde efsanevi bir kuş olan Butimar Kuşu geldi. Sıvı ihtiyacını deniz suyu ile karşılayan bu kuş, denizi okadar çok sever ki, deniz kıyısına konar, kanatlarını açar ve tek başına oturur, denizi seyreder. Denizin bir gün kuruyacağından korkar ve bu korku yüzünden hiç su içmez ve en sonunda susuzluktan ölür. Yani saldırısı beklenen düşmanın dahi kim olduğunun bilinmediği bir kalede kahramanlığı
Tatar ÇölüDino Buzzati · İletişim Yayınevi · 201819,8bin okunma
Reklam
10/10
·704 syf.··
2020 69. kitabı
Burada amacım bir klasik roman olmasına ve kalın cüssesine bakılarak korkulan canım Budala'nın aşırı derecede sürükleyici bir kitap olduğunu bir nebzede olsa sizlere anlatmaktır. Kitap boyunca olaylar hiç bitmez ve sürekli, hızlı bir akış halinde devam eder, size nefes alıp dinlenmek için vakit bırakmaz. Gerilmelerle ve boşalmalarla yüklü bir psikolojik gerilimdir adeta. 19.yy ortalarında, Petersburg'da Sara hastası bir gencin merkeze yerleştiği bir dünyada dürüst ve açık bir insan olarak yaşamanın zorluklarına değinirken, aynı zamanda toplumun ne kadar da ikiyüzlü bir sistem üzerinde ayakta durduğunu gösteriyor Dostoyevski. Ve böyle bir dünyada dürüst olmak o yozlaşmış insanlara göre 'budala' olmaktır diyor. İsa ahlakının bir yansıması olarak oluşturulmuş, Peygambervari özellikler atfedilmiş sara hastası baş kahramanımız Prens Mişkin'in yaşamı kendi iç dünyasını seyre dalmakla geçer. İnsanlarla her türlü alışverişten arınmıştır. Prens tam bir saflık ve masumiyet içerisinde olup, dünya nimetlerinden ve hırslarından kopmuş bir hal üzerine yaşar. Her şeyi ve herkesi sevmekten başka bir şey gelmez elinden. "Niyetim bütünüyle güzel bir insanı anlatmaktır." diyor Dostoyevski. İyi ve güzel olmanın budalalık olarak görüldüğü dünyada yazar, Prens Mişkin gibi doğruluk üzerine olmanın mümkün olduğunu bizlere gösteriyor.
Edebiyat
BudalaFyodor Dostoyevski · Timaş Yayınları · 201931,5bin okunma
10/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2020 280. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 19 Kasım 2020 01:15
İnsan; görülmeyi, birilerinin onu sorgusuz, sualsiz dinlemesini, kim olursa, ne olursa, ne derse desin dikkatli ve kalpten kabul görmeyi arzular. Nereden ve ne zaman geldiği belli olmayan, sanki hep varmış gibi olan yalnız bir kız çocuğu insanların bu eksikliğini görüyor ve onları sadece dinleyerek kendini herkese kabul ettiriyor. Alman Fantastik kitap yazarı Michael Ende'nin 1973 yılında yayınlanan kitabı Momo, büyükler için bir masal kitabı. Ama öyle şirin olanından değil, Momo fazlasıyla karanlık ve distopik bir evren sunuyor bizlere. Yazar o yıllarda bizim yaşadığımız ve yaşarken farkına varmadığımız olayların korkunçluğunu vuruyor yüzümüze. Kitabın konusuna gelirsek, herkesin mutlu yaşadığı bir topluluğa kitapta duman adamlar adı verilen birileri gelir ve insanların zamanlarını çalarlar. Bunun farkına varan Momo insanları uyarmak için zorlu bir yolculuğa çıkar. Günümüzde de duman adamlar sayesinde paraya, bizim iş yükümüzü azaltacak, kolaylaştıracak teknolojiye sahibiz. Ama yine de hiç bir şeye zaman bulamıyoruz. Hep çok yorgunuz, ailemize, çocuklarımıza, arkadaşlarımıza vakit ayıramıyoruz. Ailelerinin hiç vakit ayıramadıkları için oyuncaklara ve paraya boğdukları çocuklar yalnız ve sevgisiz büyüyorlar. Ve sevgisiz duman adamları, ebeveynler kendi elleriyle yaratıyorlar. Kitapta da olduğu gibi duman adamlar bizleri de yalnızlaştırıyor, ait olduğumuz topluluktan bizi ayırarak, kimsesiz ve savunmasız bırakıyor, böylesine yalnızlaşınca da onlar için kolay yem oluyoruz ve tüm zamanımızı onların eline veriyoruz. "İnsanların zamanına hükmedenin gücü sınırsız olur." diyor kitapta. Çünkü zaman yaşamın kendisidir ve yaşamın yeri yürektir. İnsanlar tasarruf ettikçe, zaman azalıyor ve insanların kalpleri
Edebiyat
MomoMichael Ende · Pegasus Yayınları · 201782,2bin okunma
10/10
·200 syf.··
Beğendi
·
2020 208. kitabı
Seni o kadar iyi anlıyorum ki; #andreitarkovsky , bu kitabı okuduktan sonra seni #stalker filmini yapmaya iten o büyük gücün ve isteğin ne olduğunu kavrayabiliyorum. Uzayda Piknik: Uzaylıların, dünyanın 5 bölgesini ziyaret edip, piknik yapıp, atıklarını arkalarında bırakmaları ve bu atıkların dünyada büyük gizem yaratmasını ve o bölgelerin karantina altına alınmasını anlatıyor kısaca. Doğu bloğunun en önemli bilimkurgu yazarlarından #arkadistrugatski ve #borisstrugatski kardeşlerin 70'lerin Sovyet'lerinde bu kitabı ne zorluklarla çıkarttıklarını sonsöz olarak da okuyoruz ayrıca. Çünkü bir bilimkurgu asla saf bir fantazya değildir arkadaşlar, yazarlar yaşadıkları dönemin baskılarına rağmen, anlatmak istediklerini yazabilmek için türleri bir araç olarak kullanırlar. Ki biri dilbilimci, biri astrofizikçi olan iki kardeş ne yazabilirdi değil mi. Bir bölge düşünün tamamen yapısı bozulmuş, görünürde bizim dünyamızın aynısı ama içine girince bambaşka bir diyar, sesler ve his üzerine fakat görsel olarak orada yaşadıklarınızı tanımlayabileceğiniz bir kelime yok. Çok ama çok tehlikeli, çünkü bölge canlı, senin değil, bölgenin kuralları geçerli orada ve bir 'altın küre', bölgenin en değerli zamazingosu. Oraya varmak en zoru fakat orada 'dilediğin tüm dilekler kabul oluyor' işte sıkıntı burada başlıyor. "Altın küre sadece en derin arzuları yerine getirir, sadece yerine getirilmezse hayatın sönecek türden olanları!" Peki gerçekten senin fikrinle zikrin bir mi arkadaşım, kendine o kadar güveniyor musun. Dilin söylüyor ki "Dünya mutluluğu", farkında olmadığın içten gelen o arzuların diyor ki "Daha çok para". Peki o zaman "Altın küre"ye gitmeyi ister misin, oraya gittin o kapıdan içeri girebilecek cesareti
Uzayda PiknikArkadi Strugatski · İthaki Yayınları · 20181,427 okunma
Puan vermedi·92 syf.··
2020 120. kitabı
"Dünyaya bu kadar çok söz söylemem, dünyadan başka bir şeyi olmayanlara sıkıntı verici geliyor" diyordu dinlediğim bir röportajında Şule Gürbüz. Kambur kitabı yazarın ilk kitabı, henüz 18 yaşındayken bu kitabı yazabilmiş olması inanılır gibi değil. Ve sonrasında olan kişi; Sanat Tarihi okumak, Cambridge'den dereceyle mezuniyet, viyolensel çalması ve antika saat tamirciliği, ilginç bir karakter ve bunun böyle olacağını daha 18 yaşında ilk kitabıyla gösteren bir şahsiyet. İncecik, çok hafif bir kitap fakat kelimelerin büyüklüğünden elinizde ağırlaşıyor. Belki her okuyucunun kolaylıkla içine giremeyeceği cümleler fakat bir şekle şemale koymaya çalışmadan, çabuk vazgeçmeden sabırlı okuyucusunu bekleyen bir eser. "Onlar sizin kelimeleriniz değilse, kitapta dilsiz kalıyor" diyor yazar. Ben hayatımda bu kelimelerin karşılığını çokça buldum, kambur'un gerilimi, siniri, depresifliğini damarlarımdaki kanda hissettim. Kitabı okurken altını çizmediğim, dediğine katılmadığım bir düşüncesi olmadı. Şule Gürbüz daha çok bilinmeli ve okunmalı. Kambur Şule Gürbüz
KamburŞule Gürbüz · İletişim Yayıncılık · 20198,6bin okunma
Reklam