Dil Olarak Çiş!
6/10
·152 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
Tanıtımında ülkenin ahvalini küçük bir otelde kalan tatilciler üzerinden yansıtmayı deneyen bir roman olarak takdim ediliyor. Ama bu yorum "Barbarın Kahkahası" gibi ilginç bir başlık içinde gizli olan antropolojik tınıyı açıklığa kavuşturmaktan uzak görünüyor. Söyledikleri ve yaptıklarıyla kendini dil içinde kalarak ifade eden modernlere karşılık, söyleyeceğini etrafı idrara bulayarak söyleyen barbar ya da barbarlar. Yani dili üreye dönüştürmekten öteye geçemeyen müptezeller karşısında çişten dil üreten (güya) barbarlar. Sema Kaygusuz'un metni insanı ısırıyor.
Barbarın KahkahasıSema Kaygusuz · Metis Yayınları · 20202,301 okunma
8/10
·384 syf.··
2026 32. kitabı
ÖTEYER KİTABI Keanu REEVES China MİEVİLLE “İ𝗸𝗶 𝘀ı𝗿𝗮𝗱ışı 𝘇𝗶𝗵𝗶𝗻𝗱𝗲𝗻, 𝘀𝗼𝗻 𝗱𝗲𝗿𝗲𝗰𝗲 𝘆𝗲𝗻𝗶𝗹𝗶𝗸ç𝗶 𝗯𝗶𝗿 ç𝗮𝗹ış𝗺𝗮.” Öteyer Kitabı, daha ilk sayfalardan itibaren okurunu zamanın dışına çıkaran, sert ve bir o kadar da sarsıcı bir yolculuğa sürüklüyor. Neden derseniz, çünkü karşımızda sadece bir karakter değil, binlerce yılın yükünü omuzlarında taşıyan, yaşamaktan yorulmuş bir adam var: B. Ölememek… İlk başta bir güç gibi görünen bu durumun aslında nasıl bir lanete dönüştüğünü öyle derinden hissediyoruz ki, B’nin yorgunluğu sayfalardan taşarak bizlere kadar ulaşıyor. Sayısız savaş, değişen medeniyetler, farklı kimlikler… Ama değişmeyen tek şey B’nin içindeki o bitmek bilmeyen ağırlık. Kitabımızı okurken Keanu Reeves’in soğukkanlı, mesafeli ama derinlikli anlatımını; China Miéville’in ise karanlık ve katmanlı hayal gücünün hikâyeye bambaşka bir boyut kazandırdığını hissediyoruz. Bu iki ismin kalemi birleşince de ortaya sadece bir aksiyon değil; aynı zamanda varoluş, ölüm ve insan olmanın sınırları üzerine düşündüren bir hikâye çıkıyor. Modern dünyanın kirli savaşlarıyla kadim lanetlerin iç içe geçtiği bu hikâyede tempo hiç düşmüyor. Ama beni en çok etkileyen şey aksiyondan çok, B’nin “artık bitirmek istemesi” oldu. Çünkü bazen en büyük savaş, yaşamaya devam etmektir. Ve tam her şeyin son bulacağını düşündüğünüz anda ise hikâyemiz bizi daha karanlık, daha acımasız bir gerçeğin içine çekiyor. Bu noktada anlıyoruz ki bazı anlaşmaların bedeli ölüm bile değil… Çok daha fazlası. Kısacası kitabımız; ölümsüzlüğü bir armağan değil, ağır bir ceza olarak anlatan, sert, karanlık ve fazlasıyla etkileyici bir intikam hikâyesi. 𝗕𝗮𝘇ı 𝘀𝗶𝗹𝗮𝗵𝗹𝗮𝗿 𝗸ı𝗿ı𝗹ı𝗿. 𝗕𝗮𝘇ı𝗹𝗮𝗿ı 𝗴ö𝗺ü𝗹ü𝗿. 𝗕𝗮𝘇ı𝗹𝗮𝗿ı𝘆𝘀𝗮 𝗮𝘀𝗹𝗮 ö𝗹𝗺𝗲𝘇. Farklı türde ve etkileyici bir kitap arayışındaysanız önerimdir. Syf: 380 Öteyer Kitabı
Öteyer KitabıChina Mieville · İthaki Yayınları · 202643 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
iadeli taahhütlü sefalete gönderilmek
Puan vermedi·192 syf.··
2026 21. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 08 Mart 2026 21:34
"Allah gördüğünden geri bırakamasın" diye dua eder eskiler... İşte böyle başlıyor hikaye, 13 yaşına kadar piyano dersleri, deniz kıyısında yazlıklar, tertemiz çarşaflar ve "tek çocuk" olmanın özeniyle büyüyüp; bir anda o çiş kokulu, yer yataklı, bağırış çağırış dolu mahrumiyete fırlatılmak... Bu sadece bir konfor kaybı değil keskin bir kimlik kaybı! #k:477840... İki İhanet Arasında Bir Çocuk Kızın ismi kitap boyunca yok; o sadece "L'Arminuta", yani "Geri Verilen". İki anne figürü var,bbiri onu doğurup başkasına veren bir yabancı, diğeri ise onu 13 yıl büyütüp bir eşya gibi kargolayan bir hain. Kitap ilerledikçe anlıyoruz ki, asıl cehennem azabı o yoksul ev değil; o pırıltılı hayatın aslında bir yalan üzerine kurulu olması. Adalgisa'nın (şehirli anne) bencilliği, öz annenin o kaskatı duygusuzluğundan çok daha fazla can yakıyor. Çünkü biri imkansızlıktan bırakmış, diğeri ise "artık ihtiyacım yok" diyerek... Finalde elimizde kalan tek gerçek ise kız kardeşlik. Kitabın başında o pisliğin içinde kızı karşılayan küçük Adriana, aslında bu bataklığın içindeki tek temiz su. Aralarındaki bağ, kan bağından ziyade bir "kader ortaklığı". Herkesin birbirine yabancı olduğu, sevginin bir lüks sayıldığı o evde, Adriana'nın o ilkel ama sarsılmaz sahiplenmesi, kızın akıl sağlığını koruyan tek kalkan. Son olarak; Geri Verilen Kız , bize aidiyetin bir kağıt üzerinde veya bir evde değil, ancak birinin gözlerinde (o kişi Adriana bile olsa) bulunabileceğini kanıtlıyor. Kitap bittiğinde burnunuzdaki o koku gitmiyor ama zihninizde şu soru kalıyor: Gerçekten nereye aitiz? Bizi büyütenlere mi, bizi doğuranlara mı, yoksa bizi bırakmayanlara mı? Ya da bizi sahiplenenlere mi?
Edebiyat
Geri Verilen KızDonatella Di Pietrantonio · Domingo Yayınevi · 20254,184 okunma
9/10
·160 syf.··
Beğendi
·
2026 4. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 25 Ocak 2026 22:36
Freud'un çocuk cinselliği ve fallik dönem üzerine eğildiği bu kapsamlı vaka analizi, doktor olan babanın, beş yaşındaki oğlu Hans'a dair tuttuğu gözlem notlarına ve diyaloglara dayanır. Kitapta; Hans'ın annesi, babası ve kardeşi Hanna ile olan ilişkileri etrafında şekillenen ruhsal süreçler, Oedipal çatışmalar, iğdiş edilme korkusu ve meşhur at fobisinin kökenindeki bilinçdışı durumlar irdelenmektedir. Oedipal çatışmalardan olan oedipus karmaşası erkek cocugun anneye karsı olan bilinçdışı arzularını ifade eder. Kücük Hans'ın da yaşadığı bu karmaşa Freud'a göre Fallik dönemde görülen olağan bir durumdur. Kitapta babasını kıskandığı bölümlere sıklıkla yer verilmiştir. Babasını at ile özdeşlestirmesi, atın ölümünün babayla bagdastırılması, babası gibi kara kaş, kara bıyıklı olma istegi, 'çiş-yaparının' babasınınki gibi olması istegi gibi örneklerden bu durumu görebiliyoruz. Hans'ın at fobisinin temelinde ise babasına duyduğu gizli öfke ve annesini paylaşamama arzusu yatar. Beyaz bir atın kendisini ısıracağı korkusu, annesinin onu cinsel merakı yüzünden 'hadım edilmekle' korkutması sonucu ortaya çıkmıştır. Siyah ve ağır yüklü atların düşmesinden duyduğu korku ise, annesinin hamilelik sürecini ve babasının aradan çekilmesi yönündeki bilinçdışı isteğini simgeliyor Kitabın ikinci bölümünde Freud olayı cözümleme aşamasını ele almıştır. Burada Hans ile ilgili gelen eleştiriler cevap vermektedir. Örneğin Hans'ın normal bir çocuk olmadıgı, onda görülen durumların 'normal' çocuklara atfedilmemesi gerektigi düşüncesine Freud kısaca şöyle der: Hans hasta bir çocuk değil, iç dünyasını dürüstçe dışa vurabilen tipik bir çocukluk örneğidir. Çocukların ifadelerinin güvenilmez olduğu şeklindeki ifadeler için de kitapta geçen şu cümleyi eklemek istiyorum: " Çocukların
Küçük HansSigmund Freud · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 20211,451 okunma
Militarizm ve Erkeklik
Puan vermedi·262 syf.·
2025 56. kitabı
Yıllar önce okumam gereken metni ancak şimdi okuyabildim (iyi ki). Sineklerin Tanrısı “insan doğasının karanlığı”nı anlatan bir metin olarak görülüyor. Oysa kitap, insanlığı değil; tek bir cinsiyeti ve tek bir toplumsal deneyimi ele alıyor. Sadece cis erkek çocukların olduğu bir anlatı, insan doğasına dair genelleme yapamaz. Hikayedeki altı yaş civarındaki küçük çocuklar pasif, şiddetsiz ve örgütsüzken; şiddet, ergenliğe yaklaşan çocuklarla birlikte ortaya çıkıyor. Bu çocuklar zaten sosyal hayatın, otoritenin ve rekabetin farkında. Adada kurulan düzen, “doğaya dönüş”ten çok, savaş kültürünün ve öğrenilmiş erkekliğin bir taklidi. Avlanma, üniformalar, düşman yaratma ve liderlik; çocukların gördüklerini yeniden oynamasından ibaret. Simon ve Piggy gibi etik ve şefkatli karakterlerin dışlanması da bu düzenin doğal sonucu. Bu yüzden roman insanın özündeki kötülüğü değil, ataerkil ve militarist bir dünyanın çocuklara nasıl bulaştığını anlatıyor. Tek bir cinsiyet üzerinden kurulan bu hikâye, insan doğasını değil, erkekliğin kendini nasıl evrensel ilan ettiğini gösteriyor.
Sineklerin TanrısıWilliam Golding · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202597,4bin okunma
4/10
·196 syf.··
2025 66. kitabı
Bütün okulların okuma listesine eklediği bu kitabı okuduğumda hayal kırıklığına uğradım. Şermin Yaşar'ın hem yeyişkin hem de çocuk kitaplarını okur, severim. Bu kitaptan da aynı hazzı bekliyordum. Oysa beklentimi hiç karşılamadı. Cingo bir köpeğin komik, eğlenceli hikâyesini anlatıyor. Kardeş isteyen çocuğu köpek sahiplenerek mutlu etmeye çalışan aile, Cingo'nun ortalığı birbirine katan haylazlığıyla tanışıyor. Temelde komik bir kitap ama mizahını çiş, kaka esprilerinden alıyor. Cingo tuvaletini nereye yaptı, nereye kustu gibi meselelerden komedi yaratılıyor. Evet, bir çocuk buna güler ama neden gülsün? Evet, bir çocuk bu kitabı okurken eğlenir ama kitabın işlevi bu mu? Tabii ki her çocuk kitabı bir şeyler öğretmek zorunda değil. Sadece komik, eğlenceli çocuk kitapları da yazılabilir ama mizahı nasıl sağladığınız önemli bir konudur. Mizah zeka işidir. Bir insanın neye güldüğü zekasını gösterir derler. Hâl böyleyken çocuklara komedi unsuru olarak bunları sunmayı mantıklı bulmadım. Okulların ve öğretmenlerin de neden bu kitaba böyle tutkuyla sarıldıklarını anlamadım.
CingoŞermin Yaşar · Doğan Egmont Yayınları · 20242,586 okunma