“Oğuz Atay, hayattan çekildiği halde hayat yolculuğunu ve varlığını sürdüren özel kişilerden biri olma sıfatıyla, anlatılmayanları anlatarak, düşünülmeyenleri düşündürerek hep ışık tutmuştur bana, bize, hepimize.”
Demiştir; Oğuz Atay Tiyatro Oyunu ödülüne layık görülen Civan Canova. Ve eklemiştir,
“Değerlerimizin giderek azaldığı, varolanlarınsa görmezden gelindiği bir tarih sürecinde, bizleri kendimizle tanıştıran, perdelerimizi bir hayli aralayan bu hayat mühendisine ve edebiyat devine, beni ismiyle onurlandırdığı için şükranlarımı sunuyorum.”
.
.
Civan Canova’yı hepimiz “Çiçek Taksi” dizisinden tanıyoruzdur. Tabi oynadığı pek çok dizi var, ama gönüllere “Çiçek Taksi” deki rolüyle girmiştir bence. Hayata tutunmaya çalışan taksicilerimizin anlatıldığı komik ama ders verici, öğretici niteliği olan bir diziydi(yanlış hatırlamıyorsam ). Eski dizilerin çoğu öyleydi tabi bence. Toplumsal konuları işlerdi birçoğu. “Hatırla Sevgili” gibi..
.
.
Toplumda, yalnızlaştırılmış kesimden bir oyunla başlamıştır bu kitaba da. Kaybolan ve kendini bulmaya çalıştıkça, hayatın sırlarına gömülen insanların anlatıldığı bir oyundur “Ful Yaprakları”. Bir yandan kardeşine bakan, bir yandan da yaşamını idame ettirmeye çalışan; bunun için de fahişelik yapan, ve bunu sırf kız kardeşi duyunca üzülmesin diye ondan saklayan bir ablayla; annesinin kendisini doğurduktan sonra öldüğü ve hayatına yürüme engelli olarak devam eden bir kardeşin anlatıldığı bir dramatik oyundur..
“Yıldönümü”, “Düğün Şarkısı”, ve “Neon” da, değişik kurgularıyla gerçekten de “ödülü hak etmiş” dedirten cinsten oyunlardır.
Bir yazar/oyuncunun tam da sahip olması gerektiği bir bakış açısına sahip bir sanatçı Civan Canova. “İşaret parmağın ufku göstermeli. Ve de herkes o ufka kendi penceresinden bakmalı.” Sözüyle de bunu açık