Ey, kir içinde yüzenler, hayatı kirletenler, Her devirde borusu ötenler! Ey, darbe kaçkınları, ortayolcular, dönekler, Ey, sümüklü böcekler! Ey, bölenler, bölüşenler, KARDEŞİ KARDEŞE KIRDIRIP KANLA SEVİŞENLER! Ey, gençliğimizi harcayanlar, Ey, kâğıttan kaplanlar, ey zavallı sıçanlar! Ey, ciğeri beş para etmezler, Sıkıyı gördü mü fellik fellik kaçanlar! Ey, fırsatçılar, cepçiler, hortumcular, tokatçılar, Vurguncular, voliciler, üçkâğıtçılar! Ey, sürüngenler, sülükler, bağırsak parazitleri, bitler, Ey kudurmuş itler! Ey, yüzü yırtılmış köçekler, fırıldak varyeteler, Ve ey, dinsiz-imansız çeteler! Beni tutmayın ulan, burama geldi dayandı, Beni tutmayın, çizerim o çirkin suratınızı! Yıllardır öyle çok sömürdünüz Ve öyle çok kan kusturdunuz ki; Ulan, şimdi bir şarjöre diz çöktürürüm alayınızı!..
Sayfa 38·Kitabı okuyor
Alıntı
Fakat kitaplar farklı. Genelde ilaç gibi gelecek olan, durumuma ve düşüncelerime uyan kitaplar arar ve sayfaları yıpranana kadar onları tekrar tekrar okurum, her şeyin altını çizerim ve buna rağmen kitap,bana kazandıracak bir şey barındırmaya devam eder. Kitaplar benden hiçbir zaman bıkmaz. Zaman içinde, tamamen iyileşmemi sessizze bekleyerek bana bir çözüm sunarlar. Kitapların en güzel özelliklerinden biridir bu.
Sayfa 128·Kitabı okudu
Alıntı
Reklam
DÜŞERİM Bazen oturduğum yerde Kendi kendime dalıp giderim, Bulanık geçmişimle. Genişleyen halkalar çizerim, Bir düşün uyanık imgesine. Gölünüze taş düşerim. Sizse hep konuşursunuz Sığınıp kof sözlere, Kaçarak kendinizden Uğuldayan hüznünüzle. Telâşla geceyi bulursunuz. Gözünüze yaş düşerim.
Sayfa 269·Kitabı okudu
— Eğer hâlâ ağaç varsa... diye düşündü beynim, ağzım bunu ifraz etmedi, acı acı gülümsemekle yetindi dudaklarım. — Ben bir kitabı okurken kimi yerlerin altını çizerim örneğin...
Değişmeyle fenâ bulma nasıldır? Bir kelebek havada uçar, bu bir canlıdır. Kelebeklerin en uzun yaşayanı yirmi gün yaşar. Çoğunun ömrü bir gündür, bir günle bir hafta arasında değişir. O saltanatlı süslü kelebekler envaiçeşit kanaviçe gibi dokunmuş kanatlara sahipler. Bir günlük bir seyahatten sonra dünyası değişir, fenâya mahkûm olur. Yunus Emre zaten "Bir avuç toprağa nice bunca kıyl ü kal." diyor. Bu kadar çok teferruat yâ Rabbi; sonunda bir avuç toprak yapacaktın, ne kadar teferruatlı yaratmışsın diyor. Ama Allah da diyor ki: "Ben Allah'ım, benim Allahlık sanatımı bir günlük hayat için bile, milyonlarca ressamın bir araya gelip çizemeyeceği o ince saltanatı çizerim. Kimseye hesap vermek, kimseye de sorumlu olmak zorunda değiliz ama Cenâb-ı Hakk'ın fâni kılışında iki unsur vardır: Bunlardan birincisi şekil değiştirmedir. Kelebek gitti, toprağa düştü, fâni oldu, bitti. Kelebek fâni oldu ama kelebeğin o kanadının etinin cesedinden toprakta bir de baktınız ki bir ot şekline geçti. Bir sarı çiçek oldu veyahut bir kırmızı gül olmuş. Onun proteininden tuttu, bir gül yaptı. Bu Cenâb-ı Hakk'ın değişme yoluyla fenâ sırrıdır
Sayfa 238
Günaydın Eyvallahı çok olanın Yarası da çok olur
Ey, kir içinde yüzenler, hayatı kirletenler Her devirde borusu ötenler! Ey, darbe kaçkınları, ortayolcular, dönekler, Ey, sümüklü böcekleri Ey, bölenler, bölüşenler, Kardeşi kardeşe kırdırıp kanla sevişenler! Ey, gençliğimizi harcayanlar, Ey, kağıttan kaplanlar, ey zavallı sıçanları Ey, ciğeri beş para etmezler, Sıkıyı gördü mü fellik fellik kaçanlar! Ey, fırsatçılar, cepçiler, hortumcular, tokatçılar, Vurguncular, voliciler, üçkağıtçılar Ey, sürüngenler, sülükler, bağırsak parazitleri, bitler, Ey kudurmuş itler! Ey, yüzü yırtılmış köçekler, fırıldak varyeteler, Ve ey, dinsiz-imansız çeteleri Beni tutmayın ulan, burama geldi dayandı, Beni tutmayın, çizerim o çirkin suratınızı 1 Yıllardır öyle çok sömürdünüz Ve öyle çok kan kusturdunuz ki; Ulan, şimdi bir şarjöre diz çöktürürüm alayınızı…
Alıntı
Reklam
Reklam