Haluk Nurbaki

Haluk Nurbaki

Yazar
8.3/10
92 Kişi
·
290
Okunma
·
44
Beğeni
·
3.144
Gösterim
Adı:
Haluk Nurbaki
Unvan:
Türk Yazar, Hekim, Siyasetçi
Doğum:
Nevşehir, 2 Şubat 1924
Ölüm:
İstanbul, 2 Haziran 1997
1948 Yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'ni bitirdi. Çeşitli hükümet tabipliklerinde çalıştı. 1950 yılında Büyük Doğu Cemiyeti’nin 9 kurucusundan birisidir.

Gureba Hastanesi’nden Anadolu’ya yollandı. XII. Dönem Afyonkarahisar Milletvekili olarak Meclis'te bulundu. Ankara Numune Hastanesi'nde uzman hekim ve başhekim olarak görev yaptı. İsviçre, Fransa, İngiltere'de kanser araştırmaları ve radyoloji sahasında araştırmalar yaptı. Mesleği yanı sıra 'İslamî bilimler' alanında yaptığı araştırmalar ve yayımladığı eserler ile tanındı. Son olarak Akit Gazetesi’nde günlük yazılar yazıyordu.
Yine batılı bir düşünür, (Bernard Shaw) “Sizce yeryüzünde en ilginç olay nedir?” diye sorulduğunda:

“Yeryüzünde bunca kavga ve düşünce kargaşasına rağmen Kur’an’ın tazeliğini, korumasıdır” diye cevap vermiştir.
Haluk Nurbaki
Sayfa 9 - Damla Yayınevi
Nefs ışığı yandıkça insan dünyaya doğru çekilir, gönül ışığı yandıkça da insan Rabbine doğru çekilir.
Bunların dengeli bir şekilde yürümesi lâzımdır.
Haluk Nurbaki
Sayfa 274 - Damla Yayınevi
Nitekim mâlik kelimesi mahşerin ifadesi olan din günü ile birlikte geçmektedir. Buradaki hikmet şudur:
Mahşerde, o sonsuz kargaşada herkes gerçek gücün yalnız Allahʹa ait olduğunu görecektir.
Haluk Nurbaki
Sayfa 17 - Damla Yayınevi
Dinden uzak kaldıkça, Rahman sıfatının hikmeti, sizden merhamet ceryanını uzaklaştırır ve işte uğursuzluk dediğiniz şey o zaman ortaya çıkmış olur.
Haluk Nurbaki
Sayfa 34 - Damla Yayınevi
Din, sizi inanç gücüyle ruhen sağlıklı kılar. Ondan uzaklaşırsanız; stresler içinde kıvranırsınız.
Haluk Nurbaki
Sayfa 34 - Damla Yayınevi
Efendimiz bir hadisinde: "Benim Kur'an'da 7 ismim var: Ahmed, Muhammed, Tâhâ, Yâsin, Abdullah, Müddessir, Müzemmil" buyurmuşlardır.
Haluk Nurbaki
Sayfa 8 - Damla Yayınevi
160 syf.
·10/10 puan
Kitap Haluk Nurbaki hocamızın her zamanki üslubundan biraz farklı. Benim gibi onu külliyat halinde okuyanlar için -ki Nurbaki külliyat halinde okunması gereken yazarlardandır- bir miktar farklılık arzedebilir. Bunun sebebi de hocanın vefatından sonra verdiği konferansların kitaplaşmış hali olması. Kitapta islamın sekiz nurdan annesi anlatılıyor. Eğer hocanın televizyon programı ya da konferans kayıtlarından izlediyseniz anlatım tarzı çok tanıdık gelecektir.
168 syf.
·Beğendi·10/10 puan
En iyi bildiğimi sandığım şeyden aslında ne kadar habersiz olduğumu gördüğüm bir kitap . Defalarca okuyorum. Bu kitap bir sözlük gibi, unutulan kelimelerin anlamı tekrar bakmayı gerektirir ya, işte öyle . Tekrar tekrar okutuyor kendini.
104 syf.
Bu kitap muhteşem bir kitap. Kitabı muhteşem yapan anlattıkları. Hala daha okuduklarımı hatırladıkça aynı şaşkınlığa bürünüyorum.
Beni şaşırtan okuduklarımın Kur'an'dan olmasıydı. Yusuf sûresini kaç defa okumuşumdur ama anlamını bilmezdim. Anlamını bilince hayretler içinde kaldım ve derin düşüncelere daldım. Yusuf sûresi insanı anlatıyor. Hem de ne anlatmak. Allah-û Teâla yıllar evvelinden Yusuf peygamberi üzerinden insanlara insanı anlatmış.
Kur'an öyle bir mucize ki.. gerçekten tam manası ile okuyup anlamak gerekiyor. Tefsir okumak bunun için önemli.
160 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Yazar bu kitabında sizi önce dış dünyaların, evrenin sonsuzluklarında gezdirecek, sonra iç dünyamızın bitmez derinliklerine götürecek. Ve siz, yazanla okuyanı aynı noktada seyredeceksiniz. ( Tanıtım Bülteni )
mütebâid
mütebâid Kur'an-ı Kerim'den Ayetler ve İlmi Gerçekler'i inceledi.
343 syf.
·10 günde
Esselamünâleyküm,

1984'te hazırlanan eser o günün bilimsel neticeleri ile ayetlerin içerdiği gerçekleri buluşturmaya çalışmış. Kitap 50 başlık ve içerdiği ayetlerden müteşekkil. İlgi çekici başlıklar içinde ‘Yağmurun sırları, Abdestin sırları(sağlığın altın anahtarı), Hayat getiren nimet Oruç, Bal ve arının harika öyküsü, Korkunç düşman alkol, Namaz ve ruh sağlığı, Devenin sırları, Rüzgarın sırları, Domuz etinin sakıncaları, Kalpteki sırlar, Anne sütünün önemi’ konuları göze çarpıyor. Bazı konularda ifade edilen bilimsel gerçekler içerisindeki fizik, biyoloji ve matematiksel terimler ise anlaşılabilmesi için konu hakkında alt yapının olmasını ihtiyaç hissettiriyor. Ömründe hiç sinemaya gitmediğini söyleyerek övünen bazı muhafazakar ailelerde bile sinema (tv/internet) evin baş köşesine oturmuş bütün haşmetiyle hükümranlığını sürdürüyor.(s.5)Günümüz insanının büyük hacimli kitap şöyle dursun, okumaya bile vakti yok. O dinlemek ve seyretmekle avunuyor.(s.6)Kur’an’ın yüceliğini, bütün insanlar ömürleri boyunca uğraşsalar yine de O’nu anlatmaya güçleri yetmez. Kur’an ilahi sanatın kelam sırrıdır. Kur’an dışında, tüm yazılanlar eskimeye, hükümlerini yitirmeye mahkumdur. Her şey sonludur. Kur’an’ın her geçen gün daha canlı ve ebedî olduğu gerçeği ortaya çıkmaktadır. O’nun bilimsel hikmetleri zaman içinde âdetâ yeniden canlanıyor. Bizim gözümüz hep canlı olan ayetlerin sırrını, zaman içinde fark edebiliyor. Her gelen nesil onda yeni bir hikmet buluyor. Şüphesiz bu, gelecek nesiller için de böyle olacaktır.(s.7) Ayrıca eserde belirtilen ilmin verilerinin zamanla değişeceği yönündeki şu örnek de ilginçtir: 1912 yılında İngiltere ‘de ünlü Britich Museum’da bir insan kafası iskeleti teşhir edildi. Altına konulan plakette bu iskeletin beşyüzbin yıl önce yaşamış bir insana ait olduğu ve bu adamın insanın atalarında biri olduğu yazılı idi. Tam 40 yıl bu kafa iskeleti üzerinde nutuklar, konferanslar verildi, kitaplar yazıldı, inkarcıların sermayesi oldu. Ne var ki radyoaktif karbonun keşfinden sonra, 1952 yılında bu iskeletin insana, çenesinin maymuna ait olduğu anlaşıldı. İnsana ait baş 150 senelik, maymuna ait çene ise 60 yıllık idi. Bu olay aslında büyük bir bilimsel skandaldı. İskelet müzeden atıldı.(s.36)Fizik bilimi günümüzde Allah’ı ve Kur’an’ı inkar yollarını kapamıştır. İnkarcıya, bilim şehrine giriş vizesi yoktur.(s.142)Ah, eczanelerde tevekkül satılabilse de insanlar kuyruğa girip kapışsalar! Ne çare ki, bu recete yalnız İslam eczanesinde yapılmaktadır.(s.224)Kalp, madde ile madde ötesinin ağızlaştığı bir istasyondur.(s.289)Müellif ile ilgili şu değerlendirmeyi de ifade etmek isterim:Eserlerinde pozitif bilimlerle İslamî gerçekler arasında yakın ilişki kurmaya çalışan ve bunu kendi felsefesi haline getiren Nurbakî, özellikle Kur’an ayetlerinin bilimsel gelişmeleri kuşatıcı özellikleri üzerinde durmuş, abdest, namaz, oruç gibi ibadetlerin insanın beden ve ruh sağlığına mucizevî etkilerini yine biyolojik ve tıbbî gerçeklere dayanarak dile getirmiştir. İlgili ayetleri bu açıdan yorumlayıp bazı zorlama izahlara gittiği yönünde eleştiriler alan Nurbakî, bununla birlikte evrim teorisi, ruh göçü ve dünya dışı akıllı canlıların varlığı gibi teorilerin Kur’an’da yer aldığına dair iddiaları reddeder. Müsbet ilimler-dinî ilimler ayırımını kabul etmeyen müellif ilimlerin bir bütün halinde ele alınması gerektiğini savunur. Çalışmalarında gönül dünyasına vurgu yapan ve akıldan çok kalbi ön plana çıkaran Nurbakî’ye göre gönül imanın doğduğu ve yaşayabildiği tek iklimdir. Bu sebeple İslam büyüklerinin yüksek ahlak ve fazilet anlayışlarının öğrenilmesinin önemi üzerinde durur. Ayrıca ahlakın temel konularından biri olarak İslam’da kadının önemine dikkat çekmiş ve bu konuyu sık sık gündeme getirmiştir. (İs. Ans, 33/249) Yine eserin yazılış amacı ile ilgili şu değerlendirmeyi de hatırlamakta fayda var:Batıda gözlenen bilimsel ve sosyal gelişmeler, özellikle XIX. yüzyılın ikinci yarısından itibaren yazılan Kur’an tefsirlerini değişik şekillerde etkilemiştir. Bu çerçevede, Kur’an’ın çeşitli bilimlere ve bilimsel buluşlara işaret ettiği ve onlara kaynaklık edebileceği düşüncesi doğmuş ve bu amaçla tefsirler kaleme alınmaya başlamıştır. Bu eserlerde Batı’daki bilimsel gelişmenin sonuçları esas alınmış, ya Kur’an’ın bunları önceden bildirdiği ya da bunlarla çelişmediği gösterilmeye çalışılmıştır. Bilimin sonuçlarını temel alan ve bunları Kur’an’a doğrulatmaya çalışan bu yaklaşım büyük bir yanılgı üzerine inşa edilmiştir. Kuşkusuz Kur’an, dış dünyadan deliller getirerek insanları bunlar üzerinde düşünmeye çağırmış; ayrıca insandan çevresini ve yaratılışı gözlemesini istemiştir. Ancak bu çağrı temelde Allah’ın kudretini ve yüceliğini anlatmaya yöneliktir. Bilimsel tefsir yaklaşımında benimsenen tutum ise, Kur’an’ın modern bilimle çelişmediğini göstermeye çalışmaktan ibarettir. Bu tür tefsirler arasında; İskenderânî’nin Keşfül-esrarin-nuraniyye’si, Gazi Ahmed Muhtar Paşa’nın, Serairül-Kur’an’ı ve Tantavî Cevherî’nin el-Cevahirül-Kur’an’ıdır. Öte yandan bu yönetim benimseyen müfessirler, çağdaşları tarafından eleştirilmekten kurtulamamıştır. Söz gelimi Emin elHulî, bu yöntemin Kur’an-ı Kerim’i bir bilimler ansiklopedisi şeklinde ele aldığını ve asıl özelliği olan din3i ve ahlakî yönünü ihmal ettiğini belirtmiştir. Son dönemde bu görüşün öncülerinden S. Ahmed Han, Muhammed Abduh ve M. Reşid Rıza, öncelikle klasik tefsir geleneğine yönelik şiddetli eleştirilerle kendilerini göstermiş, bu tefsirlerin uydurma hadislerle, israilî rivayetlerle ve gereksiz dilsel açıklamalarla doldurulduğunu savunmuşlar bunun yerine tarihî miras bir kenara bırakılmalı ve İslam yalnızca Kur’an’a dayanarak yeniden yorumlanmalıdır. Bu nedenle Kur’an’daki bazı anlatımlar modern zihne uygun bir şekilde açıklanmaya çalışılmıştır. Mesela M.Abduh, Fîl suresinde anılan ‘ebâbîl’in, bazı mikroplar taşıyan sinek türü bir hayvan olabileceğini belirtmiştir.
96 syf.
·Beğendi·Puan vermedi
Batı tarihçileri Anadolu'nun Türk-İslam sentezinde billurlaşmasını, tarihin çözülmez olayı olarak nitelendirmektedirler.
Olaylara klasik tarih eleştirisi açısından bakılınca, başka türlü yargıya varmak mümkün değildir.
Binlerce yıl boyu Anadolu sayısız kavimlerin arenası olmuş ama hiçbiri kalıcı olamamıştır.
Ve sonra 11ci yüzyılda Türk-İslam akınları, 100 yıl içinde Anadolu'yu Türk-İslam sentezi içinde eritip saflaştırıvermiştir.
Acaba bu mucize nasıl doğmuştur? İşte bu küçük kitabımızda tarihe mana penceresinden bakarak sorunun cevabını getiriyoruz.
(Tanıtım Yazısı)
192 syf.
·Beğendi·10/10 puan
Kuranın hakikatlerini bilimsel özümlemelerle beraber açıklamaya çalışan ve insanlığa bu derin hakikatleri farklı bir pencereden anlatan ve insana derin bir bakış açısı kazandırabilen muhteşem bir eser.
176 syf.
·10/10 puan
Daha önce dini kitaplar cok okudum ama bu üslubu hicbirinde görmedim. Insanin ruhunu elest meclisinde yaşatıyor... Efendimizi tüm boyutlarıyla anlamak isteyenler mutlaka okumali.
142 syf.
·Beğendi·10/10 puan
İslamiyetin iki temel referansı var. Biri Kuran diğeri Hz. Muhammed. İki temel birbirleri ile bir bütündür. Ayrılmazlar. Doktor Haluk Nurbaki bu kitabında rükünlerden birisi olan Hz. Muhammed ve asrı saadetteki güzel kareleri resmediyor.
208 syf.
·Beğendi·9/10 puan
Merhum Doktor Haluk Nurbaki iman esasları olan Allaha iman, meleklere iman, peygamberlere iman, ahirete iman, kitaplara iman konularını akli, mantıki ve ilmi deliller getirerek çok güzel açıklamış.

Yazarın biyografisi

Adı:
Haluk Nurbaki
Unvan:
Türk Yazar, Hekim, Siyasetçi
Doğum:
Nevşehir, 2 Şubat 1924
Ölüm:
İstanbul, 2 Haziran 1997
1948 Yılında İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi'ni bitirdi. Çeşitli hükümet tabipliklerinde çalıştı. 1950 yılında Büyük Doğu Cemiyeti’nin 9 kurucusundan birisidir.

Gureba Hastanesi’nden Anadolu’ya yollandı. XII. Dönem Afyonkarahisar Milletvekili olarak Meclis'te bulundu. Ankara Numune Hastanesi'nde uzman hekim ve başhekim olarak görev yaptı. İsviçre, Fransa, İngiltere'de kanser araştırmaları ve radyoloji sahasında araştırmalar yaptı. Mesleği yanı sıra 'İslamî bilimler' alanında yaptığı araştırmalar ve yayımladığı eserler ile tanındı. Son olarak Akit Gazetesi’nde günlük yazılar yazıyordu.

Yazar istatistikleri

  • 44 okur beğendi.
  • 290 okur okudu.
  • 10 okur okuyor.
  • 231 okur okuyacak.
  • 6 okur yarım bıraktı.