Okurken hüzünlendiğim bir kitap. Mustafa ile Mesude’nin derdi ile çevremdeki insanlardan dolayı da dertlendim.
Denizin, havanın suyun, ormanın, dağların, güzelim köylerin, insanların o basit gibi görünen muazzam hayatlarının talan edilmesine, bizleri korumakla yükümlü devletin ise zenginleri korumasına üzüldüm.
Erkeklerin çocuksu zayıflığına karşı, hayatı devam ettiren kadınların iradelerinin yok edilmeye çalışılmasına üzüldüm.
Zilha ile Samir’ in vedalarına üzülürken Mesude’ nin mutluluğuna sevinmemeye çalıştım. Üzülürken sevimdim. Kadın ona baktı. Bakıştılar. Kadın kadını anladı, kadın kadını hissetti, kadın kadını sezdi. Zilha, Mesude’ nin elini tuttu, hafifçe sıktı, gözleriyle tamam işareti yaptı, sonra o eli yine bebeğin başına götürdü.
Bu satırları okurken insanın içi, yüreği doluyor, kalbi ağrıyor. Çok güzel bir kitaptı ama maalesef ki hayatın da ta kendisi de böyle üzücü.