Çocuk zihni eksik bir yetişkin zihni değildir. Hep bu yanılgıya düşeriz. Çocuk zihni kendi içinde tutarlı, sezgisel ve derin yapıdadır. Biz yetişkinler çocukların merakını ve öğrenmeye olan açlığını genelde baltalarız. Sorularına hemen cevap veririz mesela. Doğru cevabı alan çocuk düşünmeye gerek kalmadığını öğrenir ve buna alışır. Aslında çocuğa cevap değil, alan ve zaman gereklidir. Çocuk, bizim sandığımız gibi, yönetilecek bir varlık değildir. Anlamamız gereken bir zihindir. Biz yetişkinler ne unutkan, ne kibirli yaratıklarız. Çocukluğumuzu unutuyoruz. Her şeyi bildiğimizi varsayıyoruz. Çocukluğu aceleye getirmeden onları gerçekten dinleyelim. Ailelere, eğitimcilere ve çocukla bağı olan herkese bu kitabı okumalarını öneririm.
Godot'yu BeklerkenSamuel Beckett adlı eseri 2.dünya savaşı sonrası her şeyini kaybetmiş varoluşsal krizler yaşayan insanın anlam arayışını ifade eden bir eser olarak kaleme alınmış. Eserde Vladımır ve Estragon Godot’u beklerler ancak Godo ne bir insandır ne de başka bir şey. Godo, insanın ümit ederek bağlandığı neyse odur. Umuttur. Bu belirsizlik içinde sadece beklerler, beklerken de hayatın karmaşıklığında, yapılması gereken şeyler, ikili ilişkilerimiz, arzularımız,acılarımız,mutluluklarımızla bir oyalanma halindeyizdir… Zamanı böyle geçiririz. Yani aslında anlam arayışı dediğimiz şey anlamsızlığın ta kendisidir. Bunu da Godot’u beklerken bir nişan gibi taşırız,anlamsızlığa anlam atfederiz.
Godot’u beklemekte ki amaç aslında insanın sorumluluk almamak için sığındığı bir sığınaktır. Bir kurtarıcı bekler,ama o kurtarıcı asla gelmeyecektir. Ve bu ümitle sırf bir şey yapmamak,çaba sarf etmemek,ter dökmemek için Godot’u beklerler. Her gün aynı yerde onu beklerler.
Eserde bir çocuk her gün gelip Estragon ve Vladımır’e Godot’un bugün gelemeyeceğini ama yarın mutlaka geleceğini söyler.Bu söylem insanı zamanın bekçisi yapan ve onu orada zamanın içerisinde köleleştiren umut dolu bir söylemden ibarettir.
Oyunda Pozzo ve Luky vardır.Pozzo efendi, Luky ise köle rolündedir. Pozzo gücü,otoriteyi,zenginliği,mülkiyeti temsil eder ve elindeki kırbacıyla Luky’i yönlendirir. Luky ise sistemin içerisinde eriyen insanı temsil eder,muhtaç ve yönlendirilmesi gerekli olanı. Pozzo, Luky olmadan gücünü kanıtlayamaz, Luky de Pozzo olmadan ne yapacağını bilemez. Yani ikisi de birbirine muhtaçtır,sistem bunu bilerek yapmıştır. Biri olmadan bir diğeri varolamaz.
Pozzo, Luky’e sahnenin bir bölümünde Estragon ve Vladımır’in isteği üzerine düşünmesini söyler Luky’de şapkasını takıp düşünmeye başlar ancak
Örgütlerle dolu bir çocuk kitabı, okuyunca gayet güzel ama bir çocuğun bu kitaba ne tepki vereceğini, anlatılanlara ilgili ne düşüneceğini daha çok merak ettim.
Jules Verne'in "Le Village aérien" (1901) adlı eseri, yazarın külliyatı içinde evrim teorisine ve Darwinizm'e en doğrudan temas ettiği, oldukça ilginç ve tartışmalı kitaplarından biridir. Türkçe'de genellikle "Havadaki Köy", "Afrika Ormanlarında" veya "Büyük Orman" adlarıyla bilinir.
Verne bu kitabı yazdığında Darwin'in teorileri Avrupa'da büyük yankı uyandırmıştı. Kitap, "Kayıp Halka" (Missing Link) kavramı üzerine kurgulanmıştır.
Kitaptan doğrudan evrim ve "insan-maymun" geçişi ile ilgili temaları yansıtan kilit bölümleri ve alıntıları ****aşağıda derledim:
1. "Kayıp Halka" (Missing Link) Tartışması
Kitabın temel gerilimi, kahramanların karşılaştıkları "Wagddi" kabilesinin insan mı yoksa maymun mu olduğu üzerinedir.
"Eğer bunlar maymunsa, daha önce hiç görülmemiş bir türdüler; yok eğer insan iseler, o zaman insanlığın en alt basamağında yer alıyorlardı."
"Belki de doğa bilimcilerin o kadar uzun süredir aradığı, insan ile hayvan arasındaki o 'uçurumu' dolduracak olan 'eksik halka' (le chainon manquant) işte bu yaratıklardı."
2. Wagddi'lerin Tanımı Üzerine (İnsansı Özellikler)
Kahramanlardan John Cort ve Max Huber, ağaçlarda yaşayan bu canlıları gözlemlerken sürekli fiziksel özelliklerini insanla kıyaslarlar.
"Kollarının uzunluğu, ayaklarının yapısı, çenelerinin çıkıklığı... Her şey onlarda hayvani bir yapıya işaret ediyordu. Ancak gözlerindeki o parıltı, o zeka kırıntısı... İşte bu, bir hayvanda olamayacak bir şeydi."
Max Huber sorar: "Bunlara ne diyeceğiz John? İnsan mı, hayvan mı?" John Cort cevaplar: "Onlara 'Pititecantropus' (Maymun-İnsan) diyebiliriz belki. Haeckel'in hayalini kurduğu, Vogt'un teorisini kurduğu o ara form."
3. Ateş Yakma ve Konuşma Yetisi (Evrimin Kriterleri)
Verne, evrimsel basamakta "insan olmanın" sınırını genellikle "ateş
Bu kitap, solucanların 5 kalbi olduğunun öğretildiği ama kendilerine ait bir kalpleri olduğunu unutturulduğu 'okul' adlı sistemde vicdanların bayatlamasını önlemek ve değişim kamçılamak adına harekete geçen 4 kafadarın doğa katliamına karşı çabalarını konu ediniyor.
Yazarın eğlenceli dilinin bir yetişkin okur olarak bazen sıkıcı aşamaya vardığıni düşündüm. Akışa müdahil deyimler, bilgiler metinde yapay bir tat bırakmış.
Ancak ilgili yaş grubu memnun olmalı ki, kitap yıllardır çok satan listesinde . Çocuk kitabı çocuk için yazıldığına göre bu eleştirim geçersiz olabilir .
Bu benim okur olarak düşüncelerim.
Bu kitap önsözünde belirtildiği üzere ,
Türk Dil Kurumu'nun sözlüğünde 'çocuk' kelimesinin karşılığı olarak geçen, 'büyüklere yakışmayacak daha çok küçüklerin yapabileceği gibi davranan kimse' açıklamasının ne kadar haksız olduğunu göstermek için kaleme alınmış.
Kitap yeşil bir dünya için harekete geçen 4 kafadarın doğa katliamına karşı çabalarını konu ediniyor.
Yazarın eğlenceli dilinin bir yetişkin okur olarak bazen sıkıcı aşamaya vardığıni düşündüm. Akışa müdahil deyimler, bilgiler metinde yapay bir tat bırakmış.
Ancak ilgili yaş grubu memnun olmalı ki, kitap yıllardır çok satan listesinde . Çocuk kitabı çocuk için yazıldığına göre bu eleştirim geçersiz olabilir .
Bu benim okur olarak düşüncelerim.
Ormanı Yemek YasakTuğba Coşkuner · Cezve Çocuk Yayınları · 2021670 okunma