• https://youtu.be/5xR9OB9UiYg

    Aman, kendini asmış yüz kiloluk bir zenci,
    Üstelik gece inmiş, ses gelmiyor kümesten;
    Ben olsam utanırım, bu ne biçim öğrenci?
    Hem dersini bilmiyor, hem de şişman herkesten.

    İyi nişan alırdı kendini asan zenci,
    Bira içmez ağlardı, babası değirmenci,
    Sizden iyi olmasın, boşanmada birinci...
    Çok canım sıkılıyor, kuş vuralım istersen.
  • Yazar: Osman Y.
    Hikaye Adı : Mavi Tişört
    Link: #31484470
    Müzik Parçası : Oblivion

    Astor Piazzolla–Oblivion
    https://www.youtube.com/watch?v=oB-RS000NLs

    MAVİ TİŞÖRT

    Merhaba abi afiyet olsun, seni ilk defa görüyorum burada. Oturabilir miyim masana? Sağolasın. Kokoreçler benden olsun, Adnan abinin kokoreçi bi tanedir kimsenin kokoreçine benzemez.

    -Adnan abi bana da bi yarım az acılı biliyorsun işte.
    -Tamam Fırat.

    Bugün biraz canım sıkılıyor da abi, kokoreç iyi geliyor biliyor musun böyle zamanlarda ondan erken geldim bugün. Şu üzerimdeki tişört var ya abi işte bunun yüzünden hep.

    -Al Fırat yarımını.
    -Eyvallah abi.

    Ne diyordum ha evet şu mavi tişörtüm. Bunu bugün çöpe atmam gerekiyor ama nasıl yapacağımı hiç bilmiyorum, biriyle konuşmaya çok ihtiyacım var sana anlatsam olur mu abi başını ağrıtmazsam.

    -…..

    Eyvallah abi itiraz etmediğine göre dinleyeceksin. Abi bundan yedi sene önceydi , bi kızla tanıştım ben. Nasıl güzel ama nasıl iyi görsen. Nasıl mı tanıştım? O zıkkım feysbuk yok mu oradan işte. Bu geldi buldu beni iyi mi , aslında kızlar pek eklemezdi beni şaşırdım. Sonra selam kelam yazdım cevapladı, öyle öyle konuşmaya başladık iyi mi? Görmek istiyorum inat ediyor, fotoğrafı da yok, buluşalım diyorum istemiyor iyi mi ? Tam altı ay dil döktüm abi, başkası olsa bu kadar uğraşır mıydı sen söyle , alem puşt olmuş afedersin, herkes bizim gibi iyi niyetli mi? Neyse ne diyordum altı ay evet, buluştuk abi ama nasıl güzel hayallerimden de güzel inanmazsın abi. Tamam dedim oldu bu iş. Ayrıldık evlerimize gittik, telefondan yazıyoruz artık biliyor musun abi kaynaştık ne sohbet ne muhabbet of ne biçim. Görüşmek istiyorum ben tabi ama kız inat etti yine iyi mi ? Dokuz ay daha inat etti abi ikinci görüşme için, abi süreye bak bu kadar zamanda bi çocuk dünyaya geliyor biliyorsun abi az zaman mı? Ama görüştük sonunda, bu daha da iyi geçti , tamam dedim artık aylarca beklemek neymiş , haftada bir görüşürüz, haftasonları var yani değil mi abi? Öğrenci o, ben de çalışıyorum işte abi. Okumaya gelmiş büyükşehire , Karadenizin küçük bir kasabasından abi, dereceyle kazanmış okulu , İngilizce falan desen o biçim. Ben liseyi zor bitirdim be abi anlıyor musun yani aslında olacak iş değil. Neylersin abi gönül laf dinlemiyor. Ne oldu dersin sonra peki ?

    -…..

    Anlatayım abi, bir daha göremedim onu ne olacak. Bir duydum ki yurt dışına gitmiş, okulun da yükseği varmış ya mastır diyorlar abi sen daha iyi bilirsin. Çok kafam bozuldu abi , ne yapsam bilemedim. Attım kendimi kızın memleketine, evini bulurum dedim hiç değilse yerini yurdunu görmüş olurum, bindim otobüse abi. Kafamdan neler geçiyor, evine gidip ortalığı ayağa mı kaldırsam diyorum, ulan sizin bu kızınız bana neler etti falan, anlıyor musun abi?

    Neyse gece bindim otobüse sabah vardım. Bi kahvaltı ettim az yürüdüm ama nasıl öfkeliyim. Bi parka oturdum bi cigara yaktım telefonla oynuyorum. Pat diye bi mesaj gelmesin mi bundan.. Özür diliyor benden, giderken haber veremedim diyor, olacak iş değildi bizimkisi biliyorsun diyor, falan filan diyor işte uzun uzun destan yazmış, sanki ne faydası varsa.. Oracıkta kendime geldim, lanet olsun dedim ya sana da sana gönül verene de. Vazgeçtim evini falan aramaktan, dolaştım biraz daha, güzel memleket ha deniz kenarıydı. Üzerimde de bu tişört vardı işte. Önceki iki görüşmemizde de üzerimdeydi, düşünsene abi iki senede iki kere görebildim yüzünü. İlk görüşmede giymiştim, beğendiğini söyleyince ikinci görüşmede de giyeyim dedim, bir de memleketine giderken işte , uğur gibi bi şey oldu abi anlıyor musun? Döndüm eve geldim abi, her şey bombok gidiyordu anlıyor musun? Unuttum ama bana sor nasıl ne kadar sürdü ah be abi..

    -……

    Neyse abi lafı uzatmayayım, unutana kadar her gün bu tişörtü giydim yazın tekten bunu, kışın içime işte. Soldu, yırtıldı kenarı köşesi görüyorsun baksana. Dört senedir falan çekmecede duruyordu. Geçen hafta rüyamda gördüm bu kızı, sanki nasıl diyeyim abi bir yerlerden çıkıp gelecek gibi hissettim. Aradım ama telefonu değişmiş, internette falan izi kalmamış, ara tara yok işte bir haber. Bir haftadır yine bu tişörtle geziyorum, sanki bir yerde karşıma çıkacak sokaklarda anlıyor musun abi garip bir his nasıl anlatayım.. Annem fark etti halimi tişörtü yeniden giymeye başlayınca, dün oturup konuştuk eski mevzular işte biliyor ne çektiğimi, dertleştik. Yemin verdirdi, oğlum gelmez dedi etme eyleme dedi, o tişörtü çöpe atacaksın dedi. Hakkımı helal etmem dedi, hatırlatıp duracak sana dedi. Hem kasım ayındayız öylece geziyorsun hasta olacaksın dedi. Bir kere de sözümü dinle dedi. Kıyamadım abi, haklı zaten kadıncağız. Gelmez biliyorum aslında, benimkisi züğürt tesellisi işte, rüya falan da hikaye gelmez tabi. İşte böyle abi tişörtü atmadan önce son bir kez giyip kokoreç yemeğe geleyim dedim. Hakkını helal et abi senin de kafanı şişirdim kendi dertlerimle.

    -…..

    Abi, abi nerdesin !? Abi ben ısmarlayacaktım kokoreçi. Ne ara kalktın görmedim ki hay aksi. Adnan abi benim masadaki abi nereye kayboldu, ben ödeyecektim söz verdim ayıp oldu.

    -Kim Fırat hangi abi?
    -Masamdaki işte, bir saattir konuşuyoruz görmedin mi?
    -Oğlum kimse yoktu senin masanda, sen kendi kendine konuşuyordun. Var bi tuhaflık bu çocukta dedim ama ses etmedim, ilk defa böyle gördüm seni ne bileyim iyi misin sahi sen ?

    -İyiyim abi iyiyim.. Adnan abi üzerime ayran dökülmüş, en sevdiğim tişörtüm kirlendi.
    -Üzüldüğün şeye bak, verirsin annene yıkar ne olacak ?
    -Yıkamaz abi yıkamaz, ben bunu atayım en iyisi, çok eskidi zaten…
  • Astor Piazzolla–Oblivion
    https://www.youtube.com/watch?v=oB-RS000NLs

    MAVİ TİŞÖRT

    Merhaba abi afiyet olsun, seni ilk defa görüyorum burada. Oturabilir miyim masana? Sağolasın. Kokoreçler benden olsun, Adnan abinin kokoreçi bi tanedir kimsenin kokoreçine benzemez.

    -Adnan abi bana da bi yarım az acılı biliyorsun işte.
    -Tamam Fırat.

    Bugün biraz canım sıkılıyor da abi, kokoreç iyi geliyor biliyor musun böyle zamanlarda ondan erken geldim bugün. Şu üzerimdeki tişört var ya abi işte bunun yüzünden hep.

    -Al Fırat yarımını.
    -Eyvallah abi.

    Ne diyordum ha evet şu mavi tişörtüm. Bunu bugün çöpe atmam gerekiyor ama nasıl yapacağımı hiç bilmiyorum, biriyle konuşmaya çok ihtiyacım var sana anlatsam olur mu abi başını ağrıtmazsam.

    -…..

    Eyvallah abi itiraz etmediğine göre dinleyeceksin. Abi bundan yedi sene önceydi , bi kızla tanıştım ben. Nasıl güzel ama nasıl iyi görsen. Nasıl mı tanıştım? O zıkkım feysbuk yok mu oradan işte. Bu geldi buldu beni iyi mi , aslında kızlar pek eklemezdi beni şaşırdım. Sonra selam kelam yazdım cevapladı, öyle öyle konuşmaya başladık iyi mi? Görmek istiyorum inat ediyor, fotoğrafı da yok, buluşalım diyorum istemiyor iyi mi ? Tam altı ay dil döktüm abi, başkası olsa bu kadar uğraşır mıydı sen söyle , alem puşt olmuş afedersin, herkes bizim gibi iyi niyetli mi? Neyse ne diyordum altı ay evet, buluştuk abi ama nasıl güzel hayallerimden de güzel inanmazsın abi. Tamam dedim oldu bu iş. Ayrıldık evlerimize gittik, telefondan yazıyoruz artık biliyor musun abi kaynaştık ne sohbet ne muhabbet of ne biçim. Görüşmek istiyorum ben tabi ama kız inat etti yine iyi mi ? Dokuz ay daha inat etti abi ikinci görüşme için, abi süreye bak bu kadar zamanda bi çocuk dünyaya geliyor biliyorsun abi az zaman mı? Ama görüştük sonunda, bu daha da iyi geçti , tamam dedim artık aylarca beklemek neymiş , haftada bir görüşürüz, haftasonları var yani değil mi abi? Öğrenci o, ben de çalışıyorum işte abi. Okumaya gelmiş büyükşehire , Karadenizin küçük bir kasabasından abi, dereceyle kazanmış okulu , İngilizce falan desen o biçim. Ben liseyi zor bitirdim be abi anlıyor musun yani aslında olacak iş değil. Neylersin abi gönül laf dinlemiyor. Ne oldu dersin sonra peki ?

    -…..

    Anlatayım abi, bir daha göremedim onu ne olacak. Bir duydum ki yurt dışına gitmiş, okulun da yükseği varmış ya mastır diyorlar abi sen daha iyi bilirsin. Çok kafam bozuldu abi , ne yapsam bilemedim. Attım kendimi kızın memleketine, evini bulurum dedim hiç değilse yerini yurdunu görmüş olurum, bindim otobüse abi. Kafamdan neler geçiyor, evine gidip ortalığı ayağa mı kaldırsam diyorum, ulan sizin bu kızınız bana neler etti falan, anlıyor musun abi?

    Neyse gece bindim otobüse sabah vardım. Bi kahvaltı ettim az yürüdüm ama nasıl öfkeliyim. Bi parka oturdum bi cigara yaktım telefonla oynuyorum. Pat diye bi mesaj gelmesin mi bundan.. Özür diliyor benden, giderken haber veremedim diyor, olacak iş değildi bizimkisi biliyorsun diyor, falan filan diyor işte uzun uzun destan yazmış, sanki ne faydası varsa.. Oracıkta kendime geldim, lanet olsun dedim ya sana da sana gönül verene de. Vazgeçtim evini falan aramaktan, dolaştım biraz daha, güzel memleket ha deniz kenarıydı. Üzerimde de bu tişört vardı işte. Önceki iki görüşmemizde de üzerimdeydi, düşünsene abi iki senede iki kere görebildim yüzünü. İlk görüşmede giymiştim, beğendiğini söyleyince ikinci görüşmede de giyeyim dedim, bir de memleketine giderken işte , uğur gibi bi şey oldu abi anlıyor musun? Döndüm eve geldim abi, her şey bombok gidiyordu anlıyor musun? Unuttum ama bana sor nasıl ne kadar sürdü ah be abi..

    -……

    Neyse abi lafı uzatmayayım, unutana kadar her gün bu tişörtü giydim yazın tekten bunu, kışın içime işte. Soldu, yırtıldı kenarı köşesi görüyorsun baksana. Dört senedir falan çekmecede duruyordu. Geçen hafta rüyamda gördüm bu kızı, sanki nasıl diyeyim abi bir yerlerden çıkıp gelecek gibi hissettim. Aradım ama telefonu değişmiş, internette falan izi kalmamış, ara tara yok işte bir haber. Bir haftadır yine bu tişörtle geziyorum, sanki bir yerde karşıma çıkacak sokaklarda anlıyor musun abi garip bir his nasıl anlatayım.. Annem fark etti halimi tişörtü yeniden giymeye başlayınca, dün oturup konuştuk eski mevzular işte biliyor ne çektiğimi, dertleştik. Yemin verdirdi, oğlum gelmez dedi etme eyleme dedi, o tişörtü çöpe atacaksın dedi. Hakkımı helal etmem dedi, hatırlatıp duracak sana dedi. Hem kasım ayındayız öylece geziyorsun hasta olacaksın dedi. Bir kere de sözümü dinle dedi. Kıyamadım abi, haklı zaten kadıncağız. Gelmez biliyorum aslında, benimkisi züğürt tesellisi işte, rüya falan da hikaye gelmez tabi. İşte böyle abi tişörtü atmadan önce son bir kez giyip kokoreç yemeğe geleyim dedim. Hakkını helal et abi senin de kafanı şişirdim kendi dertlerimle.

    -…..

    Abi, abi nerdesin !? Abi ben ısmarlayacaktım kokoreçi. Ne ara kalktın görmedim ki hay aksi. Adnan abi benim masadaki abi nereye kayboldu, ben ödeyecektim söz verdim ayıp oldu.

    -Kim Fırat hangi abi?
    -Masamdaki işte, bir saattir konuşuyoruz görmedin mi?
    -Oğlum kimse yoktu senin masanda, sen kendi kendine konuşuyordun. Var bi tuhaflık bu çocukta dedim ama ses etmedim, ilk defa böyle gördüm seni ne bileyim iyi misin sahi sen ?

    -İyiyim abi iyiyim.. Adnan abi üzerime ayran dökülmüş, en sevdiğim tişörtüm kirlendi.
    -Üzüldüğün şeye bak, verirsin annene yıkar ne olacak ?
    -Yıkamaz abi yıkamaz, ben bunu atayım en iyisi, çok eskidi zaten…
  • "Ama size açıkça söyleyeyim ki, canım çok sıkılıyor."
  • Tanrım!
    Çıldıracağım!
    Ve bu işten bile olmayacak...

    "İnsanın içi ağrır mı?" diye gereksiz bir soru dolanıyor etrafta. Ve bunu kim soruyor biliyor musunuz? İçi ağrıyan insan.
    Evet! İnsanın içi ağrıyabiliyor. Hem de ne ağrı!
    "İçi" derken hemen kalp geliyor değil mi aklınıza? Eh, siz de haklısınız; yüzyıllardır kalbin beyinden daha kıymetli olduğu masalına inandırıldık hepimiz. Siz de haklısınız.

    Ama insanın kafasının içi de ağrıyabiliyor. Mesela beyni! Mesela düşünceleri...
    Sizin hiç düşünceleriniz ağrıdı mı? Benim ağrıdı. Benim ağrıyor...
    "Çıldıracağım! Aklımı oynatacağım!" sanıyorum, ama olmuyor. Her seferinde köşesinden dönüyorum. Neden mi? Nasıl mı? Dedim ya, hepimiz yüzyıllardır aynı masalı dinliyoruz, ben de dahil. Kalbimdeki o güçlü duygu; ki henüz onu isimlendiremedim, buna engel oluyor.
    Peki iyi mi oluyor bu? Orasını bilemiyorum...

    "Belki de bu dünyada akıl sahibi olmak, bir insana verilen en ağır yüktür."
    Şu cümleyi kurduktan sonra kahkaha attım içimden. Neden mi? Çünkü babam hep der ki: "Akıl, bir insana verilmiş en büyük nimettir."
    Eehh ! Babam çok şey söyler benim. Mantıklı da konuşur çoğu zaman. Ama bu, onu her zaman kabul ettiğim veya edeceğim anlamına gelmiyor. Gelemiyor...

    Kendi kendime "Anlamak yaşamaktır!" demiştim bir süre önce. Kendi müsademle düzeltiyorum şimdi, "Anlamak, işkencedir çoğunlukla!"
    Mesela ben akıl hastalarını anlayabiliyorum. Akıllarını neden yitirdiklerini, onları o sınıra getiren nedenleri ve sınırın ötesine geçmeye iten kırılma noktalarını! Hepsini anlayabiliyorum. Anlıyorum, içim ağrıyor...
    İsyan edenleri de anlıyorum, inkar edenleri de. Vurdumduymazları da! En çok da onları anlıyorum bugünlerde... Her şeyin farkındalar ve umursamıyorlar. Çünkü umursarsalar, akıllarını oynatma eşiğine gelecekler. Bir çeşit savunma mekanizması işte..
    Bir de; her şeyin farkında olup da kabullenemeyenler, hayata karşı hep bir savaş içinde olanlar var. Onları da anlıyorum.
    Ne diyordu Dostoyevski: "Her şeyi anlıyorum ve bu beni öldürecek." Sana burdan kocaman(!) gülümsüyorum Dostoyevski. Seni de anlıyorum şimdi...

    Biliyor musunuz; ben Ahmet Kaya'yı da anlıyorum. Hani bir şarkısı var, müptelası olduğum!
    "Depremler oluyor beynimde,
    Dışarda siren sesi var,
    Her yanımda susmuş insanlar susmuş
    İçimde ölen biri var!" diyor ya isyanla, tutkuyla, ruhuyla!
    Ahh! Onu da anlıyorum. Anlıyorum ve içim çok ağrıyor.
    Yaşasaydı o da beni anlardı! Anlardı biliyorum. Aynı acıyı yaşayan insanların arasında kimselerin(!) göremeyeceği bir bağ olur. Onlar konuşmadan anlaşır. Biz de öyle olurduk onunla. O sevdiceğine yazmıştı belki bu şarkıyı, ama ben tam olarak kendim için yaşıyorum şuan. Çünkü neredeyse bu halde beyniminiçi! Büyük, çok büyük depremler oluyor içimde. Yakıcı, yıkıcı, yok edici. İçim ağrıyor...

    Kendimi alıyorum kendimden, oturtuyorum karşıma. İsyanla, acıyla, dolup dolup taşamamakla ama yine de sakince fısıldıyorum ona.

    "Bana bir şeyler anlat!
    Canım çok sıkılıyor.
    Bana bir şeyler anlat, anlat
    İçim içimden geçiyor."
    diyorum, boş gözlerle bana bakıyor.
    Belli ki beni anlamıyor. Olsun ben devam ediyorum.

    "Yanımdasın susuyorsun.
    Susuyor konuşmuyorsun,
    Bakıyor görmüyorsun!"
    derken, sesim hiddetleniyor. E haliyle o da korkuyor.Yine de bir tepki vermiyor.

    "Dokunsan donacağım.
    İçimde intihar korkusu var.
    Bir gülsen ağlayacağım,
    Bir gülsen kendimi bulacağım."
    Yok. Yine tepki vermiyor.Belki de beni anlamıyor...

    "Depremler oluyor beynimde!
    Dışarda siren sesi var.
    Her yanımda susmuş insanlar susmuş
    içimde ölen biri var."
    Diyorum sessizce.Belki de çaresizce...

    Bir umut, gözlerine bakıyorum karşımda oturan kendimin. İşte o zaman küçük, küçücük bir an da olsa beni anladığını görüyorum. O umuda tutunmak istiyorum! Buna ihtiyacım var çünkü.
    Ben kendi içimde ölüyorum ve bunun farkına varabilmek için ne acılar çekiyorum!
    Ben daha bunu kendime anlatamıyorum, ben daha bunu yapamıyorum; nerde kalmış... Neyse.
    Yine varamadık bir yere. Olsun. Zaten vardığımda bitecek bu tantana. Bakalım beyaz önlüğü ne amaçla giyeceğiz ;)

    Küçük bir not:
    "Tanrım!
    Aklımı oynatıyorum.
    Müdahele etmeyecek misin?"
    https://aycanna.blogspot.com/...ce-isler-bunlar.html