Erasmus’un en uzun kaldığı yerlerden biri İsviçre’nin Basel şehriydi. Mükemmel bir üniversite ve birçok yayıncıya sahip olan bu şehir hümanistler için harika bir yerdi; Vesalius’un Fabrica’nın 1543’teki baskısı için burayı seçmesinin nedeni buydu. Erasmus’un orada yaşadığı biraz daha erken dönemde, şehrin önde gelen hümanist matbaacısı, kendisi de âlim olan ve Venedik’te Aldus Manutius’un yaptığı gibi, bir kitap topluluğuna ev sahipliği yapan Johannes Froben’di. Froben’in evine taşınan Erasmus bir arkadaşına heyecanla şöyle yazdı: “Hepsi Latince biliyor, hepsi Yunanca biliyor, çoğu İbranice de biliyor; biri uzman tarihçi, diğeri deneyimli ilahiyatçı; biri matematikte yetenekli, biri meraklı bir antikacı, diğeri hukukçu... Kesinlikle daha önce hiç bu kadar yetenekli kişilerle bir arada bulunma şansına erişmemiştim. Üstelik bunların hiçbirini dile getirmemelerine, bu kadar açık yürekli, bu kadar mutlu oluşlarına, bu kadar iyi anlaşmalarına söyleyecek söz bulamıyorum!” Edebi dünyaya bu coşkulu bağlılığından dolayı Froben’e hayranlığını şöyle dile getiriyordu: “Beğendiği bir yazarın yeni kitabının ilk sayfalarını okurken onu görmek çok hoştu. Keyiften yüzü ışıldıyordu.”
Bu çok hoştu; etrafınızdakiler tarafından sevilmenin ve varlığınızın onların huzuruna bir katkı sağladığını hissetmenin verdiği mutluluk gibisi yoktur.
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Tabii bir de dört levhalı kapı vardı. Yani sehrin kalbindeki sır.
lyi imahallelerde gezintiye çıkmak güzeldi. Aradığınız bir kitabı tam da beklediginiz yerde bulmak çok hoştu. Kolaydı. Huzur vericiydi. Çabuktu.
Fakat kötü mahalleler tam anlamıyla büyüleyiciydi. Oralardaki kitaplar tozlu ve eskiydi. İçlerinden birinin kapağını açtığınız zaman asırlardır hiçbir gözün görmediği sözcüklerle karşılaşabilirdiniz. Oralardaki döküntülerin arasında hazineler gizliydi.
Bu çok hoştu, insanın çevresindeki insanlar tarafından sevildiğini ve varlığının onların rahatına katkıda bulunduğunu bilmesinden daha büyük bir mutluluk dünyada yoktur.