Ekvatorun sıcak suları iliklerimi yeteri kadar ısıtmamıştı. Sonra ben sıcak toprakları da özlüyordum. Böylece, bir gün, Gine Körfezine saptım ve Annobon Adalarından geçerek Gabon kıyılarına çıktım, Stanlay Pool Irmağı boyunca içerlere doğru yürüdüm, bu arada da timsahlarla Zendar kuşlarını gördüm, yeni bir dostluk örneğini gördüm:Timsahı bilirsiniz. Pek az insan görmüştür timsahı ama bütün insanlar bilir. İlgilenmişiz bu çirkin, bu korkunç yaratıkla işte. Kısacası, mağara gibi ağzını; onu sürüngene benzeten öğürtücü ayaklarını, bir Yale'den çok daha kuvvetli kilitlenen çenesini bilirsiniz. Ama Zendar kuşlarını? İşte bunu hiç sanmıyorum. Adını bile yeni işitiyorsunuz belki de: Timsah ne kadar iğrenç.. Zendar kuşu da o kadar sevimli. Timsah ne kadar çirkin.. Zendar kuşu da o kadar pırıl pırıl, o kadar ışıl ışıl. En tadlı renkler onda. Timsah ne kadar korkunç.. Zendar kuşu da o kadar güzel, o kadar cana yakın. Ve minicik. Stanlay Pool Irmağında, ben, Timsahla Zendar kuşunun dostluğunu da gördüm işte:Dostluğun temeli bu sefer o cici Zendar tembelliği ile timsahın kürdan kullanmayı bilmeyişine dayanıyordu. Veya Timsah kürdan kullanmayı beceremiyordu, aksine de dişleri kovuk kovuktu. Tembellikle beceriksizliğin en sağlam dostluklardan birini doğurabileceğini dramatik, hattā patetik bulacağınız bir sahneden sonra öğrendim:
__Stanlay Pool Irmağı Illoba kabilesini on kilometre kadar kuzey doğuya doğru geçtikten sonra gömük bir göle benzer. Ben işte burada, öğleye yakın bir saatte bir timsahın körpecik bir zenciyi kaptığını gördüm. Aradan on dakika ya geçmiş, ya da geçmemişti ki, anasının öğütlerine kulak asmayan bu körpecik, bu derisinin karası yakamozlu arapçıktan sadece iri kemikler kalmıştı. Ve kıyıya kendinden de iğrenç bir keyifle uzanan timsah ağzını
"İçinizden bir adam düşünün, ıssız bir çölde binek hayvanının sırtında yolculuk ediyor. Bir ara hayvanını elinden kaçırır. Yiyecek ve içeceği de hayvanın sırtındadır. Derken onu bulmaktan umudunu keser. Bu umutsuzluk içinde bir ağacın yanına gelir ve gölgesinde yatar. Adam bu durumdayken bir de bakar ki binek hayvanı karşısına dikilivermiştir. Derhal yularından tutar ve aşırı bir sevinç içinde ne söyleyeceğini şaşırarak 'Allah'ım! Sen benim kulumsun, ben de senin Rabbinim!' deyiverir. İşte Allah Teälä, kulunun tevbesi karşısında bu adamınkinden daha büyük bir sevinç duyar."
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"Kıyamet günü Allah katında kulların en sevimsizi, yalancılar, kibirliler ve arkadaşlarına buğzedenlerdir. Arkadaşlarıyla bir araya geldikleri zaman onlara sevimli görünürler. Allah ve rasulüne davet edildikleri zaman ağırdan davranırlar. Şeytanın yoluna çağırıldıkları zaman ise çok acele ederek hareket ederler.
...kitapları kokluyorsun.Başta biraz tuhafıma gittiyse de artık çok sevimli buluyorum... hikayenin kokusunu alabilirmişsin gibi o sayfaları koklamana bayılıyorum.