İnsanları izledim o gün garajda oturduğum yerden. Vızır vızır insanlar, karınca gibi... Herkesin ne çok telaşı var dünyada, yarabbim..
Alıntı
Yavru güvercinlerim! Size böyle dememe izin verin! Sevimli, tatlı yüzlerinize baktıkça o güzel, küçük kuşlara ne kadar benzediğinizi düşünüyorum... İşte böyle sevgili yavrularım, söylediklerimi iyice anlayamayacaksınız, çoğu zaman söylediklerim kolay kolay anlaşılmıyor, gene de unutmamaya çalışın; zamanla bana hak vereceksiniz. Şunu bilin ki, hayatımızda en yüce, en güçlü ve faydalı dayanağımız ana baba evinden kalma hatıralarımızdır. Size sık sık terbiyenizden söz açılır; dediğim gibi, güzel, kutsal çocukluğunuzdan kalma bir hatıra terbiyenin en iyisidir. Böyle hatıralardan dağarcığına çokça toplayarak hayat yoluna çıkan insan, bütün ömrüne güvenle bakabilir. Kalbimizde kalan tek bir iyi hatıranın bile bir gün faydasını görebiliriz. Belki zamanla kötüleşir, kötülük etmekten kendimizi alamayız, başkalarının gözyaşlarıyla, Kolya'nın deminki, "Bütün insanlar için ıstırap çekmek isterdim!" gibi sözleriyle kötü kötü alay etmek isteyebiliriz. Gene de ne kadar kötü olsak, Tanrı bizi bundan korusun. İlyuşa'mızı nasıl toprağa verdiğimizi, son günlerini, onu nasıl sevdiğimizi, bu taşın başında toplanarak dostça konuşmamızı hatırlayınca en katı yürekli, en alaycımız bile bu anın iyi, güzel duygularını içinden alaya almaya cesaret edemeyecektir. Hatta belki, bu hatıra onu yapmak istediği bir kötülükten koruyacaktır. Kendini toparlayarak, "O zaman ben de iyi, mert, şerefli bir adamdım..." diyecektir. Sonradan buna içinden gülümseyecek belki, olsun, zararı yok; insan çoğu zaman iyi, temiz şeylerle alay etmek züppeliğinden kendini kurtaramaz. Ama emin olun çocuklar, hemen ardından, "Yo, buna gülmekle doğru etmedim, bununla alay edilmez!" diye kendi kendine geçirecektir içinden. Kolya'nın gözleri parladı. — Evet, doğrudur Karamazov! diye bağırdı. Anlıyorum sizi, Karamazov! Öbür
Sayfa 1023·Kitabı okudu
Reklam
Nedenini bilmeden yaptığım o kadar çok şey var ki..
Sayfa 20
Alıntı
-Bal, bal... demekle ağız tatlı olur mu dayıcığım? İrâde ve doğruluk lafzı da, en doğru en irâdeli geçinenlerde bile çok defa zevki ve lezzeti varlığımıza sirâyet etmemiş bir kelime hâlindedir. Doğru adam, yalnız iş hayâtında para çalmayan, başkalarının zararında kendi menfaatini aramayan kimse midir? Bence doğruluk, kendi vücûdu memleketinin gizli, âşikâr ihtiraslarına hâkim olarak, hırsı, tamâhı, kibri ve gurûru silebilmektir. Bunları yapabilen, zâten hayatın dış yüzünde de doğrudur. Hatta ihtiraslarını ezecek irâdeye sâhip oluş da doğruluğun îcâbıdır. Bence kökten ayrı düşmüş kupkuru fakat dosdoğru bir dal olmaktansa, biraz eğri, fakat yaş ve semere verici bir dal olmak evlâdır.
Sayfa 13·Kitabı okuyor
“… Ama mesela… Babamın ölmüş olmasını çok isterdim” dedim. Taş altında olsa, ölmüş olsa, ölmüş babam derdim, öldüğü için yanımda değil derdim. Saçımı okşamamasının, derdimi dinlememesinin, beni gıdıklamamasının, ödevlerime yardım etmemesinin, benimle geleceğim hakkında konuşmamasının, beni omuzlarına almamasının, bana kızmamasının, bana sarılmamasının, bana doğum günü hediyesi almamasının, bana “kızım nasılsın” dememesinin, hatta “kızım” dememesinin… Hepsinin bir gerekçesi olurdu.
Sayfa 131 - Doğan Kitap·Kitabı okudu
Reklam
Reklam