spoiler icerir !!
8/10
··
Beğendi
·
6 günde okudu
·
Okunma: 20 Haziran 2026 12:06
Acıların Hükümdarı bitti ve bende bittim. Kitabın başından sonuna kadar karakter işleyişi o kadar güzeldi ki her güvendiğim kişide bende ihanete uğramış gibi hissettim. İlk başta çok beğenememiştim birinci kitaba kıyasla çünkü ben Irıthel’den devam edeceğini sanıyordum Euria’ya o yüzden sıcak bakmamıştım ama okudukca çok hoşuma gitmeye başladı, küçüklüğümden beri savaşçı prensesleri çok sevmişimdir bu yüzden tahminimden kısa bir sürede kalbimi çalmayı başardı. Kalbimi diğer çalan ise Nathan oldu. Kitabın başından sonuna kadar evlenmelerini çok istemiştim ve Fenrisle her yakınlaştığında Euria’ya çok sinirlendim ama kitap bir kez daha kimseye güvenmemek gerektiğini sert bir dille ifade etti bana. Güven demişken Kalisa karakterinden de bahsetmek istiyorum ona da ilk başta çok sinir olmuştum. Dediğim gibi Yağmur karakterleri öyle bir işlemiş ki Euria kime güvense ona güvendim, Kalisa Euria’yı kurtardığı zamanda da çok mutlu olmuştum sonunda demiştim Nathan’dan başka kızın yanında duran biri var diye düşünmüştüm ama Kalisa da güven duygumuzu herkese vermememiz gerektiğini gösterdi. Karakter gelişimi konusunda da harika bir kitaptı Euria’nın intikam ateşini okurken iliklerime kadar hissettim. Yan karakterlerin önemsiz olduğunu düşünenler içinse bu kitapta yan karakterler o kadar önemliydi ki özellikle Zedy, Nathan’in nasıl biri olduğu daha önceden bilinse Zedy yaşasa nasıl olurdu acaba diye düşünmeden de edemedim. Olay örgüsü çok güzel işlenmişti, ilk kitapta Irıthelde aşık oluyordu fakat aşk onu güçlendirmişti bu kitapta Euria aşık oluyor fakat aşk onu güçsüzleştiriyor savunmasızlaştırıyor. Çokça bunun gibi karşılaştırmalarda yaptım aklımda. İnsanın sevdikleri için neler yapabileceğini bu denli okumak ve okurken acaba bende yapar mıydım hissi uyandırmak da bence kolay
Acıların HükümdarıAdora Yağmur · İndigo Kitap · 20251,902 okunma
9/10
·128 syf.·
2026 126. kitabı
Tilbe Saran'in seslendirmesiyle dinlediğim hayvanseverlere önerebileceğim bir kitap. Ayrica aralarda siyasi yapiya dair göndermeler var mi evet. Sadece hayvanlarin yaşamlarına dikkat ederseniz cokca sey ogreneceginizi dusunuyorum. Satin almayin sahiplenin.
2026 Okuma Raporları
Milföy ve ArkadaşlarıFeride Çiçekoğlu · Can Yayınları · 2024121 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
Puan vermedi·152 syf.··
2026 43. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 19:53
Asılacak Kadın kitabı gerçek bir hikâyeden esinlenmiş... yazarken bile bunu düğüm düğüm oluyorum. Böyle bir şeyin gerçekten yaşanmış olması aslında ne yazık ki alışıldık; buna rağmen okurken içim sıkıldı, çokça öfkelendim. Kadının haklarının olabileceğinden bile haberdar olmaması, kendi hayatı üzerinde söz sahibi olduğunu düşünememesi ne yazık ki hâlâ çok tanıdık bir gerçeklik. Yalçın karakterinin, adeta günah çıkarır gibi bir anlatıcı olarak karşımıza çıkmasını ise garipsedim. Bu tercihten çok hoşlanmadım; karaktere verilen bu alan bende rahatsızlık yarattı açıkçası. … Kitabın bir dönem yasaklı kitaplar arasında yer alması ve gerekçe olarak “müstehcenliği özendirmesi”nin gösterilmesi ise gerçekten sinir bozucu. Kadının köleleştirilmesine, sömürülmesine ve şiddete maruz bırakılmasına dikkat çekmek amacıyla yazılmış bir kitabın, içerdiği unsurlar nedeniyle yasaklanması tam da Türkiye’nin çelişkilerinden biri gibi geliyor bana. Sorun anlatılan şiddet değil, o şiddetin görünür kılınması olmuş. Asılacak Kadın, okuması kolay olmayan kısacık bir kitap, kadınların yaşadıkları ise uzun çok uzun…
Asılacak KadınPınar Kür · Can Yayınları · 202611,7bin okunma
7/10
·496 syf.··
2026 56. kitabı
·
29 saatte okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 21:41
Hellooo Sizlere kalemini severek okuduğum yazarın Tozlu Pembe serisinin ikinci kitabını getirdim. Kitabın içeriğinden önce baskısını çokça methetmek istiyorum. Arkadaşlar içi dışı, ayraçları, posteri, stickerları, karakter kartları herşeyiyle dört dörtlük bir baskı. Diğer herşeyin yanında yayınevine bu emekleri için sonsuz teşekkürler. Şimdi gelelim kitabımız; Ayperi küllerinden yavaş ama emin adımlarla yeniden doğuyor. Ömer Seyirhan gibi bir karakter varken küllerimizden en güzel haliyle doğmamak söz konusu dahi olamaz tabi İkisinin yanyana geldiği her anları üzülerek, aşkı yaşayarak ya da kahkaha atarak okudum. Ki bence Ayperi de Ömer'de mutlu olmayı sonuna kadar hak eden iki yaralı kuş. Bakalım mutlu son onları bulabilecek mi? Bir de garanti ediyorum, etrafında Melike ve Şeyma gibi kankan varsa sırtın sittin sene yere gelmez. Ayperi tüm o yaşadıklarına onlarsız dayanamazdı! Şimdi Ayperi'nin kendi dünyasını güçlendirirken Ömer'i kendisinden uzaklaştırması aramıza bir miktar mesafeleri soksa da bir yanım yine ona kızamıyor. Bakalım üçüncü kitapta bizi neler bekleyecek! Evet ben hâlâ kararlıyım wattpad'den okumayacağım okuyanlara da sormayacağım! Baskısını beklemeye devem! Yazarın kitapları okunmaya ve o şahane baskıların kitaplığınızda yer almasına değer. O sebeple alın OKUYUN ve OKUTUN KitapRüyasından Sevgilerle
Tozlu Pembe 2Loresima · Ephesus Yayınları · 2026206 okunma
9/10
·128 syf.··
Beğendi
·
2017 34. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 02 Eylül 2017 00:00
Mussolini’nin 1926-1937 yılları arasında hapiste tuttuğu İtalyan Markisist, gazeteci, eylemci, siyaset felsefecisi Antonio Gramsci, “Hapishane Defterleri” adlı kitabında öğretmenler, papazlar ve idareciler gibi “geleneksel” entelektüellerden bir de iktidarla, belli başlı kuruluşlarla, denetim gücü elde etmek isteyen sınıflarla bağlantılı ve onlara çıkar sağlayan “organik” entelektüeller olarak entelektüelleri iki sınıfa ayırır. Gramsci organik entelektüele ilişkin olarak şöyle der: “Kapitalist girişimci kendisiyle birlikte sanayi teknisyenini, ekonomi politik uzmanını, yeni bir kültürün, yeni bir hukuk sisteminin oluşturucularını vb. yaratır.” Bir deterjan ya da havayolu şirketinin pazardan daha fazla pay kapmasını sağlamak için teknikler geliştiren günümüz reklamcısı ya da halkla ilikler uzmanı, demokratik toplumda olası müşterilerin rızasını kazanmaya, tüketicinin ya da seçmenin düşüncelerini yönlendirmeye çalışan biri, Gramsci’ye göre organik entelektüeldir. Memleketimizde Gramsci’nin tanımladığı bu tipler cirit atmaktadır. Bir zamanlar ait olduğu televizyon kanalının yayın politikası gereği iktidara karşı sıkı muhalefet pozlarına giren “jöleli arkadaş”ın sonradan “yıkama-yağlama” konusunda mahir bir noktaya evrilmesi Gramsci’nin tanımlamasını anımsatmaktadır. Julien Benda’nın “Aydınların İhaneti” kitabında entelektüelleri insanlığın vicdanı olan oldukça yetenekli, ahlaki donanımları gelişkin filozof krallardan oluşan bir avuç insan olarak tanımlaması ise kelimeye yüklenen müspet bir anlamı ön plana çıkarmaktadır. Benda’nın kitabı ilkelerini çiğneyen entelektüellere zehir zemberek bir saldırı olarak telakki edilse bile ideali tespit ve temyiz noktasında önemli bilgiler sunmaktadır. Benda’nın verdiği örneklerden entelektüelin dünyadan tamamen elini eteğini
EntelektüelEdward Said · Ayrıntı Yayınları · 20111,190 okunma
Çok güzeldi
10/10
·233 syf.··
Beğendi
·
2026 141. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 19 Haziran 2026 18:04
Masumiyetin Yükü – Masumiyetin Yükü Selam kitap dostlarımm... Bugün sizlere beni çokça etkileyen, okurken hem düşündüren hem de duygulandıran bir kitapla geldim. Ahmet Haşim Güler'in kaleminden çıkan bu kitap yazardan okuduğum ikinci kitap oldu. Diğer kitabına göre alışılmışın dışında kurgusu ve anlatımıyla benim için unutulmaz okumalardan biri oldu. Kitabı aslında diğer kitaplardan farklı yapan hikâyeti bir leyleğin gözünden anlatılması. Daha ilk sayfalardan itibaren kendinizi yalnızca insanların hikâyesini değil, onların sevinçlerini, acılarını, hatalarını ve vicdanlarında taşıdıkları yükleri sessizce izleyen bir tanığın yanında buluyorsunuz. En güzel tarafı da insan dışında bir canlının gözünden gozlemlenen, insanoğlunun yaptıkları, çevreye verdiği yıkımlar, ekolojik sistemi kendi çıkarı için değiştirmesi, gerçekten de dünyanın en zararlı topluluğu insan değil midir? Farkındalıklarla dolu bir okuma oldu. Bir yanda leyleklerin yaşam mücadelesi, göç yolculukları, doğanın kanunu ve gerçekler ile kayıplarına tanıklık ederken; diğer yandan insanların hayatlarına konuk oluyoruz. Ayrıca leylekler ile ilgili verdiği dip notlarla kitap daha fazla beni içine aldı. Kitap boyunca sık sık şu soruyu düşündüm: İnsan gerçekten yaptığı hataların mı yükünü taşır, yoksa sustuğu, görmezden geldiği şeylerin mi? Yazar alışılmışın dışında bu konuyu ele alırken vicdan, sadakat, aşk, pişmanlık ve affetme üzerine de güçlü mesajlar da veriyor. Yazarın dili oldukça akıcı, guzel ve etkileyiciydi. Duygusal yoğunluğu yüksek olmasına rağmen tam yerinde anlatımı sayesinde sayfalar çabucak bir sonrakini takip ediyordu. "Yazarın leylekleri merkeze alan anlatımı, kitaba bambaşka bir anlam katıyor. Leylekler sadece birer kuş değil; masumiyetin, umudun ve yeniden başlamanın sembolü olarak hikâyede
Masumiyetin YüküAhmet Haşim Güler · MKB Halk Kütüphanesi Yayınevi · 202612 okunma