e

e
@cokokumamlazim
28 okur puanı
Ağustos 2019 tarihinde katıldı
Şu anda okuduğu kitap
8/10
·208 syf.··
Beğendi
·
2021 209. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 02 Ekim 2021 17:45
Günden Kalanlar, bu yılki okuma listeme aldığım kitaplardan Nobel ödüllü yazar Kazuo Ishiguro'nun -sanırım- en iyi eserlerinin başında geliyor. Kitabın gidişatına vakıf olacak kadar okuduktan sonra okurun dikkatini çekecek ilk husus, eserin dilinin oldukça yalın oluşu olacaktır. Öyle ki kitap boyunca herhangi bir edebi söz sanatına rast gelmeyiz. Bundan dolayı eğer bir eserden beklentiniz, dilinin bu doğrultuda edebi yönden zengin oluşu ise muhtemelen beğenmeyeceğiniz bir kitapla karşı karşıyasınız. Bununla birlikte, bence eserin gücünün başlıca iki kaynağından birisi tam olarak, kullandığı bu dildir. Bu durumu, romanda Bay Stevens'ın şu sözleriyle özdeşlik kurarak daha iyi anlamlandırabiliriz: "Bizim toprağımızın güzelliğini ayrıcalıklı kılan şey, tam da bu apaçık çarpıcılığın ya da göz alıcılığın yokluğudur. Önemli olan, o güzelliğin dinginliğidir; aşırıya kaçmaması, ölçülü oluşudur. Toprak, güzelliğinden, büyüklüğünden haberdardır sanki, bunu avaz avaz haykırmaya gerek duymaz." Diğeri ise, hikayenin anlatıcısı 1920-30'larda Lord Darlington'ın malikanesinin başuşağı Bay Stevens'dır. Bu açıdan eserin sahip olduğu dilin, aslında gayet doğru bir seçim olduğu da ortaya çıkmış oluyor. Bay Stevens karakterini güçlü kılan etmenlerden birincisi, son derece gerçekçi oluşudur; öyle ki, 20-30'lu yıllarda yaşamış muhtemelen böyle bir insan vardır diyoruz, kitabı okurken. Ancak bundan daha önemlisi, Bay Stevens'ın kişiliğidir. Hepimiz mesleğine aşık insanlarla karşılaşmışızdır; hatta bu insanları biraz gözlemlediğimizde hem hayranlık hem de çekememezlikten beslenen ufak dozda öfke duyarız. Buna karşın Bay Stevens'ı sadece mesleğine aşık bu tarz insanlarla özdeşleştirmek, bence tam anlamıyla doğru bir niteleme de olmayacaktır. Bay Stevens, mesleğinin içinde kişiliğini uzun yıllar
Edebiyat
Günden KalanlarKazuo Ishiguro · Yapı Kredi Yayınları · 20196,9bin okunma
e
Çok güzel bir inceleme olmuş, kaleminize sağlık. Lakin bir noktada katılmıyorum size. Eğer insan sevdiği bir şeye bile isteye bağlandıysa bu kölelik değildir bana göre. Bay Stevens mesleğine bağlılığıyla hayatta kalan biri. Onu hayata bağlayan bir uğraş kölelik olarak nitelendirilebilir mi? Emin olamadım. Tekrardan inceleme için teşekkürler.
Reklam
Dikkat! Bu inceleme fazlasıyla eleştiri içerebilir :)
Puan vermedi·516 syf.··
Beğendi
·
2021 5. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 05 Mart 2021 23:23
(Spoiler içerebilir!) Konusunu öğrenip birkaç incelemesine göz atarak (ve tabii ki Orhan Pamuk'un en popüler ve en sevilen kitabı olduğunu hesaba katarak) okumakta karar kıldığım ve girişinden fazlasıyla etkilendiğim bu eser benim için hayal kırıklıklarıyla son buldu. Birçok kişi kitabın konusundan detaylıca bahsetmiş olduğu için ben detaya fazla girmeden konuyu hızlıca özetlemek istiyorum. Kitabımızın ana karakteri, takıntılı aşığımız Kemal Bey, saplantılı bir şekilde aşık olduğu Füsun'un eşyalarını biriktirmeye başlar ve bir koleksiyon oluşturur. Konu, roman severler için bir hayli ilgi çekici, değil mi? Ben de heyecanla başladım okumaya, kaptırdım gidiyorum. Gayet akıcı başlayan olay örgüsü 200. sayfalara gelince bir anda durdu. Evet, bir anda durdu. Merakımdan inatla okumaya devam ettim. Okudukça soruyorum: "Ee şimdi nolacak?". Sürekli başa saran betimlemeler 400. sayfaya kadar devam etti. 200-400. sayfalar arasında sürekli aynı olayları okumaktan şahsen ben yoruldum. Hiçbir yeni olay ve gelişme olmaksızın aynı ortamın ve aynı akşamların defalarca betimlenmesi benim kitaptan uzaklaşmama sebep oldu. 400. sayfadan sonra kitap akmaya devam etti. Bu kez de kurgu beni fazlasıyla hayal kırıklığına uğrattı. 8 yıl geçti, sabırsızlıkla bekledik ve olan gerçekten bu mu? Aniden yapılan bir nişan, Füsun'un gelgitleri, saçma sapan tripleri, dengesizlikleri, en sonunda da ölüme kucak açması... Kısacası Kemal'e bir yandan acıyıp bir yandan kızarak başladığım okuma serüveni Füsun'un gereksiz triplerine ve anlamsız hareketlerine kızarak bitti. Ayrıca Füsun hiç de sevmediği kocasından ayrılmak için 8 yıl neyi bekledi inanın anlamış değilim. Belki haddime değil ama yine de kitapla ilgili şahsi fikrim şu: Yazarımız kitabın gelişme bölümüne o kadar odaklanmış ki sonuç kısmı tabiri
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,3bin okunma
Tüzün isimli okura yanıt verildi
e
Ne okudun
Dikkat! Bu inceleme fazlasıyla eleştiri içerebilir :)
Puan vermedi·516 syf.··
Beğendi
·
2021 5. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 05 Mart 2021 23:23
(Spoiler içerebilir!) Konusunu öğrenip birkaç incelemesine göz atarak (ve tabii ki Orhan Pamuk'un en popüler ve en sevilen kitabı olduğunu hesaba katarak) okumakta karar kıldığım ve girişinden fazlasıyla etkilendiğim bu eser benim için hayal kırıklıklarıyla son buldu. Birçok kişi kitabın konusundan detaylıca bahsetmiş olduğu için ben detaya fazla girmeden konuyu hızlıca özetlemek istiyorum. Kitabımızın ana karakteri, takıntılı aşığımız Kemal Bey, saplantılı bir şekilde aşık olduğu Füsun'un eşyalarını biriktirmeye başlar ve bir koleksiyon oluşturur. Konu, roman severler için bir hayli ilgi çekici, değil mi? Ben de heyecanla başladım okumaya, kaptırdım gidiyorum. Gayet akıcı başlayan olay örgüsü 200. sayfalara gelince bir anda durdu. Evet, bir anda durdu. Merakımdan inatla okumaya devam ettim. Okudukça soruyorum: "Ee şimdi nolacak?". Sürekli başa saran betimlemeler 400. sayfaya kadar devam etti. 200-400. sayfalar arasında sürekli aynı olayları okumaktan şahsen ben yoruldum. Hiçbir yeni olay ve gelişme olmaksızın aynı ortamın ve aynı akşamların defalarca betimlenmesi benim kitaptan uzaklaşmama sebep oldu. 400. sayfadan sonra kitap akmaya devam etti. Bu kez de kurgu beni fazlasıyla hayal kırıklığına uğrattı. 8 yıl geçti, sabırsızlıkla bekledik ve olan gerçekten bu mu? Aniden yapılan bir nişan, Füsun'un gelgitleri, saçma sapan tripleri, dengesizlikleri, en sonunda da ölüme kucak açması... Kısacası Kemal'e bir yandan acıyıp bir yandan kızarak başladığım okuma serüveni Füsun'un gereksiz triplerine ve anlamsız hareketlerine kızarak bitti. Ayrıca Füsun hiç de sevmediği kocasından ayrılmak için 8 yıl neyi bekledi inanın anlamış değilim. Belki haddime değil ama yine de kitapla ilgili şahsi fikrim şu: Yazarımız kitabın gelişme bölümüne o kadar odaklanmış ki sonuç kısmı tabiri
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,3bin okunma
Tüzün isimli okura yanıt verildi
e
Sıradaki cevdet bey ve oğulları :)
7/10
·465 syf.··
Beğendi
·
2018 8. kitabı
·
28 günde okudu
·
Okunma: 24 Haziran 2018 08:16
Herkesin bu kadar beğenip yere göğe koyamadığı bir yazar ve kitap hakkında nasıl inceleme yazacağım bilmiyorum. Linç edilmekten korktuğumu da belirtmek isterim :D Bu linç kültürünü bırakalım hanımefendiler ve beyefendiler :)) Orhan Pamuk’un okuduğum ilk kitabıydı. Yazar hakkında bir hükme varmak için çok erken olsa da, en iyi eseri olarak adlandırılan Masumiyet Müzesi’ni sitedeki bir çok okurun aksine ben yavan buldum. Bir şeyin eksikliğini ciddi anlamda hissettim. Onun ne olduğunu tam çözemedim hala. Konusunu aslında çok orijinal buldum o ayrı. Kendim de bir çok şeyi biriktirmekte takıntılı olduğum için ve hayatımın geride kalan bir zaman dilimini takıntılı bir insanla paylaştığım için o takıntılı aşk ve eşya biriktirme, eşyayla kendini tedavi etme çabaları beni çok kötü etkiledi. Evet gerçekten çok kötüydü.. Kemal’e kızarak başladığım hikayede, Kemal’e acıyıp Füsun’a kızarak bitirdim. Kemal’e kızmamın sebebi aşırı korkak davranmasıydı. Bu acıyı sevdiğini biliyorum. Bunu açıkça hissettim. Hatta ben bir noktadan sonra Füsun’a kavuşmaktan da korkacak diye bekledim. Bana gerçekçi gelmeyen ilk şey, dönem olarak darbe ve siyasi hareketliliğin olduğu bir dönemde politik olarak hiç suya sabuna dokunmadan hikayeyi bitirmiş olması. Duvarlarda yazan sloganları okurken görülüp gözaltına alınan insanların olduğunu bildiğimiz bir dönemde, “normal” insanlara göre bu kadar “anormal” davranan birinin nasıl fark edilmediğini, yanlış anlaşılamadığını aklım almadı. 80 darbesinde yaşadığı en büyük zorluğu sokağa çıkma yasağı sebebiyle Füsunların evinden erken kalkmak olarak anlatan Kemal beyi boğmak istedim açıkcası. Kemal’in kitabın sonlarında O P ile konuşurken Kar romanından bahsedip siyaseti sevmediğini söylemesi bile benim için yeterli olmadı açıkçası ne kahramanı ne de yazarı
Masumiyet MüzesiOrhan Pamuk · Yapı Kredi Yayınları · 202460,3bin okunma
e
Masumiyet Müze'sini yeni bitirmiş ve pek çok hayal kırıklığı yaşamış biri olarak incelememi yazmadan önce linç yememek için "Acaba sadece ben mi tatmin olmadım?" diye düşünerek kitap incelemerini okumaya başladım. Neyse ki sizin incelemenize denk geldim :) Birkaç noktada sizinle hemfikir olmasam bile benim de Kemal Bey'e kızarak okumaya başladığım kitap Füsun'a kızgınlığımla ve kırgınlığımla bitti.
Yusuf Yusuf dedikleri, birkaç beyle birkaç mermi...
5/10
·240 syf.··
2020 57. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 30 Ağustos 2020 14:33
Üç saattir incelemelerde eleştirel bir satır, bir fikir hatta bir kelime arıyorum... Arıyorum ki, kitapla ilgili yakın bulduğum bir görüşü repost edip şu satırları şu sıcakta yazma yükünü üzerimden atabileyim... Yok maalesef, olmadı... Bunun pek çok nedeni olabilir tabii... Ancak Kuyucaklı Yusuf özelinde bu hayranlığa, bu müthiş etkilenmeye baktığımda neyi atladığımı, neyi kaçırdığımı, nerede yanlış yaptığımı gerçekten çok merak ediyorum... Çok da uzatmadan birkaç soru sorup, birkaç beylik laf edip, kitabın parıl parıl parlayan inceleme havuzuna benim gibi gelenlere yalnız olmadıklarını hissettirecek birkaç not düşüp sonlandıracağım... İlk soru çok basit; acaba Sabahattin Ali'nin kendi yaşam hikayesine olan saygımız, eserlerini değerlendirirken biz okurları çok mu etkisi altına alıyor? Edebiyat dünyasında neredeyse 10 yıldır gölgesinde yaşadığımız Sabahattin Ali miti, Sabahattin Ali'nin dahi üzerine çıkmış ve hepimize en tepeden parmak sallıyor olabilir mi? İncelemelerin birinde Sabahattin Ali'den Türkiye'nin Dostoyevski'si olarak bahsedilmiş. Ancak neden böyle olduğuna dair ilave tek bir cümle yok. Karşılaştırmanın zemini nedir mesela? Popülerlik mi? Üslup mu? Düşünce şekli mi? Yaşam tarzı mı? Ele aldıkları konular mı? Roman karakterlerinin benzerliği mi? Nedir bu benzerliğin sırrı? Peki senin cevabın nedir derseniz; bence iki yazarın arasında edebi anlamda ortak nokta yok denecek kadar azdır. Konuyu uzun uzun detaylandırabiliriz ama ben tek bir örnek verip kapatacağım bahsi... Örneği bir soruyla vereyim; Kitabı bitirdikten sonra Yusuf'u ne kadar tanıdınız? Tanımaktan kastım, Yusuf'un nerede yaşadığı, fiziksel görüntüsü, ne iş yaptığı falan değil. Kim bu Kuyucaklı Yusuf? Kitabın son sayfasına geldiğinizde bu sorunun cevabı ne kadar karşılık buldu
Edebiyat
Kuyucaklı YusufSabahattin Ali · Yakamoz Yayıncılık · 2019210,4bin okunma
e isimli okura yanıt verildi
e
Teşekkürler. İncelemelerinizi çok beğendim, İnce Memed incelemesi de gelirse süper olur bence😊