Çok sert ve farklı bir yorum yapacağım.
Öncelikle kitabın çevirmeni veya editörü, kitabı öyle bir hale getirmiş ki, kendi dilimizdeki bir cümleyi anlamak için 2-3 defa okumak zorunda kalıyoruz. Kitabı berbat hale sokmuşlar, mahvetmişler. Rezalet. Sanki İngilizce bir paragrafın anlamını çözmeye çalışır gibi okurken zorluk oluyor. Neredeyse kitap okumaktan soğuyacaktım. Felsefe kitabı gibi anlaşılmaz hale getirmişler kitabı.
Kitabı okunmaz hale getiren bu durum, dilimizde eskiden beri kullanılan alışılmış kelimeler yerine, uydurulmuş, türetilmiş yeni kelimeleri kullanmak istemeleri. Bu çevirmenin işi mi, yoksa editörün işi m, bilemem. Ama zorlama bir değişiklik olmuş. Yeni kelimeler uydurup, türetip, yeni bir dil ortaya çıkardıysanız, bunu kursunu, okulunu falan da açın ki, insanlar bu uydurduğunuz dili öğrensin. Yoksa bu kelimelerle yazılmış kitaplar anlaşılmıyor...
Kitabın konusuna ve yazara gelince:
Şeytan bir kitap yazsa, bu kitaptan daha şeytanca olamazdı.
Marquez denen adam, ortaokulu yeni bitirmiş kızları yoldan çıkarmaya çalıştığı gibi,
70 yaşına geçmiş yaşlı kadınları da ömrünün sonunda cehenneme göndermeye çalışıyor.
Bir insan ancak bu kadar şeytanca bir çalışma yapabilir. İğrenç bir kitap.
622 kadınla yatmış sapık, hasta ruhlu, takıntılı, saplantılı bir adamın hovardalıklarını “aşk” adı altında sunmak düpedüz şeytanlıktır. Bu aşk değil… Çocuk yaşta kızlarla yatıyor, evli kadınlarla yatıp, kocaları tarafından öldürülmelerine neden oluyor. Daha başka bir yığın şeytanlıkları olan adamı, aşk adamı gibi sunmak şeytanlıktır.
Kadın ilk başlardan beri Florentina için gölge gibi, silik, hayalet gibi biri diyor. Kabus gibi bir adam, büyü gibi, karabasan gibi. Kadın 50 yıl boyunca ara sıra görüyor bu adamı ama umurunda bile değil.
Ama şeytanlık bu ya, kadının