Çok Sert Yorumcu

Çok Sert Yorumcu
@coksertyorumcu
Avukat
Yüksek Lisans
Ankara
5 okur puanı
Temmuz 2021 tarihinde katıldı
Evlilere ve evlenmeyi düşünenlere bu kitabı tavsiye edemiyorum
1/10
·208 syf.··
2022 2. kitabı
Evlenmeyi düşünen veya evli olan öğretmenlere kitapta geçen bazı önemli bilgileri kısaca aktaracağım ancak öncelikle kitaptan biraz bahsetmek istiyorum. Bu konu, öğretmenleri ve Milli Eğitim sistemimizi ilgilendiren bir konu. Basitçe "evlilik" diyerek geçiştirilecek bir konu değil. Çünkü çocuklarla ilgili, çocukların eğitimi ve geleceği ile ilgili. "İnsanlar var oldukça evlilik var olacak ve insanlık evlilik sayesinde gelişecektir". "Ve yine insanlar, evlilik sayesinde gelişecek ve daha da insanlaşacaklardır"  "Evlilik içinde çocuklar büyüyor, yarının toplumu böyle oluşuyor." Doğan Cüceloğlu, psikoloji alanında ülkemizdeki en önemli bilim adamlarından biri. Evlilik konusunda da kitap yazmış. Ancak evlilik gibi önemli bir konu, öyle karmakarışık hale dönüştürülmüş ki, bunu Doğan Cüceloğlu yazmış olamaz diyorsunuz okudukça.. Peki neden böyle olmuş? Çünkü kitaba onlarca kişi müdahale etmiş, herkes kendi ideolojisini kitaba sokmaya çalışmış, böylece kitap karmakarışık bir hale dönüşmüş.. Eline fırçayı ve boyayı alan herkesin, bir tabloyu kendi kafasına göre boyamaya çalışması ve tabloyu berbat hale getirmeleri gibi.. Elbette kitaptan öğrenilebilecek önemli bilgiler var. Ancak evleneceklere ve evli olanlara zarar verebilecek zehir gibi bilgiler de var.. Bunlara az sonra değineceğim. İyi ve güzel olan bir şeyi, kötü bir hale dönüştüren veya kendi menfaati için kullanmaya çalışanlara rastlarız, dünyanın her yerinde. Kurumlara, kişilere, düşüncelere kene gibi, virüs gibi yapışırlar ve onu berbat bir hale dönüştürüp bozarlar.  Doğan Cüceloğlu"nun kitabını da böyle yapmışlar. Önemli bir konu, önemli bir bilim adamı veya eseri mahvedilmiş.. ** Kitap, günlük yaşamda herkesin bildiği ve anladığı kavramlar yerine "yeni kavramlar" türetip, kitap boyunca sürekli bu yeni
İnsan ve Toplum
Evlenmeden ÖnceDoğan Cüceloğlu · Kronik Kitap · 20217,4bin okunma
Reklam
Hala 1984 romanını okumayan varsa ..
Puan vermedi
Hala 1984 kitabını okumayan varsa aşağıdaki incelemeyi okumasını ve sonra dilerse kitabı okumasını öneririm. 1984 kitabını hala okumadıysanız, kendinizi kitap okumuş biri olarak görmeyin. Şimdiye kadar okuduğunuz kitaplar bir tarafa, 1984 diğer tarafa… Çünkü 1984 kitabı; 100 yıllık geçmişi, savaşlar sonrası dünyanın yeniden kuruluşunu, devletlerin rejimlerini ve insan olmayı, insan gibi yaşamayı, insanı anlatan bir kitap. Yani size hayatı ve insanı çözdürecek bir kitap. Kitabı okudukça, Osmanlı sonrası Türkiye’yi anlatan bir roman mı diye düşünmekten kendinizi alamayacaksınız. Yazar bu kitabı, takma adı olan George Orwell ismiyle, 1948 yılında yazıyor ve yazdıktan 1 yıl sonra, 47 yaşında ölüyor… Veya öldürülüyor, her neyse… Kitabın esrarengizliği bu kadar değil, daha söylenecek çok şey var. Yazacaklarımı okumaya devam edin. Kitabın esas ismi –Avrupa'daki Son İnsan- ancak basılma anında adı değiştirilip 1984 yapılıyor. Dünya çapında en çok yasaklanan kitaplar arasında.. Kitap yazım ve basım aşamasında birçok değişikliğe uğramış. Yazarın diğer kitabı olan “Hayvan Çiftliği” ile birlikte, birçok matbaa bu kitabı basmayı reddetmiş. Yazar, dünyada hakim olan küresel medya ve ticaret örgütlerinin güç reklamını mı yapıyor, yoksa insanların insanca yaşama hakkını mı savunuyor, bunu ayırt etmek oldukça zor. İnsanları aşağılayıp, köle gibi itaate zorlayıp, küresel güçlerin propagandasını yapıyor olma ihtimali daha ağır basıyor. Dünya çapında küresel bir örgüt ve lideri var mı? Günümüzde kimisi böyle kötü örgütler var diyor, kimisi de sanki çok iyi biliyormuş gibi kesin inkar ediyor, yok diyor, cıvık cıvık espriler yapıyor. Yazar, insanların robotlaştırılmasını, hayvan gibi güdülmesini, insani duyguların yok edilişini, kitabın ilk başlarında çok güzel veriyor. Kitapta geçen
Edebiyat
1984George Orwell · Can Yayınları · 2023199,9bin okunma
Hiç kimse böyle bir felaketi asla yaşamak istemez
Puan vermedi·68 syf.··
2022 1. kitabı
Ahlaksız bir kadının yaşadıkları, hovarda bir yazarın elinden geçince, büyük bir aşk romanı gibi olmuş. Yazar, kadını umursamıyor, tanımıyor bile. Ama kadının hayatı, bu platonik aşk yüzünden mahvolmuş, kararmış, rezil olmuş, çocuğu ölmüş, kendi de ölmüş.. Tüm bu felaketleri yaşamasına rağmen diyor ki, “yine aynısını yapardım.” Eee, bunu diyen kadın değil tabi ki, kitabı yazan Stefan.. Kadın: “… seni hep sevdim ve benimle karşılaştığın anı hep kutsadım. Ve bir defa daha o saatlerin cehennemini yaşamak zorunda kalsaydım, ve beni neyin beklediğini önceden bilseydim de, yapmış olduklarımın hepsini yine yapardım, sevgili, bir defa daha, binlerce defa yapardım.” Sayfa 38 Ama maalesef bunu diyen sanki kadınmış gibi, birçok yerde buna benzer cümleler kadınların ağzından duyulur oldu.. Birçok yazar da aynı artistçe sözleri kullanır oldu. “Yine aynısını yaşardım”… Hadi ordan.. Arkana bile bakmadan kaçardın. Felaketi yaşamayı bırak, sana böyle bir felaketi yaşatacak erkeğin konusunu aldığında, hissettiğinde hemen uzaklaşıp kaçardın. 1922’de yazılan bu kitap, başka yazarları da etkilemiş olmalı. Aynı cümleleri alıp kullananlar var. Halbuki bu cümleyi, felaketi yaşayan kadın değil, Stefan yazıyor!.. Kız 13 yaşında iken karşı daireye taşınan 25 yaşındaki yazarla karşılaşıyor. 3 yıl boyunca platonik aşk yaşıyor, yazarı takip ediyor. Sonra kız ailesiyle birlikte başka şehre taşınıyor. 5 yıl boyunca hiç unutmuyor. Sonra yazarın yaşadığı şehre iş bahanesiyle taşınıyor. 18 yaşında iken evinin önünde birkaç gün görmek, fark edilmek için bekliyor. Yazarın anlattığına göre hiç itiraz etmeden birlikte yemeğe çıkıyorlar, evine gidiyorlar ve birlikte oluyorlar. Yazar belki de kendini masum göstermek için kızın hiç naz yapmadığını, itiraz etmediğini, tereddüt etmediğini yazıyor ilk
Aşk
Bilinmeyen Bir Kadının MektubuStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2022266,3bin okunma
1/10
·448 syf.··
2021 1. kitabı
Çok sert ve farklı bir yorum yapacağım. Öncelikle kitabın çevirmeni veya editörü, kitabı öyle bir hale getirmiş ki, kendi dilimizdeki bir cümleyi anlamak için 2-3 defa okumak zorunda kalıyoruz. Kitabı berbat hale sokmuşlar, mahvetmişler. Rezalet. Sanki İngilizce bir paragrafın anlamını çözmeye çalışır gibi okurken zorluk oluyor. Neredeyse kitap okumaktan soğuyacaktım. Felsefe kitabı gibi anlaşılmaz hale getirmişler kitabı. Kitabı okunmaz hale getiren bu durum, dilimizde eskiden beri kullanılan alışılmış kelimeler yerine, uydurulmuş, türetilmiş yeni kelimeleri kullanmak istemeleri. Bu çevirmenin işi mi, yoksa editörün işi m, bilemem. Ama zorlama bir değişiklik olmuş. Yeni kelimeler uydurup, türetip, yeni bir dil ortaya çıkardıysanız, bunu kursunu, okulunu falan da açın ki, insanlar bu uydurduğunuz dili öğrensin. Yoksa bu kelimelerle yazılmış kitaplar anlaşılmıyor... Kitabın konusuna ve yazara gelince: Şeytan bir kitap yazsa, bu kitaptan daha şeytanca olamazdı. Marquez denen adam, ortaokulu yeni bitirmiş kızları yoldan çıkarmaya çalıştığı gibi, 70 yaşına geçmiş yaşlı kadınları da ömrünün sonunda cehenneme göndermeye çalışıyor. Bir insan ancak bu kadar şeytanca bir çalışma yapabilir. İğrenç bir kitap. 622 kadınla yatmış sapık, hasta ruhlu, takıntılı, saplantılı bir adamın hovardalıklarını “aşk” adı altında sunmak düpedüz şeytanlıktır. Bu aşk değil… Çocuk yaşta kızlarla yatıyor, evli kadınlarla yatıp, kocaları tarafından öldürülmelerine neden oluyor. Daha başka bir yığın şeytanlıkları olan adamı, aşk adamı gibi sunmak şeytanlıktır. Kadın ilk başlardan beri Florentina için gölge gibi, silik, hayalet gibi biri diyor. Kabus gibi bir adam, büyü gibi, karabasan gibi. Kadın 50 yıl boyunca ara sıra görüyor bu adamı ama umurunda bile değil. Ama şeytanlık bu ya, kadının
Aşk
Kolera Günlerinde AşkGabriel Garcia Marquez · Can Yayınları · 202011,2bin okunma