8/10
·112 syf.··
Beğendi
·
2026 3. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 05 Haziran 2026 22:34
Peyami Safa'nın kendi yaşamından güçlü izler taşıyan Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, bedenindeki derin yarayla birlikte ruhunda da ağır yükler taşıyan genç bir insanın büyüme hikâyesidir. Roman, hastalık, yalnızlık, aşk ve hayata tutunma mücadelesi etrafında şekillenen dokunaklı bir insan dramını anlatır. Eserin isimsiz kahramanı, henüz on beş yaşında olmasına rağmen çocukluğunu hastane koridorlarında ve doktor muayenelerinde geçirmek zorunda kalmış bir gençtir. Yedi yaşından beri bacağındaki kemik hastalığıyla mücadele etmektedir. Sürekli ağrılar, ameliyat korkusu ve sakat kalma ihtimali onun ruhunda derin izler bırakmıştır. Doktorların tavsiyesi üzerine hem dinlenmek hem de temiz bir ortamda iyileşmek amacıyla Erenköy'deki akrabalarının köşküne gider. Burada paşanın kızı Nüzhet'e âşık olur. Nüzhet, genç kahramanın hastalıklarla kuşatılmış dünyasında bir umut ışığı, yaşama sevincinin sembolüdür. Ancak bu aşk, daha filizlenmeden sınıf farklılıkları, yoksulluk ve hastalık gerçeğiyle karşı karşıya kalır. Nüzhet'in annesi Yenge Reis, hasta ve maddi durumu yetersiz bir genci kızına layık görmez. Tam bu sırada ortaya çıkan varlıklı ve nüfuzlu Dr. Ragıp Bey, genç kahramanın en büyük rakibi hâline gelir. Aşkını kaybetme korkusu ve geleceğine dair belirsizlikler, zaten hassas olan ruh dünyasını daha da sarsar. Yaşadığı psikolojik çöküntü hastalığını ağırlaştırırken, onu yeniden hastane odalarına ve ameliyat masalarına sürükler. Böylece romanın adını aldığı Dokuzuncu Hariciye Koğuşu, yalnızca bir hastane servisi değil; kahramanın acılarıyla yüzleştiği, olgunlaştığı ve yeniden doğduğu sembolik bir mekâna dönüşür. Bu süreçte Nüzhet'in Dr. Ragıp Bey ile evlenmesi, genç kahramanın ilk büyük hayal kırıklığını yaşamasına neden olur. Ancak geçirdiği ağır ameliyatlar ve ölüm korkusuyla
1000Kitap
Dokuzuncu Hariciye KoğuşuPeyami Safa · Ötüken Neşriyat · 2022121bin okunma
7/10
·261 syf.··
Beğendi
·
2026 34. kitabı
·
8 günde okudu
·
Okunma: 27 Mayıs 2026 00:16
"Mezar taşları hali vakti yerinde onların mezarlarını işaret eden birer eserdir. Fukara ölüsü için mezar taşı birkaç ay devam eden bir çıkıntı ve sonra çiğnenerek yola kaybolmuş düz bir topraktan başka bir şey değildir. Mezarlıklardaki o topraklar ki içine giren vücut ile bir çıkıntı oluşturur ve sonra vücut toprağın kemirici unsurları tarafından öğütüldükçe bu çıkıntı çökmeye başlar ve yaşayanların ayakları tarafından bu çöküntü, basıla basıla dümdüz olurdu." ​Mahalle kelimesi bizlerde genellikle çocukluğumuzda iz bırakan o eski mahallelerinin sıcaklığını, dayanışmasını ve sevecenliğini çağrıştırır. Ancak Salahaddin Enis, bu nostaljik illüzyonu ilk sayfalardan itibaren yıkmış. Onun sunduğu mahalle; Birinci Dünya Savaşı ve Mütareke döneminin getirdiği yoksulluğun, ahlaki çöküntünün, güvensizliğin ve hayatta kalma mücadelesinin vurduğu bir bataklığı tarif ediyor. Yazar, toplumun en alt tabakasındaki insanları adeta bir laboratuvardaki denekler gibi titizlikle incelemiş. Romanın merkezinde yer alan Rüştü, savaşta on sekiz yerinden yara almış, gazi olarak İstanbul’a dönmüş bir asker. Tek amacı, geride bıraktığı karısına ve hiç görmediği oğluna kavuşmak. Ancak döndüğünde Cihangir’deki evinin yandığını, ailesinin kaybolduğunu öğrenir. Aç ve açıkta kalan Rüştü, tesadüfen bir mahalleye bekçi olur. Roman, Rüştü’nün gece yarısı sokakları arşınlarken hem kendi ailesinin izini sürmesini hem de o evlerin kapalı kapıları ardındaki çürümeye şahitlik etmesini konu alıyor. Mahalle, savaştan fiziksel ve ruhsal olarak paramparça dönen bir adamın çaresizliğini anlatırken, arka planda koskoca bir imparatorluğun başkentindeki toplumsal çöküşü de belgeliyor. Eğer insan doğasının karanlık yönleriyle yüzleşmekten çekinmeyen, toplumsal gerçekçi ve natüralist klasikleri seviyorsanız, Mahalle
MahalleSalahaddin Enis · Kapra Yayıncılık · 0259 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
6/10
·184 syf.··
Beğendi
·
2026 24. kitabı
·
13 günde okudu
·
Okunma: 18 Mayıs 2026 11:30
Osmanlı padişahlarından birinin bir kızı delirince sarayın doktoru onu kendi yöntemlerince tedavi etmek ister. Tedavi sonucunda kız doktordan hamile kalır. Ve bir oğlu olur. Oğlu Osmanlı soyundan geldiği için şehzadeler gibi yaşar toplantılar düzenler. Evlerinden misafir eksik olmaz. Ermeni bir arkadaşı ile fotoğraf çekerler sürekli. Tam o sıralar birinci dünya savaşı çıkar ve ermeniler tehcir edilir. Bu nedenle Ermeni fotoğrafçı arkadaşına kızını verir. Uc çocukları olur. Salim , İffet ve İsyan tüm hikayeyi anlatan İsyan'dır. İsyan'ın babası çocuklarını bir devrimci kahraman olarak yetiştirmek ister. Ama Salim kaçakçı olur. İffet de bir Mısırlı ile evlenir. İsyan ise Fransa'ya okumaya gider. Devrimcilik ile uzaktan yakından ilgisi yoktur çünkü doktor olmak ister. Ama bir şekilde olaylara karışır ve devrimci olur. Nazilere karşı Fransa için çalışır. Ve işin sonunda kahraman ilan edilir. Eve döndüğünde babası kendisi ile gurur duyar. Ama yine de çok mutlu değildir babası çünkü oğlu Salim kaçakçılıktan hapse düşmüştür. Salim bir kahman olarak Ülkesinde çok sevilir . Yoldaşı olan Clara ile evlenir ve Hayfa'ya giderler. Orada bir yıl kaldıktan sonra babası hastalanır. Bir süre sonra babası ölünce İsyan ruhsal bir çöküntü içine girer . O sırada İsrail Arap savaşları başlamış ana buna rağmen İsyan karısına gitmek ister . Bir gün bavulunu alıp gideceği sırada Salim onu görür ve beklemesini kendisini götüreceğini söyler. Denileni yapan İsyan'ı dört adam gelip deliler hastanesine yatırırlar. Burada uzun bir sure kaldıktan sonra bir şekilde kurtulur ve karısına bir mektup yazıp her zaman buluştukları yerde onu bekler en sonunda karısı çıkıp gelir . Kitap çok övülen popüler herkesin elinden düşünmediği okuduğu bir kitap . Ancak bir tık abartıldığını düşünüyorum . Yine
Doğu'nun LimanlarıAmin Maalouf · Yapı Kredi Yayınları · 202640,1bin okunma
8/10
·448 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
YIRTICI KUŞLAR ZAMANI AHMET ÜMİT 448 SAYFA #AhmetÜmitokuyoruz #BaşkomserNevzat #Ortakokuma #Okudukbitti Millet birbirine sarılmayı unuttu, birbirinin gözünün içine muhabbetle bakmayı, birbirlerine sevgi duymayı, saygı duymayı. İnsanlar insan olmayı unuttu. Çünkü cinayet işlemenin belli bir saati yoktu, çünkü katiller, öldürmek için bizim mesaiye başlamamızı beklemezlerdi, çünkü vahşet zamansızdı. Sen asla unutmazsın Nevzat. Belki affedersin ama asla unutmazsın. Uzun bir maceranın sonuna geldik Yırtıcı Kuşlar Zamanı kitabıyla. Başkomser Nevzat, yıllar önce bir patlamada kaybettiği eşi ve kızının katillerine nihayet ulaşıyor. Üstelik Ağva'da yağan şiddetli bir yağmur sonrası ortaya çıkan gizemli bir ceset sayesinde. Bir gizem başka bir gizemin çözümü olur. Fakat bu çözüm berbat bir çürümenin de ortaya çıkması demektir. Eşi ve kızının kaybetmenin acısı ile o döneme ait pek çok şeyi hatırlayamayan, ağır bir depresyon halindeki Nevzat, geçmişin hayaletleri ile büyük bir mücadele halinde tüm kitap boyunca. Buruk bir huzura kavuştuk onunla beraber. Sokaklarda kol gezen suç şebekeleri ve bu şebekelere kol kanat geren siyasiler, faili meçhul cinayetler, ahlaki bir çöküntü, liayaktsızlık, yozlaşmış ilişkiler, uyuşturucu şebekeleri. Günümüz Türkiye'sine kısa bir bakış bir yandan da. Mafya bağlantıları, yabancı suç örgütü liderlerinin ülkede cirit atması, parayla satılan vatandaşlıklar, sokak hayvanlarının öldürülmesi, kaset skandalları ve daha neler neler. Nevzat ve ekibinin maceradan maceraya koşuşu. Bir adalet ve ahlak sorgulaması, iyilik ile kötülüğün mücadelesi. Pekçoğunuzun okuduğu bir kitap ve çok ayrıntı vermek istemiyorum. Nevzat Başkomser ile vedalaşmak hüzünlüydü benim için. Devam eder mi onunla yolculuğumuz bilinmez elbet ama Nevzat'ı, Ali'yi, Zeynep'i,
Yırtıcı Kuşlar ZamanıAhmet Ümit · Yapı Kredi Yayınları · 202413,2bin okunma
Kızım Olmadan Asla
Puan vermedi·408 syf.··
2026 46. kitabı
Kitabın her ayrıntısında gözlerim doldu. Kadın olmanın ne kadar güç olduğunu bir kez daha kavradım. Sevgi uğruna baskıcı bir toplum yapısını özümsemek zorunda kalmak, zorunlu yaşamın başka bir boyutu olmuştur. Var olan hayatı, başkasina adamak,yalnızlaşak ruhsal çöküntü haline bağlı kalmayı amaç edinir. Böylece doğruyuru bulmak adına, sağlam adımlar atmak geleceğe yakılabilecek milyarlarca mum ışığından biri demektir ..
Kızım Olmadan AslaBetty Mahmudi · Sonsuz Kitap Yayınları · 20177,2bin okunma
Muhasebe
10/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2026 21. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 13 Mayıs 2026 22:57
Balkan Harbi tarihimizin stratejik muhasebesini yapmadığı ve belki de yapmak istemediği kahredici bir hadisedir. Balkan hezimetinden başka Türk tarihinde acziyetin, dalaletin, siyasi basiretsizliğin ve sosyal çözülmenin topyekûn tahribata uğradığı ya pek nadir görülmüştür ya hiç görülmemiştir. Üzerine uzun uzun düşünülmesi gereken ve her yönüyle stratejik analizler yapılıp dersler çıkarılması farz olan müstesna bir olay. Kitap çeşitli makalelerle olayın genel tablosunu çok güzel bir şekilde çiziyor. Tarihimizin altın parıltılarıyla dolu sayfalarından başka sayfaları da var. Balkan bozgunu sadece bir askeri felaket değildir. Aynı zamanda ve esasen bir iman, ahlak ve medeniyet kaybının yol açtığı manevi bir hezimet ve beşeri bir çöküntü halidir. Balkan felaketi, bizim için, okullarımızda kıyamete kadar okutacağımız iki dersten ibaret bir pedagoji hükmünde olmalıdır: 1- Toprağına ne kadar kök salmış olursan ol iyi savunamadığın bir vatanı nasıl kaybedersin... 2- Bir gün mecbur kalırsan eğer hangi akılsızlıklara, alçaklıklara ve hıyanetlere izin vermeyerek ve nasıl dövüşerek savunabilirsin vatanını ve namusunu... Ezcümle, 500 senede kazandığımız vatanımızın en değerli parçasını üç haftada utanç verici bir mağlubiyetle kaybettiğimiz dönemin askeri, sosyal ve kültürel psikolojisini aydın bir dost kaleminden yansıtan, henüz daha yasını bile tutmadığımız korkunç bozgunun hâlâ yapamadığımız ancak yapmak zorunda olduğumuz muhasebesine katkı sağlayabilecek bir eser...
Bir Asır Sonra Balkan SavaşlarıMustafa Çalık · Cedit Neşriyat · 201431 okunma