“En rahatsız olduğum şey ağız kenarımdaki çizgiler ya da gözlerimin çevresindeki çöküntü değil, kendimi tanımakta yaşadığım gecikmeydi, aynaya baktığımda, çok kısa bir anlığına da olsa, kim olduğumu bilememek.”
Ş.S.Aydemir; "M. Kemal'den başka şans yoktu"
Kemalizmi gereği gibi değerlendirebilmek için, oluştuğu or­tamı iyi bilmek ve gözden uzak tutmamak gerekir. O ortamı Şev­ket Süreyya Aydemir güzel özetliyor: "Toplum hayatı, bir ilkçağ ilkelliği içindeydi. Türk milleti perişanlığın, fakirliğin, çaresizliğin en ilkel düzeylerinde yaşı­yordu. Halk cahildi, bakımsızdı, sefildi. Memleket yolsuz, iş­siz, asayişsiz bir düzensizlik içinde bunalıyordu. Sonu gelmez savaşlar, İstiklal Savaşı'nda olduğu gibi millet için, millet ya­rarına da yapılmamıştı. Yüzyıllarca Anadolu ve Rumeli halkı, bizden olmayan, bizim olmayan yabancı ve uzak ülkelerde boş yere eritilmiş, gitmişti. Tarım en ilkel bir sürünüş gibiydi. Sanayi yoktu. Derebeylik, ayan, eşraf, mütegallibe nizamı alabildiğine köklüydü. Şeyhlik, müritlik, hacılık, hocalık, efsunculuk yaygın­dı. Tekkeler, zaviyeler çöküntü halinde, fakat ayaktaydı. Dağlan eşkıya sarmıştı. Bu bel vermiş yapının ve ilkel hayatın yeni bir düzene yönelişi için, Gazi Mustafa Kemalin şahsiyetinden başka bir ümit yoktu." Toplum, Batı'da çağdaşlaşmanın itici gücünü oluşturan iki temel sınıftan da yoksundu: Ne gerçek anlamıyla bir kentsoylu (burjuvazi) sınıfı vardı, ne de örgütlü bir işçi sınıfı. Dışarı ile ilişki içerisinde ticaret yaşamında etkili olan kesim ise, daha çok Müslüman olmayan azınlıklardandı. Ve işgalci güçlerle işbirliği yaptıkları için, Kurtuluş Savaşı'nın sonunda çoğunluğu ülkeyi terk etmek zorunda kalmıştı.
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Çöküntü depremi
Kendini kesin ve acımasız bir yalnızlığın beklediğini anladı.
Alıntı
Aşık olmak, duygusal dalgalanmalar yaşamak anlamına gelir. Sevgilin ilgiliyse coşar, mutlu olursun . Sevgilin kayıtsız kalır, seni aramaz ya da ihmal ederse çöküntü yaşarsın . Yani ruhsal durumun sevgi nesnesinin davran ışlarına bağlı olarak belirgin iniş ve çıkışlar gösterir
Sayfa 28·Kitabı okudu
Mustafa Kemal Atatürk
Oysa hangi istiklâl vardır ki yabancıların nasihatlarıyla, yabancıların planlarıyla yükselebilsin? Tarih böyle bir olay kaydetmemiştir; tarihte böyle bir olay yaratmaya kalkışanlar, zehirli sonuçlarla karşılaşmışlardır. İşte Türkiye de, bu yanlış zihniyetle sakat olan bazı yöneticiler yüzünden, her saat, her gün, her yüzyıl, biraz daha çok gerilemiş, daha çok düşmüştür. "... Bu düşüş, bu alçalış, yalnız maddi şeylerde olsaydı, hiçbir önemi yoktu. Ne yazık ki Türkiye ve Türk halkı, ahlâk bakımından da düşüyor. Durum incelenirse görülür ki, Türkiye Doğu ‘maneviyatı’yla sona eren bir yol üzerinde bulunuyordu. Doğu’yla Batı’nın birleştiği yerde bulunduğumuz, Batı’ya yaklaştığımızı zannettiğimiz takdirde, asıl mayamız olan Doğu ‘maneviyatından tamamiyle soyutlanıyoruz. Hiç şüphesizdir ki, bu büyük memleketi, bu milleti, çöküntü ve yok olma çıkmazına itmekten başka bir sonuç beklenemez (bundan). 6 Mart 1922
Sayfa 12·Kitabı okudu
Savaşın başlangıcında, ya da ortasındayız, henüz. Zira savaş, tarafsız kalmış son büyük devletlerin katılmasıyla gerçekten başlıyor. Sonra, savaş sonrasının çöküntü ve kargaşalıkları. Alanımda her bakımdan elim kolum bağlı bir durumda hissediyorum kendimi. Kitaplarım yazıldıkları dilde bundan böyle belki de hiç bir zaman yayınlanmıyacak.