Aşk üçgeni : bir kadın ,bir adam , bir kedi :)
Puan vermedi·128 syf.··
2026 96. kitabı
·
16 saatte okudu
·
Okunma: 17 Haziran 2026 14:24
Dişi Kedi yi konusu gereği merak ederek okudum. İlk bakışta bir adam, bir kadın ve bir kedi arasındaki ilişkiyi anlatıyormuş gibi görünse de aslında insanların geçmişlerine, alışkanlıklarına ve özgürlüklerine nasıl tutunduklarını anlatıyor. Kitabı okurken aklıma sürekli şu düşünce geldi. İnsanlar evlenince değişmez. Özellikle birçok kişinin evlilikle birlikte eşini istediği kalıba sokabileceğini düşünmesi bana hep garip gelmiştir. Oysa herkesin kendine ait alışkanlıkları, tutkuları ve vazgeçemediği yönleri vardır. Bence Colette bu kitapta tam da bunu göstermek istemiş. Sevgi ile sahiplenme arasındaki ince çizgiyi koruyabilmek ana mesele. Kısa olmasına rağmen üzerine düşündüren, sade ama etkili hikaye idi benim için .
Dişi KediColette · Can Yayınları · 2013363 okunma
Puan vermedi·104 syf.·
2026 417. kitabı
Karmaşık olmayan ilişkiler bir zamanlar vardı herhalde, diye düşünüyordum. Elbette varmış. Belki yine de var ama göz önünde dolaşmıyor.Longos İki bin yıl öncesinden gelen bu hikâye, Midilli Adası'nda doğan, yeşeren ve engellere göğüs geren bir aşkı anlatıyor. Masumiyet, acımasız kader, sadakat, ihanet, tanrıların intikamı ve hatta acımasız korsanların eşlik ettiği bu aşk hiçbirine boyun eğmiyor, yok olmuyor. Sadece lekesiz, masum, karmaşık olmayan ilişkiler ve saf duygulara değil, hayvanlara, bitkilere, rüzgâra, mevsimlere de aynı güçle yönelebilen bu kadim metin insanlığ bir armağan "Sevdalı olanlar acı çekerlermiş.” Daphnis ile Khloe'nin Aşkı Antik Yunan edebiyatının ilk düzyazı örneklerinden biri kabul edilmesinin yanı sıra pastoral edebiyatın da ilk yapıtıdır. Yazarının kimliği netleşmemiş olsa da romanın okur üstündeki etkisi yüzyıllar sürmüş, nice yazara, ozana, heykeltıraşa, ressama, müzisyene ilham vermiş; Shakespeare'den Goethe'ye, Rousseau'dan George Sand'a, Colette'ten Yukio Mişima'ya birçok büyük edebiyatçının yapıtlarına esin kaynağı olmuş bir Daphnis ile Khloe'nin Aşkı geride bıraktık Hiçbir sevdalı böyle şeylerle ilgilenmez, sevdasına yol açan gövdenin güzelligini gördüğünde ona kapılır, gider. İşte bu yüzdedir ki kimileri bir ağaca, bazıları bir ırmağa, bazıları da yabani bir hayvana âşık olabilir. Sevdalandığından korkan birine acımak gerekmez mi? Ben bir kölenin gövdesine ama özgür bir adamın güzelliğine sevdalandım. S:88
Dünya Klasikleri Edebiyat Roman
Daphnis ile Khloe'nin AşkıLongos · Can Yayınları · 20211,269 okunma
Etimoloji Defteri
Mücellit Nedir ?
6/10
·264 syf.··
2026 10. kitabı
·
27 günde okudu
·
Okunma: 15 Mayıs 2026 08:50
Bu kitaba başlarken kadınların toplumdaki konumuna dair güçlü ve farkındalık kazandıran bir roman okuyacağımı düşünmüştüm. Ancak yazarın birçok noktada kadınları anlamaktan çok yargıladığını hissettim. Kitapta üzerinde düşünmeye değer tespitler var ama kadınların yaşadığı sorunları açıklarken toplumsal koşullardan çok kadınların kişisel zaaflarına odaklanılması beni rahatsız etti. Yer yer, kadınların duygusal yönleri ya da destek görme ihtiyaçları bir eksiklikmiş gibi sunuluyor. Bu nedenle kitabın bazı bölümlerini okurken kendimi eleştirilmiş değil, suçlanmış hissettim. Belki de beni en çok düşündüren şey, kadınların yaşadığı eşitsizlikleri anlatırken bile sorumluluğun büyük kısmının yine kadınlara yüklenmesiydi. Oysa birçok davranışın arkasında bireysel tercihlerden çok toplumsal öğretiler ve kültürel kalıplar var. Okurken sıklıkla "Kadınları özgürleştirmeye mi çalışıyor, yoksa onları belirli bir ölçüte göre yargılıyor mu?" sorusunu sordum. Kitabı bitirdiğimde aklımda kalan şey hayranlık değil, tartışma isteği oldu. Yine de farklı bakış açıları görmek isteyenler okuyabilir.
Psikoloji
Sindrella KompleksiColette Dowling · Afrika Yayınları · 2020970 okunma
7/10
·111 syf.··
2026 7. kitabı
Yaşamöyküsüyle hayli merak uyandıran bir kişilik olan Fransız yazar Colette, novella diyebileceğimiz bu romanında bize bir aşk üçgeni sunuyor. Ama bu öyle alışık olduğumuz bir aşk üçgeni değil. Öyle ki, iki kenarında kadınla erkek, diğer kenarındaysa pek de alışık olmadığımız biri… bir kedi var. Kedilerin edebiyatta başrolde yer aldığı pek çok roman var. Colette’in 1933 tarihli romanı Dişi Kedi de bunlardan biri. Hikayede bir kedinin ilişkideki üçüncü kişi, kadının rakibi oluşunu ele alınıyor. 19 yaşındaki Camille Malmert ve 24 yaşındaki Alain Amparat taze evliler. Onlara bir de, Alain’in çocukluğundan beri beraber büyüdüğü Chartreux cinsi kedisi Saha eşlik ediyor. Alain Saha’yı Camille’den daha çok seviyor. Tabii bu durum Camille’nin sinirini bozdukça bozuyor. Kedinin dişi olmasının da bu kıskançlıkta garip de olsa doğrudan bir payı var gibi. Erkek bir kedi Camille’i bu kadar kıskandırmayabilirdi. Kitap boyunca hayli ilginç diyaloglar da yaşanıyor. Mesela bir yerde Alain ona, “Ne olur bu tatlı hayvancığı sen de benim gibi benimsesen… Kedi ya da köpek besleyen tek genç karı koca biz miyiz? Sana bir papağan, küçük bir maymun, bir çift muhabbetkuşu, küçük bir köpek alayım mı, beni kıskandırabilmen için?” diye ciddi ciddi soruyor. E adama da tak ediyor artık. Ama Camille’in de haklı olduğu taraflar var, hatta belki en haklı olan o. Bu kadar yeni evlilerken Alain’in kedisi Saha’yı karısından üstte tutması kadını üzüyor, öfkelendiriyor. Alain'in evliliğe hazır bir adam olmadığı zaten ortada. “Hayvansever insanlar gibi değilsin sen. Sen Saha’yı seviyorsun” diyor. Yani, “ona aşıksın” demek istiyor bir bakıma. “Gördüm sizi! Sabahları küçük sedirin üzerinde geceyi geçirdikten sonra… ikiniz de yanak yanağa vermiştiniz…” Kitabın 1933’te teatral bir tonla yazıldığını
Dişi KediColette · Sel Yayıncılık · 2021363 okunma
thanx 400.kitapp
9/10
·253 syf.·
2026 22. kitabı
Colette Dowling’in yazdığı The Cinderella Complex (türkçede “Sindirella Kompleksi”) ilk bakışta basit bir fikir gibi görünsede kadınların bilinçaltında birinin gelip onları kurtarmasını bekleme eğiliminden oluşuyor. devamında kitabı biraz kazıyınca bunun sadece romantik bir beklenti değil derin bir psikolojik ve toplumsal yapı olduğunu da açıkça izah edebiliyor. kendi yorumumla belirticek olursam Dowling’in en güçlü tarafı, bu “bağımlılık ihtiyacını” suçlamak yerine kökenini göstermesi. yani kadınların zayıf olduğu için değil çocukluktan itibaren böyle yetiştirildiği için bu kalıba girdiğini anlatıyor. kız çocuklarına verilen mesajlar -“uslu ol, korunmaya muhtaçsın, tek başına zor”- gibi düşünceler zamanla bir iç sese dönüşüyor. ve bu ses yetişkinlikte bile karar almayı zorlaştıran durumlara neden olabiliyor. dolayısıyla bu açıdan kitap sadece bireysel psikoloji değil aynı zamanda toplumsal cinsiyet rolleri üzerine de ciddi bir eleştiri olduğunu düşünüyorum. tabi kitabın iyi yanları olduğu gibi pürüzlü yanları da var. misal yer yer fazla genelleyici. yani her kadını aynı psikolojik kalıba koyma riski mevcut. günümüzde özellikle daha bağımsız büyüyen ekonomik olarak güçlü kadınlar için bu kompleks her zaman geçerli olmayabilir ya da farklı şekillerde ortaya çıkabilir. ayrıca erkeklerin bu sistemdeki rolü de biraz tek boyutlu ele alınmış gibi geldi bana. (önüne gelen yerde ‘geneli öyle değil yiahaha diyen o mızıkçı, gıcık bir tip olarak diyorum bunu, şu huyumu da bazen sevmiyorum da işte başka tarafıma veriyorum neyyss) kitap konusunda ki düşüncelerimin hâlâ arkasındayım insanı rahatsız edebilecek ölçüde mükemmel bir kaynak. çünkü okurken ben böyle değilim diyorsun ama sonra bazı küçük davranışlarında o bağımlılık kırıntısını fark edebiliyorsun kendinde. mesela karar
Sindrella KompleksiColette Dowling · Öteki Yayınları · 1999970 okunma
5/10
·254 syf.··
2026 17. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2026 00:10
"Yunan ve Roma Mitolojisi" adlı kitap tahmin edilebileceği üzere bu iki toplumun mitoloji değerlerinden bahsediyor. Ancak mitolojiden ziyade kısa bir Yunan tarihi, kültürü; Roma dönemi hakkında ufak bilgiler şeklinde hazırlanmış bir kaynak. Derin bir mitoloji tarihçesi bulundurmuyor, daha çok özet şeklinde anlatıyor. Ayrıca anlatımlar, resimler ile desteklenmiş olduğundan konuları incelemeniz daha kolay hâle geliyor. Tüm bu bahsettiğim kısımlar haricinde eseri neden sevemediğim hakkında bir değerlendirmede de bulunalım. Son derece düz bir anlatıma sahip, bu sebeple son sayfalarda yalnızca üstten bir incelemiş olmak için okudum desem yanlış olmaz. Eserde kullanılan üslup pek de ilgi çekici değildi. Bunların dışında, kitabın isminin "Yunan ve Roma Mitolojisi" olarak seçilmesine rağmen içeriğinde Roma'yla bağlantılı anlatımların oldukça az verilmesi bir diğer sorundu benim için. Üzerine daha çok düşülerek hazırlanabilecek bir kitap olduğuna inanıyorum. Mitolojiye giriş tarzı bir kaynak arıyorsanız, (kendi fikrimce) farklı eserlere yönelmeniz daha doğru olacaktır.
Yunan ve Roma MitolojisiColette Estin · Tübitak Yayınları · 2013432 okunma