Nasihat almak isteyenler için çok güzel bir kitap
9/10
·229 syf.··
2026 6. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 16 Haziran 2026 16:09
Kitap, Hz. Muhammed'in (s.a.v.) hadislerinden seçilmiş öğütleri bir araya getirerek Müslümanın nasıl bir hayat yaşaması gerektiğini anlatır. Eserde iman, ibadet, ahlak ve insan ilişkileri üzerine temel prensipler sade ve anlaşılır bir şekilde sunulur. Kitabın ana fikri, insanın Allah'a samimiyetle bağlanması, ibadetlerini ihlasla yerine getirmesi ve güzel ahlak sahibi olmasıdır. Peygamber Efendimiz'in öğütleri doğrultusunda doğruluk, sabır, şükür, merhamet, cömertlik, tevazu ve affedicilik gibi erdemlerin önemi vurgulanır. Ayrıca anne-baba hakkı, akrabalık bağları, komşuluk ilişkileri, kul hakkı, yardımlaşma ve kardeşlik gibi sosyal konular da ele alınır. Eser, yalnızca teorik bilgiler vermekle kalmaz; okuyucuyu günlük hayatında bu öğütleri uygulamaya teşvik eder. Her öğüt, insanın hem dünyada huzurlu bir yaşam sürmesine hem de ahirette Allah'ın rızasını kazanmasına yardımcı olacak bir rehber olarak sunulur. Kısaca kitap, Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) sözlerinden hareketle Müslümanın karakterini güzelleştirmeyi, Allah'a yakınlaşmasını ve toplum içinde faydalı bir birey olmasını hedefleyen manevi ve ahlaki bir rehberdir.
Din
Peygamber Efendimiz (s.a.v) 'den 55 Altın Öğütİbrahim Gadban · Neda Yayınları · 037 okunma
Puan vermedi·432 syf.··
2018 122. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 24 Aralık 2018 00:00
Bu gün Okuyan kadinlar kulubu ile birlikte #heraybirdünyaklasiği etkinliğimiz için seçtiğimiz #masumiyetçağı ile geldim. Eski pembe dizileri bol bol anımsatan bir okuma oldu benim için. Büyük, büyük, büyük aileler, kuzenler, kalabalık 'dost' meclisleri, herkesin arkasından bir burun kıvırmalar, bir arada olunca 'ah canım benim' ler falan :) Herşey den önce kibar insanlar efendim. Kibar seviyorlar, kibar sinirleniyorlar, kibar münakaşa ediyorlar, kibar aldatıyorlar, bir cömertlik, bir bonkörlük değmeyin gitsin. Zaten yabancı isimler konusunda sıkıntı çeken ben, bir de akrabalık bağları kimliklerine yansıyıp üç dört isim ile anılınca epey sıkıntı çektim. Konumuz imkansız bir aşktan fazlası. Eşinden ayrılıp büyüdüğü yere dönen Olenska açısından yalnız bir kadının toplumda karşılanışına değinilmiş. "aaa çok ayıp cıx cıx cıx her ne olursa olsun hemen kocasına geri dönmeli" şeklinde hali hazırda dillerinin ucunda tuttukları, acaba kime yapıştırsak diye bakındıkları dedikodular var mesela. Kuzeni May açısından saf aşk anlatılırken hem geleneklerine bağlılığına değinilmiş hem vazgeçmenin erdemine. Newland içinse aşk - tutku bir tarafta, sevgi - hayranlık - verilen sözlerin ağırlığı bir tarafta. Bir entrika ile karşılaşacağıma o kadar emindim ki, gel gitlere rağmen güzel bitti. Özet niteliğinde bir kaç alıntı bırakıp müsadenizi istiyorum efendim, kitapla kalın. "Evlilikleri diğer çoğu evlilik gibi bir yanda cehalet diğer yanda ikiyüzlülüklerle ilerleyen, maddi ve toplumsal çıkarlar uğruna bozulmayan yavan bir birliktelik olacaktı. Gerçek şeylerin asla söylenmediği, yapılmadığı ve hatta düşünülmediği bir dünyada yaşıyorlardı." "Gerçek yalnızlık, insanın yalnızca taklit yapmasını isteyen bütün bu insanların arasında yaşamasıdır." "Artık yalnız değilim.Yalnızdım ve
Masumiyet ÇağıEdith Wharton · Martı Yayınları · 20201,294 okunma
Reklam
Martin Eden: Bir İntiharın anatomisi
8/10
·496 syf.··
2026 11. kitabı
·
14 günde okudu
·
Okunma: 16 Mayıs 2026 01:16
Jack London’ın hırpalayıcı başyapıtı Martin Eden ’i kapağını kapatıp kenara koyduğumda, içimde uyanan ilk his derin bir çaresizlik ve sarsıcı bir hayranlık oldu. Roman, kaba saba bir denizci olan Martin’in, üst sınıftan Ruth Morse’a duyduğu aşkla başlayan entelektüel yükselişini anlatırken, aslında okurlara bir insanın kendi dehası tarafından nasıl adım adım yutulduğunu gösteriyor. Martin’in Ruth’un şahsında o pırıltılı burjuva dünyasını ilk gördüğü anı düşündüğü şey; o dünya onun gözünde adeta kutsal bir ışık, cehaletin karanlığından kaçıp sığınacağı bir limandı. Sırf o dünyaya ait olabilmek, o rafine zarafete layık görülebilmek için günde sadece dört saat uyuyarak dilbilgisi, felsefe ve edebiyat yuttuğu o muazzam dönüşüm sürecini okurken, onun azmine saygı duymamak imkansızdı. (…) Şimdi istiyorum. Sizin bu evde evde soluduğunuz gibi bir havayı solumak, kitaplarla, resimlerle ve güzel şeylerle dolu, kendileri temiz, düşünceleri temiz, alçak sesle konuşan insanların yaşadığı ortamların havasını içime çekmek istiyorum. (sf 81) Hikayenin en başında Martin’i harekete geçiren şey sıradan bir hoşlanma değil, adeta mistik bir adanmışlıktır; o, saf güzelliğe aşık olmuş ve güzele hizmet etmenin tek gerçek hakikat olduğunu, hayatın anlamının burada yattığını kayıtsız şartsız kabul etmiştir. Onun gözünde Ruth bu kutsal güzelliğin yeryüzündeki gölgesidir. Ancak bu kör edici aşkın trajik tezatları daha ilk anlardan itibaren kendini hissettirir. Ruth’un Martin’i kendi seçkin çevresine takdim ederken, onu eşit bir birey gibi değil de üstenci bir kibirle "himaye ettiğim arkadaş" olarak tanıtması, burjuva sınıfının o saklayamadığı sınıf bilincini ve Martin’i bir tür "ehlileştirme projesi" olarak gördüğünü yüzümüze çarpar. Martin ise bu dünyada tutunmaya çalışırken tuhaf
Martin EdenJack London · Can Yayınları · 2019135bin okunma
Puan vermedi·116 syf.··
2026 36. kitabı
·
17 saatte okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2026 13:23
İnsan dünyaya gelir, yer, içer, gezer, görür ve gider derler ama bugünün yaşanmışlığı ahiretin şahitliğidir aslında. Yeryünün şahidi olduğunu her adımın yazıldığı şu yaşamda nelere şahitlik ettiğimizi neden var olduğumuzu fark ettiriyor kitap. İnsanın neden var olduğu ve insan olma vasıflarını ayetler ve kısa yazıları ile okura ulaştıran yazar manevi huzuru ilmek ilmek işlemiş. Merhamet, dürüstlük, sabır, yardımseverlik, ahlak, cömertlik, ölçülü olmak, emin olmak, mütevazilik ve ümit etmek gibi erdemlerin insan olmanın şahitliğinde var oluş ve yaşama amacını sorgulatıyor. Yeryüzü seni neye şahit yazdı? diyerek bıraktığın izleri düşündürtüyor. Manen doyuran, huzur veren ayetlerle, Allah'ın ipine sıkı sıkı sarılıp güzel izler bırakmaya yönlendiren, sorgulatan bu güzel kitabı mutlaka okuyun. Şahitliğmiz iyilik, Allah'ın rızası için olsun inşallah Toprak üstünde bütün gayelerin toplandığı bir canlı varsa o da sensin. Toplumsal birlik ve beraberlik, insanoğlunun birbirine uzaklığı yardım eliyle ayakta kalır. İnsanı anlamanın yolu, insan olanı açık yüreklilikle en içten sevmekle başlar. Güven vermeyeni, hiçbir servet pahalı gösteremez. "Seni gerçekle müjdeledik.(Öyleyse) sakın ümitsizlerden olma!" demişlerdi. (Hicr Suresi 55)
Yeryüzü ŞahitleriAhi Aratoğlu · Amore Yayınevi · 202619 okunma
Puan vermedi·96 syf.··
2026 8. kitabı
·
7 saatte okudu
·
Okunma: 06 Mayıs 2026 16:16
Cömertliği, sabrı ve şecaatiyle bilinen Peygamberimiz'in (s) en yakın dostu Hz. Ebu Bekr'in ilk göz ağrısı olan Hz. Esma bint Ebu Bekr. Oğlu Abdullah b. Zübeyr annesinin cömertliğini şu sözlerle ifade eder: " Ben, Aişe ve Esma'dan daha cömert bir kadın görmedim. Ancak onların cömertlikleri farklıydı. Aişe eline geçeni biriktirir, belirli bir meblağa ulaşınca da uygun gördüğü yere tasadduk ederdi. Esma ise bugün eline geçeni yarına bekletmez, hemen ihtiyacı olan birine verirdi." Cömertliğin, sabrın, takvanın yaşayan örneği olan Esma bint Ebu Bekr bereketin vücut bulmuş hali olarak yüz sene yaşamış, oğlunun İslam uğruna şehadetini görmüş ve parçalanmış bedenini kendi elleriyle yıkamasına rağmen Allah'tan sabır ve şükür istemiş bir anne... Son zamanlarında amâ olmasına rağmen tesettüründen taviz vermemiş iffetli bir kadın... İslam uğruna hem cihat ederek hem ilim ile mücadele eden evlatlar yetiştiren ve kendisinden pek çok hususta hadis rivayet edilen alime bir kadın... "Ashâbım yıldızlar gibidir. Hangisine tâbi olsanız hidayete erersiniz." (Hadis-i Şerif)
Hz. Esmâ Bint Ebû BekirAyşe Esra Ağırakça Şahyar · Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları · 202519 okunma
RAMAZAN; Ruhun Derinliklerine Bir Yolculuk
Puan vermedi·327 syf.··
2026 120. kitabı
Ramazan, zamanın akışında bir durak, insan ruhunda bir devrimdir. Oruç, bu mübarek ayın yalnızca bir ritüeli değil, aynı zamanda bir varoluşsal deneyimdir; bedenin suskunluğuyla ruhun konuşmaya başladığı, insanın kendi özüne döndüğü kutsal bir süreçtir. Bu ay, gökyüzünden inen bir rahmet, yeryüzünde filizlenen bir merhamettir. Peki, Ramazan orucunun anlamı ve önemi nereden gelir? Bu sorunun cevabı, hem bireyin iç dünyasında hem de insanlığın kolektif bilincinde saklıdır. Orucun Anlamı: Bir Varlık Sınavı ve Manevi Uyanış Ramazan orucu, ilk bakışta bir vazgeçiş gibi görünür: Yemekten, içmekten, dünyevi arzuların peşinden koşmaktan vazgeçiş. Ancak bu vazgeçiş, gerçekte bir kazanımın kapısını aralar. Oruç, insanı kendi sınırlarıyla yüzleştirir; açlık ve susuzluk, bedenin kırılganlığını hatırlatırken, iradenin gücünü ortaya çıkarır. Bu, bir varlık sınavıdır; insan, ne kadar zayıf olduğunu fark ederken, aynı anda ne kadar büyük bir potansiyel taşıdığını keşfeder. Oruç, nefsin zincirlerini kırmak için bir araçtır. Günümüz dünyasında, tüketim ve haz odaklı bir yaşam, insanı kendi ruhundan uzaklaştırmıştır. Ramazan, bu zincirleri sorgulama ve kırma fırsatı sunar. Yemekten içmekten uzak durmak, sadece fiziksel bir eylem değil, aynı zamanda bir irade beyanıdır: “Ben, arzularımın esiri değilim; ben, ruhumun efendisiyim.” Bu bilinç, insanı Allah’a yaklaştırır; çünkü oruç, bir kulun Rabbine sunduğu en saf niyetlerden biridir. Kimse oruç tutanı göremez, bu ibadet yalnızca Allah ile kul arasındadır. İşte bu gizlilik, orucun samimiyetini ve derinliğini artırır. Kur’an, orucun gayesini *“takva”* ile açıklar: *“Ki takvaya eresiniz”* (Bakara, 183). Takva, Allah’a karşı derin bir saygı ve sevgiyle dolu bir yaşam sürmektir; kötülükten sakınmak, iyiliğe yönelmektir. Oruç, bu
Din
Dine Karşı Din / Anne Baba Biz SuçluyuzAli Şeriati · Fecr Yayınları · 20091,560 okunma
Reklam
Reklam