Norman Üzerinden Benlik
Puan vermedi·168 syf.·
2026 52. kitabı
Metin spoiler içerir. 'Sapık' oldukça popüler bir metin. Kurguyu hikâyeyi okumadan öncesinde de biliyordum. Bu tür durumlar ayrı birer şans olarak yorumlanabilir: Bir hikâye ile yalnızca bir çeşit şaşırma ya da onunla kendisinin ulaşılabilecek en birincil formu ile karşılaşırken tanışma şeklinde güzel bir ilişki kurmuyoruz, tekrar karşılaşmalar da gayet güzel geçebiliyor. Tekrar, orijinalliği ortadan kaldırmak gibi zorunlu bir niteliğe sahip değil. Metin güzeldi. Tabii ki psikolojik bir yorumlayıcı perspektif ile okumaya meylim vardı: Ortada psikolojik açıdan ele alınmaya çok müsait bir karakter var, ki metnin orijinal ismi de 'Psycho'. Bloch'un dili güzeldi, kurguyu muazzam bir şekilde inşa ediyor. Metni tamamlayınca her şey yerine oturuyor ama hikâyenin sonlarına kadar bu gerçekleşmiyor ve bu harika. Metin üzerinden birçok yorum yapabiliriz. Aynaya bakamayan Norman karakteri gibi. Aynadaki parçalanmışlık gibi ipuçları da oldukça etkili fakat daha ileri bir yorum ile Norman'ın aynaya bakmama eğilimini farkındalıkla da özdeşleştirmek mümkün. ''Her yerde olan hiçbir yerde değildir'.' Bu sözü çok seviyorum. Bahsettiğim durumdaki eylemi iki şekilde yorumlamak mümkün: Norman hakikatten kaçıyor ya da Norman aynada kendisini görmesi gerektiğini bilip kendisini görmüyor. Ben ikinci yorum üzerinden ilerleyeceğim ve hikâyeden kopacağım çünkü amacım aslında metni yoğun bir incelemeye tabii tutmak değil, amacım yorum yapmak, hatta spekülasyona kadar gitmek. Benlik konusuna ilgiliyim, spesifik olarak yorumlamak için seçtiğim detay da buna yeterince ışık tutuyor olmalı. Benim konuyla ilgili fikrim şu: Münferit benlikler yoktur, her şey birbiri ile ilişki kurar ve bu noktada da bireysellik aslında bir çeşit yapay soyutlamadır. Her şey birbiri ile ilişki kurduğu için her şey
SapıkRobert Bloch · İthaki Yayınları · 2020864 okunma
Puan vermedi·144 syf.·
2026 2. kitabı
Conatus (İçsel Güç/Çaba): Spinoza’dan ödünç alınan bu kavram, bir varlığın kendi varlığını sürdürme ve gücünü artırma yönündeki içsel arzusunu ifade eder. Kediler için iyi hayat, bir dış ideale ulaşmak değil, kendi doğalarını (conatus) en bağımsız ve aktif şekilde korumaktır.
Kedi FelsefesiJohn Gray · Domingo Yayınevi · 2022809 okunma
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Kurtuluş Akıldan Geçer
7/10
·362 syf.·
2026 8. kitabı
Spinoza'nın Etciha'da asıl amacı duyguları akıl yoluyla analiz edip, anlamak ve onların üstümüzdeki etkilerini azaltıp aklı hayata egemen kılmak.Okuması hayli zor bir kitap (özellikle benim gibi felsefe eğitimi almamış, acemi okuyucular için). Ama okuyacaklara özellikle ilk bölümde bırakmamalarını, sabretmelerini öneriyorum. Çünkü asıl vurucu ve düşündürücü kısımlar, ilerleyen bölümlerde ortaya çıkıyor. Kitap beş bölüme ayrılmış: Tanrı, Zihnin Doğası ve Kökeni, Duyguların Doğası ve Kökeni, İnsanın Esareti ya da Duyguların Kuvveti ve son olarak Aklın Kudreti ya da İnsanın Özgürlüğü. Aslında Baruch Spinoza, felsefe tarihinin en çetin konularına el atıyor. Bunu yaparken de geometrik yöntem dediği bir sistem kullanıyor. Bu yöntem; aksiyomlar, tanımlar, önermeler ve bunların kanıtlarından oluşuyor. Adeta bir düşünce zinciri gibi ilerliyor; bazen erken bir önermenin temeli, çok daha ileride verilen başka bir önermeyle açıklanabiliyor. Bu yöntemin güçlü yanı, düşünceyi sistemli ve tutarlı hâle getirmesi. Ancak zayıf tarafı da, başlangıçta kabul edilen aksiyomlar tartışmalıysa, kurulan sistemin de tartışmalı hâle gelebilmesi. Açıkçası bende biraz hokkabazlık ve gözbağcılık izlenimi verdi. İlk iki bölümü sıkılmadan atlatabilirseniz, son üç bölümde oldukça ufuk açıcı fikirler var. Spinoza’ya göre kurtuluşa giden yol, akıl ve Tanrı sevgisinden geçer.Kitap üzerine okumadan önce yaptığım araştırmalarda Spinozaya göre Tanrın doğa olduğunu okumuştum ama bu kitapta onu bulamadım.Sadece semavi dinlerin tanrı anlayışından daha başka bir tanrı anlayışı var bu yönüyle Spinoza’nın Tanrı kavrayışı oldukça farklıdır. Spinoza'nın Felselfesinin kalbi "Conatus"(Arzu) kavramı, yani varıldığını sürdürme çabası.Ona göre herşey varlığını sürdürmek ister ve buna göre hareket eder insanın
EthicaBaruch Spinoza · Kabalcı Yayınları · 20132,187 okunma
Tanrım Tutunamayanlardan Rahmetini esirgeme
Puan vermedi·724 syf.··
2024 13. kitabı
Ama Olric, sus efendim… Susun ve dinleyin. Size neden bu kitaba dönüp dönüp, bıkmadan, usanmadan, yıllar sonra bile yeniden başladığımı anlatayım. Haydi Olric, siz de eşlik edin bize. — Oldu albayım. Her daim emrinize amadeyim. --- Bu roman, modern dünyanın kalabalığı içinde yalnızlaşan bir insanın hikâyesidir. Ama öyle bildik bir yalnızlık değildir bu. Gürültünün, sohbetlerin, işlerin, başarıların ortasında büyüyen bir yalnızlık… İnsanların arasında sıkışmış anlatılarla, tekdüze hayatlarla örülmüş bir çağda, kendine yer bulamayan bir Selim’in hikâyesi. Bu iç sıkıntısının, bu içe doğru çöken ruh hâlinin edebiyatta örnekleri vardır elbette. Halit Ziya Uşaklıgil’in kırık hayatlarında da benzer titreşimler duyulur. Fakat Oğuz Atay bu titreşimi bambaşka bir yere taşır; yalnızlığı bir duygu olmaktan çıkarır, neredeyse bir düşünme biçimine dönüştürür. Selim’in hayatına bakınca tutunamayan biri görmeyiz aslında. Aksine, tutunmak için gerekli her şeye sahip gibidir. İyi bir eğitim, düşünce dünyasına açılan kapılar, okuduğu filozoflar, iş hayatında edindiği bir yer… Günseli vardır, umut ihtimali vardır, hatta başka ülkelerde bambaşka hayatlar görme imkânı bile vardır. Ama bütün bunların ortasında, içte çözülemeyen bir düğüm vardır. Belki keskin bir yalnızlık. Belki adı konulamayan bir ukde. Selim’in meselesi tutunamamak değildi. Çünkü isterse tutunabilirdi. Düzenin dilini öğrenmişti: tabağı uzatmasını biliyordu, kaşığı tutmasını biliyordu. Kant’ı okumuş, Friedrich Nietzsche’den geçmiş, şantiyede şefliğini almış, hayatta makul sayılacak bir yere gelmişti. Sorun tam da burada başlıyordu. Selim’in trajedisi, tutunamaması değil; tutunmak istemeyişiydi. Bu isteksizliğin ardına baktığımızda, modern insanın büyük sorularıyla karşılaşırız. Albert Camus’nün Sisifos’una
TutunamayanlarOğuz Atay · İletişim Yayınları · 202475bin okunma
8/10
·160 syf.··
2020 38. kitabı
·
217 günde okudu
·
Okunma: 30 Eylül 2020 00:00
17. yüzyılın büyük rasyonalist filozofu Spinoza'nın düşünce sistemini ve özellikle "Conatus" (var olma çabası) kavramını günümüz okuru için anlaşılır kılan bir felsefi incelemedir. Yazar, Spinoza'nın maddeci panteizminin, insanı kederli duygulardan kurtarıp nasıl aktif, eyleyen ve sevinçli bir varlığa dönüştürdüğünü akıcı bir dille anlatır. Ancak bu felsefi sevinci, sınıf mücadelesinin somut tarihsel koşullarından kopararak, bir çeşit modern kişisel gelişim/terapi yöntemine indirgeme riski taşımaktadır. Marksist felsefenin çokça beslendiği Spinozacı kökleri hatırlamak için okunabilecek iyi niyetli bir metindir.
1000Kitap
Spinoza'nın Sevinci Nereden Geliyor?Çetin Balanuye · Ayrıntı Yayınları · 20171,113 okunma
9/10
·144 syf.··
2026 1. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 11 Ocak 2026 00:00
kitap, kedilerin doğuştan sahip olduğu bilgeliği ve insanların felsefe yoluyla ulaşmaya çalıştığı ancak nadiren başarabildiği huzuru inceleyerek şu sonuçlara varır: kedilerin felsefeye ihtiyacı yoktur: onlar doğalarına sadık kalarak felsefenin insanlara vaat ettiği ancak nadiren sağladığı huzuru zaten yaşarlar. insanlar için felsefe ve din, ölümlü olmanın getirdiği derin huzursuzluğu ve endişeyi giderme çabasıdır. kediler ise tehdit altında olmadıkları sürece endişe duymazlar ve "nasıl yaşamalı" sorusuyla boğuşmazlar. insanlar, pascal'ın belirttiği gibi, kendi başlarına sessizce durmayı beceremezler ve ölüm düşüncesinden kaçmak için sürekli oyalanma (eğlence, savaş, kariyer) peşindedirler. insanlar için mutluluk ulaşılması gereken bir proje iken, kediler için mutluluk, acil bir tehdidin olmadığı durumlarda kendiliğinden ortaya çıkan doğal bir durumdur. kediler mutluluğu aramaz, onlar zaten mutludur. kediler, kendilerine dair kurgusal bir benlik imgesine sahip değildirler. aynada kendilerini tanımamaları bir zeka eksikliği değil, kendilerini dışarıdan izleyen bölünmüş bir zihne sahip olmadıklarının, yani zihinsel özgürlüklerinin kanıtıdır. yazar, kedi doğasını spinoza'nın conatus (varlığını koruma çabası) ilkesiyle açıklar ve buna bencil olmayan egoizm adını verir. kediler bencildir çünkü kendi esenliklerini gözetirler, ancak bencil değildirler çünkü korumaya çalıştıkları şişirilmiş bir egoları yoktur. insanlar ahlaki kurallar icat edip doğayı buna uydurmaya çalışırlar (kedisini vegan yapmaya çalışan filozof gibi), ancak kediler bu tür insani kurgulara karşı kayıtsız realistlerdir. kediler ahlaksız değil, ahlak ötesidir; doğalarına uygun olanı yaparlar. insanlar ne olmaları gerektiğine dair fikirlerin peşinden koşarken, kediler sadece oldukları şey olmaktan
Kedi FelsefesiJohn Gray · Domingo Yayınevi · 2022809 okunma