İlk zamanlar uzaktan birbirlerini görünce bir tüfek patlardı; bazen bu tüfeği bir başka tüfek sesi takip eder, bazen etmezdi. Gittikçe birbirlerine alışır gibi oldular; günler geçtikçen sonra; birbirlerini görünce , çoğunlukla tüfek patlatmaz; hatta karşılıklı el sallarlardı. Birbirlerini birkaç defa görenlerin arasında sanki dostluk da peydahlanır, Anzaklar “Coni Türk” diye bağırır, Türklerde “Hey Mıster” le cevap verirdi. Bazılarının arasında haberleşme bile başlamıştı. Şefik, Recai ve diğer tıbbiyeli öğrenciler, ele geçirdikleri kâğıtlara, “İstanbul dünyanın en güzel şehri; savaştan sonra misafirimiz olun” gibi cümleler yazar, bir taşa sarıp fırlatır, Charles ve arkadaşları da cevap verirlerdi. “İstanbul’un güzelliğini duyduk; fakat Sidney de güzel; siz buyurun.”
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯
Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Derine,
hep derine kazıyoruz
nerede çağımızın o
altın kalbi
çağımızın altın kalbini arıyoruz
üzerimizde ağır bir yeryüzü..
gökyüzünden uzakta
çok uzakta..
derine, hep derine kazıyoruz
madencileriz biz..
devrimcileriz biz..
patlarız volkan gibi
çağ yenmeyecek bizi
yorgun değiliz..
bağdatl'ıyız, bağdat'tayız, bağdat'lıyız
bağdat'ta düşünce bombalar adımız meçhule kalır..
adımız meçhul.
yanar kavrulur bedenimiz sevdiklerimiz..
yanar kavrulur..
külümüz kalır geriye rüzgarda savrulur
sözümüz kalır..
bir de öfkemiz, birde öfkemiz, birde öfkemiz
öfkeliyiz..
kül savrulur, söz kalır, öfke büyür
büyüyor
bağdat'lıyız, bağdat'tayız, dünyanın her yanındayız
bu kan denizinin dalgalarıyla
yankileri boğacağız
- Keçmiş vaxtların birində Henni Penni qarğıdalı toplayırdı. Palıd qozası onun başına düşəndə: "Tanrım, lütfkarım! - Henni Penni dedi. - Səma düşür. Mən gedib bunu krala xəbər verməliyəm."
- Təbii ki, səma həqiqətən düşə bilməz, - Emma çoxbilmişik elədi.
- Evdə, - Coni elan etdi, - İngiltərənin hər yerində düşürdü və buna görə də biz bura gəlməli olduq.
benim ilk çocuğum, ilk hocam, ilk yoldaşım
19 yaşım
sana anam gibi hürmet ediyorum
edeceğim
senin ilk arşınladığın yoldan gidiyorum
gideceğim
benim ilk çocuğum, ilk hocam, ilk yoldaşım
19 yaşım
çok uzaklarda yuvarlanıyor başım
oturuyor 19 yaşım
yatağımın başucunda
ellerim avucunda
bana diyor ki;
- kafamızda getirelim geri
o delikanlı günleri cancazım,
o dehşetli güzel günleri...
köpüklü şahlanışların dönüm yeri..
dünyanın altıda biri;
kan içinde doğuran ana..
istasyondan istasyona
yalınayak
tankları kovalayarak
açlıkla yarış...
şarkıların boyu kilometre
ölümün boyu bir karış...
kafkas;
güneş