10/10
·400 syf.··
Beğendi
·
2026 5. kitabı
Merhabalar Bugün sizlere yazarın kalemiyle tanışma kitabım olan Bir, İki Ve Üç Buldum Seni ile geldim. Kitap derinden yaralar barındıran çok güzel bir kurguydu. "Bir oyuna girdim ellerim kanlı. Fısıltı duydum, kalbim yaralı. Hayır dinle bu bana vicdanımın son armağanı. İşte şimdi yok olacağım bu geçmişimin son mırıltısı..." İki yaralı kalbin hikayesini dinlemeye hazırmısınız. Sevdiğim kim varsa uyurken kaybetmiştim bu sefer de kalbimi kaybetmek istemiyordum. Çünkü en değerli hazine kalpti ve onu bir kere kaybettiğinde asla bulamazdın. Berfu Atman. Güzeller güzeli Berfu öksüzlüğünden vuruldu bu yaşamda. Henüz altı yaşındayken gözlerinin önünde babası tarafından katledilen annesinden sonra asla düzelemedi. Babalar kızlarının ilk aşkları olurdu aslında. Ama bu hikayede öyle değildi. Babasının annesine ilk tokatında sevmeyi bırakmıştı Berfu. Annesi ile bahçedeyken oldu herşey morluklarından, yaralarından son kez öptü annesini. Sonrasında babannesi ve dedesiyle yaşamaya başlayan Berfu yıllar içerisinde bir çok tedavi görmüş olmasına rağmen toparlanamamıştı. En sonunda üniversitesi bitince Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesine yatırılmıştı. Aslında tek amacı intikam almaktı. Annesinin intikamı ozaman rahat edecekti hastane bahçesinde gezinirken genç bir adama rastlar. Tabi tüm dengeler şaşar artık adam Şah damarına dudaklarını bastırmasıyla Berfu bir dakika ara verir dünyaya. Kendisini tanıtmasını isteyenler zaten Berfu'yu çok iyi tanıyorlardı. Bu durumu garipsesede birşey demedi herkesle tek tek tanıştı asıl adamımız Buğra Köksoy, Afra, Ekin seni çok sevdim ve Koray. İntikam alması için bu uğurda ona yardım edeceklerdir. Bir can gidiyor, takım elbise indirime yetiyor bir kadın ölüyor annesi evladı onunla gömülüyor ama kravatta varsa af deniliyor. Buğra bir gün
1000Kitap
Bir İki ve Üç Buldum SeniEcem Nur Demir · Hasrem Yayınları · 202511 okunma
Puan vermedi·198 syf.··
2025 84. kitabı
Yaşadığımız yüzyılda ırkçılık ve ayrımcılık süregelen aciz toplumların görüşüdür ve hâlâ etkisini göstermektedir. Her ne kadar barış ve kardeşlik kelimeleri lafta söylenmiş olsa da icraatte etkisini göstermemektedir. Sadece ideoloji meselesi olmuştur. Roman yazıldığı dönemde nazi ideolojisinin toplumda yarattığı sınıflaşma, ırk temeli ayrımcılığa değinir. Güzel bir nokta ise çocukların her ne kadar bu ideolojilere kapılmadan yetişkinlerin düşüncelerinden uzak safça ve masumca sadece hissederek arkadaşlık kurabilmesidir. Bu görüşleri yıkmak çok zordur çünkü beyinleri bu görüşlerle bir kere kirlenmiştir. Temize çekilmesi de yine kendi hür iradelerine bağlıdır. Tabii bunu idrak edebilirlerse. Bu ideolojilerin yıkılması için insanlık ve toplumun önce zihinlerinin değişmesi gerekmektedir. Bu romanı okuduğumda henüz 6. Sınıfa gidiyordum ve Türkçe öğretmenimin önerisi ile okumuştum etkisini üzerimden senelerce atamamıştım, filmi de roman kadar başarılı olsa da kitapta özgün haliyle her yaş grubunun okunması gereken başarılı bir romandır.
Çizgili Pijamalı ÇocukJohn Boyne · Tudem Yayınları · 202150,7bin okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
10/10
·248 syf.··
2025 1. kitabı
“Susan kurtulur.” -Hadis Oku, tekrar oku, birkaç ay sonra tekrar oku, sonra tekrar tekrar oku… Kitabı büsbütün yaşıyorum diyene kadar oku. Gazali gibi alimler yazarken yaşadığı içindir ki okurken hayret üstüne hayret ediyor insan. Pişmanlık duyuyor, Rabbim sen bu yolda beni muvaffak kıl diyor. İcraatte bulunmak için çaba gösteriyor. Başımıza hem bu dünyada hem de ahirette ne gelecekse kendi küçük, yaptığı işler büyük olan dilden geleceğini anlayıp hareket etmek gerektiğini öğreten, tesirli, ayet ve hadisler ışığında okuru aydınlatan bir kitap. Günümüz toplumunun yanlış, kaba ve düşüncesiz öğretileri karşısında ilaç gibi.
Dilin Afetleriİmam Gazali · Çelik Yayınevi · 201617,1bin okunma
Otomatik Portakal Üzerine… (spoiler içermeme ihtimali yok)
Puan vermedi·171 syf.··
2025 5. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 01 Şubat 2025 18:14
Bu kitaba inceleme yazmaya karar verirken ikilemde kaldım. Spoiler deryasına dalıp hikâyeyi mi anlatmalıydım, yoksa kitabın ana konusu üzerinden bir çıkarım yaparak mı yazımı tamamlamalıydım? “Söyleyin bakalım, ne yapacağımızı? Ha?” Bu ikilemden bir sonuç çıkaramayınca, baş karakterimiz Alex’in gurme zevklerinden biri olan Beethoven’in Dokuzuncu Senfonisini açarak yazmaya başladım. Alex, 15 yaşında bir çocuk olmasına, orta halli bir ailesi ve maddi durumu olmasına karşın keyfî olarak suç işleyen biridir. O dönemde bulunduğu coğrafyada çeteleşmeler oldukça yaygındır ve Alex’in de dört kişilik bir ekibi vardır. Kitabın ilk sayfalarında bu ekibin yaptığı iğrençliklere ayrı, bu iğrençliklerin sebepsizliğine ayrı canınız sıkılıyor. Her bir karakterden ayrı ayrı nefret etmeye başlıyorsunuz ve burada kitabın yazarının neden böyle saf bir kötülüğü konu aldığını sorgularken buluyorsunuz kendinizi. Çünkü alışık olduğumuz anlatı sisteminde, baş karakter ile bir bağ kurup onun gözünden hikâyeyi okumak vardır. Burada ise uzun süre boyunca Alex ve arkadaşlarından nefret ederek çeviriyorsunuz sayfaları. Karakterimiz nihayet cezaevine girdiğinde kitabın çehresinin de değiştiğini hissediyorsunuz. Alex’in burada yaşadıkları okura ağır gelmeye başlıyor; ancak yaptığı şeyleri ballandıra ballandıra anlatışını hatırlayınca haliyle ona çok üzülemiyorsunuz. Bir gün, cezaevindeki mahkûmların ıslah olmaması sebebiyle hükümet bir karar alıyor ve bu kararın uygulanacağı ilk insan da kendi tabiriyle “kardeşiniz Alex” oluyor. Sistemin işleyişi basit: Düzenli olarak mide bulandırıcı bir ilacı damar yoluyla enjekte edip Alex’e ağır şiddet içeren -onun yaptığı şeyler kadar iğrenç- görüntüler izletiyorlar ve bu görüntüler, onun için mide bulantısıyla koşullanmış oluyor. Tedavinin son
Alıntı
Otomatik PortakalAnthony Burgess · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2024113,2bin okunma
10/10
·256 syf.··
2023 3. kitabı
"İçimizdeki Şeytan" hayata bakışları tamamen farklı olan iki gencin aşklarını ve boşanmalarını konu alır. Ömer ve Macide'nin aşkı, Bedri'nin eski öğrencisi Macide için yaptıkları.. Ömer felsefe öğrencisi, felsefi ufku genişlemiş, olaylara mantık çerçevesinde bakabilen bir gençtir. Öğrenciliğinin yanı sıra postane de çalışır ama ne iş yaptığını kendisi bile tam olarak bilmez. Arkadaş çevresi sorumsuz, sürekli etraftan borç para isteyen, günü kurtarmaya çalışan, sahtekar, alkolik, yalancı ve işe yaramaz kişilerle doludur. Hayatın anlamını sorgulayan, toplumsal meseleleri mantıklı bir düsturla yorumlayıp var olmanın ve insancıl yaşamanın önemini kavrayan Ömer, düşüncelerini uygulamaya geldiği zaman icraatte yoktur. Çok saf ve kim nereye çekerse oraya sorgusuz gitmeye çok müsait bir gençtir. Vapurda macideyi görmesi ile başlar hikayemiz. Kitabın başlarında "ilk görüşte aşk" desekte sonlara doğru "henüz olgunlaşmamış ve sorumluluk alamamış bir gencin talihsiz aşkı" olarak yorumluyoruz. Ömerin aşık olduğu Macide karakteri ise müzikte oldukça yetenekli ama bir o kadar da kendi ayakları üzerinde duramayan, mutluluğu sadece bir erkeğe sığınmakta arayan bir kız. Birilerinden medet umması ve var olmanın hep birileri için olduğunu düşünmesi onu her zaman mutsuzluğa sürüklemiştir. Ömer bedenen güçlü ama zihnen zayıftır. Suçu içindeki şeytana atması ve zihninde beslediği gerçek aşkın çok fedakarlık istemesi Ömerin belkide "yanlış zamanda, doğru insan" olduğunu düşündürdü. "Kim bilir... Belki uzak bir günde, büsbütün başka insanlar olarak, tekrar karşılaşır ve belki gülüşerek birbirimize ellerimizi uzatırız..." ♡ “Ne diye benim ruhumun ahengini bozdun?” ♡ "…ben daha çok kendi içimde yaşayan bir insanım." İçimizdeki Şeytan Sabahattin Ali
İçimizdeki Şeytan
İçimizdeki ŞeytanSabahattin Ali · Yapı Kredi Yayınları · 2019209,2bin okunma
9/10
·221 syf.··
Beğendi
·
2024 40. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 06 Şubat 2024 19:57
Yazar aslında daha çok Sigarayı Bırakmanın Kolay Yolu kitabı ile tanınıyor. Orada sigarayı bırakmanın tamamen bir kafa işi olduğunu bilincinize iyice işleyerek sigarayı bıraktırmaya çalışıyor ve birçok insan üzerinde de başarılı olmuş. Bir nevi beyin yıkama yapıyor veya beyne format atıyor diyelim. Aynı metodun kilo verme için ise uygun olmadığını düşünmüş uzun zaman, ama daha sonra bu terapiyi kilo verme ve sağlıklı beslenme için de uygun olduğunu görüp bu kitabı yazmış. Gıda ve yemek alışkanlıklarınıza bir format atmak istiyorsanız kesinlikle bu kitabı okumalısınız. Alışkanlıklarımızın ve 'günde 3 öğün yemek', "sabahları ayılmak için kahve' gibi şartlanmaların üzerimizde ne kadar egemen olduğu ve kilo sorunumuzun başmüsebbi olduğunu göreceksiniz. Sağlıklı bir beslenmenin ne demek olduğu konusunda ufkunuz açılacak. Bazı konularda daha önceden malumat sahibi olmama ve yazar gibi düşünmeme rağmen icraatte gevşek davranıyordum ama vidaları sıkma zamanı geldi de geçiyor. Bazı diğer konularda ise faydalı bilgiler ve aydınlanmalar yaşadım. Kitabı kesinlikle tavsiye ederim. Yer yer verilen misalleri ve akıl yürütmeleri biraz basit ve hatta aptalca bulsam da, vermek istenilen mesaja odaklandınız mı, gıda ve beslenme konusunda bir devrim yaşayacaksınız. Her ne kadar bir beyin yıkamaya maruz kaldığınızı düşünseniz de okurken, yazar da reklam, alışkanlıklar, beynin ödül merkezi gibi manipulatif davranıyor elbette ve bize düşmanın vurduğu yerden ve onun silahıyla vuruyor. Böyle beyin yıkamaya ve temizlemeye can kurban. Beslenme ve sağlık konusunda hamur ve tatlıcı olan bizlerin acilen bilinçlenmesi gerekir, ilk fırsatta okuyun derim. Kitapla kalın...
Endlich Wunschgewicht!Allen Carr · Goldmann Verlag · 1998123 okunma