İçinden çıkılması zor, sarsıcı bir yolculuğun tam ortasındayız. Kendi benliğine dokunmak, kendi gerçekliğini kabul etmek, yüzleşmek cesaret ister. Osho’nun bu eseri, insanın en derin, en gizli köşesine inen bir ayna gibi duruyor karşımızda. Her sayfası, cesaretin ve özgürlüğün kapılarını aralamak isteyenler için bir rehber.
Hikaye, sadece bireyin değil, herkesin içindeki o küçük sesle başlar. Kendi olabilmek, dış dünyanın gürültüsü arasında kaybolmakla değil, ona rağmen var olabilmekle mümkün olur. Osho, bize bu cesareti doğrudan verir, ancak yolun zorluklarını da gizlemez. Çünkü kendin olmak, kabullenmek demektir; kusurlarını, korkularını, çelişkilerini. Bu, kimsenin kolay kolay göze alamayacağı bir cesaret sınavıdır.
Kitap boyunca insan, kendini bulmanın inişli çıkışlı bir süreç olduğunu hisseder. Dış dünyaya teslim olmaktan vazgeçip, içindeki huzurun kapısını aralamak... Osho, bu kapıyı çalanların, yeni dünyalara açılacaklarını müjde eder. Ama bu yolculukta çoğu zaman yalnız kalacağını, bazen düşeceğini, bazen de yükseleceğini bilmek gerekir.
Her bölüm, bir yol gösterici nitelikte. Kendi benliğine dair sözler, sarsıcı ve kışkırtıcıdır. Okuyucu, bu sözlerle kendini sorgulamaya başlar, kırılmaya ve yeniden inşa olmaya davet edilir. Osho’nun yalın dili, karmaşık felsefeleri anlaşılır kılar; böylece herkes kendi iç dünyasında cesaretle ilerleyebilir.
Bu kitap bir çağrıdan öte, bir meydan okumadır. Kendin olmaya, gerçekten var olmaya, yaşama cesareti göstermeye çağırır. Öyle bir cesaret ki, bazen kalabalıkların içinde yalnız kalmayı göze almakla, bazen de kendi gölgesinden kaçmamayı seçmekle başlar.
Okuyucu, bu yolculuğun sonunda bir dönüşüm yaşar; içindeki sesi daha güçlü duyduğunu, dış dünyaya olan bakışının değiştiğini fark eder. Kendin olmak artık bir hayal