Şehirlerin karmaşasında, unutulmuş sokakların gölgelerinde başlar “Geri Dönüyoruz.” Mahir Ünsal Eriş, geçmişle şimdi arasındaki ince ipi ustalıkla dokur; her sayfa bir zaman kapısı açar. Karakterler, kendilerini hatırlamanın ve unutuşun arasında gidip gelirken, okur da bu labirentin içinde kaybolur.
Hikaye, anılarla örülü bir yolculuk gibi ilerler. Her geri dönüş, insanın iç dünyasındaki parçalanmışlıkları, kayıpları ve yeniden buluşmaları gözler önüne serer. Ünsal Eriş’in dili sade ama etkileyici; kelimelerle değil, hissettirdikleriyle büyüler. Okuyucu, bir yandan karakterlerin hayatlarına nüfuz ederken, diğer yandan kendi yaşamının kıvrımlarında gezinir.
“Geri Dönüyoruz” sadece bir zaman yolculuğu değil, aynı zamanda insanın kendisiyle, geçmişiyle ve hatalarıyla yüzleşmesidir. Her anı, unutulmuş bir duyguyu, kaybedilmiş bir umudu yeniden canlandırır. Hikayenin akışı öylesine doğal ve akıcıdır ki, sayfalar kendiliğinden çevrilir; zaman, mekân, gerçeklik algısı birbirine karışır.
Karakterlerin iç hesaplaşmaları, ruhlarındaki çatışmalar, yaşadıkları acılar ve sevinçler, kitabın her cümlesinde hissedilir. “Geri Dönüyoruz” bize anlatır ki, geçmişten kaçmak mümkün değildir; çünkü o, insanın en derin yaralarına ve en büyük güç kaynaklarına ev sahipliği yapar.
Ünsal Eriş, insanın iç dünyasında dolaşırken, aynı zamanda dış dünyadaki karmaşayı da ustalıkla yansıtır. Şehirler, sokaklar, mekânlar sadece arka plan değil, yaşayan, nefes alan varlıklardır. Ve her biri bir hikaye anlatır, unutulmaması gereken, geri dönülmesi gereken.