Zevk, bir uçurumun kenarındadır; sınırı tutamazsa acıya dönüşür. Sınırı tutturmak da, insanın o işi iyi sanması yüzünden güç bir iştir. Gerçek iyi'yi bütün ruhunla istemekte bir tehlike yoktur. "Peki, nedir bu gerçek?" diye soruyorsun. "Ya da nereden doğmuştur?" Anlatayım bak: Gerçek; iyi, rahat bir vicdandan, şerefli niyetlerden, doğru davranışlardan, kapkaççılıktan nefret etmekten, bir tek yolda yürüyüp giden bir hayatın sakin ve sürekli tekdüzeliğinden doğar. Çünkü bir niyetten ötekine atlayan ya da atlamaktan geçtim, rastlantıyla birinden ötekine düşenler, kararsız, havada sallanıp durdukları için nasıl kalıcı, belirgin bir şey yaratabilirler ki?
kötü sınavlarımız olacak, zayıf alacağız, bizi aşağıya alacaklar, hakaret edecekler, çelme takacaklar, barikatlar olacak, kafamız gözümüz yarılacak, ağlayacağız, üzüleceğiz ama vazgeçmeyeceğiz. Bunların hepsini yaşayacağız. Bunların hepsini yaşayarak donanımlı bir şekilde mücadeleye devam edeceğiz.
Mutlu bir aileye sahip olduğunuzu hayal edin. Güzel bir anne, güzel bir baba, güzel bir eş olduğunuzu tasavvur edin. Bir bakacaksınız ki o düşünce sizi öyle yapmaya doğru götürüyor.
"İşte bunun için Sevgi," diye söze başladı, "Bu yorgunluklar beni yordu. Bi süre bunları düşündüm sadece. Fakat her zaman seni düşündüm. Ve sonunda, seni sevdiğimi söylemeğe geldim sana." Başını kaldıramıyordu. "Çünkü benim durumumu en iyi sen anlarsın. Yalnızlığı ve korkuyu en iyi sen bilirsin. Yorgunluklar vardırlar, fakat ümitsizlik yoktular. Sen bir yerde bulunuyordun. Yumuşak bir yerdeydin. Sert köşelere çarpmaktan yorulan aklımın durgun ve sürekli bir aşk içinde ancak seninle birlikte dinleneceğimi biliyordum. Bizi başkaları anlamaz Sevgi. Başkalarının aklı başkadır. Bu yüzden ikimizi hep garip bakışlarla süzmüşlerdir. Şimdi beni de garip bakışlarla süzenler var. Ben onlara aldırmıyorum. İnsanların beni beğenip beğenmemeleri umrumda değil artık. Ben kendimi tanımakla ilgiliyim. Albayımın tavsiyelerini tutmakla ilgiliyim.