20. yüzyılın ilk yarısını konu alan kitapta özellikle Amerika için temel sorunlardan olan adalet, özgürlük, eşitlik, ırk ayrımcılığı ve toplumsal ayrışma konularını bir çocuğun gözünden ele alan kitabın ilk yarısı rutin hatta sıkıcı geçiyor. Sayfalar ilerledikçe olaylar daha belirgin ve anlaşılır hale geliyor, kitabı okuma ve bir an önce bitirme hevesi geliyor. Pulitzer ödüllü kitap elbette önemli ve anlamlı. Yazıldığı devrin tanıkları olmadığımız için belki, beni çok derinden etkilediğini söyleyemeyeceğim. Yaşadığı dönemin çok önünde olan Avukat baba Atticus'un çocukları ile kurduğu ilişki, diyaloglar çocuk eğitimi için oldukça anlamlı. Kitabı bitirmem ve sevmemde Atticus oldukça etkiliydi.
Hasta yatağındaki bir kız çocuğu (Cecilie) ile bir melek (Ariel) arasında geçen diyaloglardan oluşan hüzünlü bir hikaye. Gaarder (her zamanki gibi) bolca felsefe yaparak küçük bir kız çocuğunun gözünden hayatı anlamlandırmayı yine başarmış. Belki ölüm döşeğindeki bir kız çocuğu ve bir melek kitabın ana karakterleri olduğu için, bolca dini, mistik konulara da atıflar var kitap boyunca. Gaarder sevenler için keyifli bir kitap olacaktır.
Hayatının son günlerini geçiren profesör Mori ile yıllar önce üniversitede öğrencisi olan Mitch, her salı buluşup birçok konuda (pişmanlıklar, yaşam, para, aile, evlilik, toplum, merhamet, kültür, ölüm, korku, açgözlülük, yaşlanma, yaşam felsefesi) konuşmalar gerçekleştiriyorlar. Aslında hepimizin bildiği ama yaşarken es geçtiğimiz duyguları, tepkileri, deneyimleri bir kez daha hatırlamak adına okunmaya değer.
Ahmet Şerif İzgören, kurucusu olduğu akademi ile profesyonel hayatında da kişisel, mesleki, kurumsal gelişimle ilgili çalışmalarını gerçekleştiriyor. Yazarın seminerlerine katılanların ya da videolarını izleyenlerin de bileceği üzere, samimi, keyifli, yumuşak tarzıyla kendini dinleten/izleten birisi. Kitabı da klasik kişisel gelişim kitaplarından biraz farklı olarak yalın, samimi ve hatta komik... Bu tür ilginizi çekiyorsa okunmaya değer.
Yalın, çoğu zaman dokunaklı, samimi anılar... Ercan Kesal gerçek yaşam öykülerini, mesleğine yakışır şekilde, film gibi anlatmış. Kısacık kitapta kocaman duygular...