Bulantı büyük bir merak ve beklenti içinde aldığım bir kitaptı. Açıkçası kitap beklentimin çok da üstünde çıktı.
Kitabı basitçe açıklamak gerekirse var oluş bilincinin oluşması ile birlikte gelişen sancılı süreçten bahsediyor. Peki bu ne demek. Hayatımızın bir döneminde hepimiz neden var olduğumuzu, bu dünyadaki amacımızın ne olduğunu ya da bize ne olacağını sorgulamışızdır. Bir kısmımız buna bir cevap bulurken bir çoğumuz da büyük bir boşluk içinde sürükleniriz, kafamızda binlerce soru ile kendi başımıza kalırız. Aslında ana karakter de tam olarak bu şekilde, var oluş sancısını tek başına çeken biri olarak ele alınmış. Kitaptaki diğer karakterler ana karakterimizin kendi var oluş bilincini oluşturmasına yardımcı olan karakterler. Amacını sorguladığı bu yolda hayatından geçen herkes ona iyi ya da kötü bir şeyler katıyor ve sonunda karakterimiz her ne kadar benim gözümde tam oturmamış olsa da bir bilince kavuşuyor.
Sorgulayan herkesin en azından bir kere okuması gerektiğini düşünüyorum, okuyacaklara keyifli okumalar diliyorum.
Küçük Prens'i ilk okuduğumda galiba 10 yaşımdaydım. Şu an 17 yaşındayım ve Küçük Prens o zamandan beri favori kitaplarım arasındadır. Her sene en az bir kere okurum ve her okuyuşumda içinde bulunduğum ruh haline göre kitabı anlayış biçimimin de değiştiğini fark ettim.
Her ne kadar çocuk kitabı olarak görülse de Küçük Prens bence yetişkinliğe ilk adım atılan o zamanda özellikle okunması gereken bir kitap. Yaş aldıkça kitaptan alınan şeyler değişiyor. Aslında bu neredeyse her kitap için geçerli. İnsan yaş aldıkça çevreye bakışı ve düşünce yapısı değişir, bu sayede okudukları da onun gözünde yeniden şekillenir.
Küçük Prens içinde en sevdiğim karakter tilki açıkçası. Çünkü insanın yüzüne gerçekleri çarpan tamamen gerçek hayatta bir insan olarak karşımıza çıkabilecek bir karakter. Bir şekilde okuyucuya tilki aracılığıyla ders veriliyor ve bu benim çok hoşuma gidiyor. Aslında gül de öyle. O da etrafımızdaki kibirli insanları temsil ediyor benim gözümde. Araya sıkıştırılan diğer karakterler ds birer duyguyu ya da karşımıza çıkabilecek insanları temsil ediyor yani en azından benim bu yaşımda Küçük Prens'i okurken anladıklarım bunlar.
Uzun lafın kısası Küçük Prens bir kere değil onlarca kez okunması gereken bir kitap. Okuyan herkesin çok seveceğini ve kendinden bir parça bulacağına inanıyorum. Okuyacaklara keyifli okumalar diliyorum.