Hazreti Sultan Mehemmed Fatihin asrmnda kim
Şerbeti câm-ı-Şehâdet nuş edüb işbû şehid
Cüstu-cu ettik bu zâtin nâm-ı vâlâ'sı nedir
Nam-û nenkinden geçüp bînam-ı hem olmuş bedîd
Bu mekân-ı âlî olmuştu harâb ender harâb
Çok kişi ta'mirine himmetten olmustu baîd.
Serteser i'marına hizmet güzinin îde hak.
Darevnde anları mesrur hem eh-li saîd
Nagihan abâdına kasd eyledi peyrukadan
Ahmed usta dökmeci bâşiyle meşhur-u ferî
Söyledi İlmî bunun lafzın hemen târihini
Bin iki yüz oldu doksan yedîde türbe cedîd.
Bir arada Ukrayna Sovyet Hükûmeti reisi Petrovski'ye milli cumhuriyetlerin anayasa taslaklarını ve Lenin Lenin ile konuşmalarımın intibalarını anlatıyordum, şaka
Mukabilinden sordum: <Mademki
Venancia'nın dünya hakkındaki görüşleri biraz tuhaftı. Ona göre varsıl kişi, özellikle de soylu kişi insanüstü bir sınıftandı.
Bir soylunun herşeye hakkı vardı: kötülüğe, ahlaksızlığa, bencilliğe; alışılagelmiş töre anlayışının dışındaydı sanki. Kendisi gibi zavallı birisi, vefasız, bencil ya da ahlaksız oldu mu, ona korkunç gelirdi; ama aynı özellikleri bir hanımefendide hoş görürdü.
Sağlığı, gücü, güzelliği yerinde ve ayrıcalıkları olan kişinin sayrılık, güçsüzlük, çirkinlik ve pislikten başka bir şey bilmeyen kişiye göre her türlü üstünlüğe hakkı olmasını benimseyen bu tuhaf felsefe Andres'i şaşırtıyordu.
Bilimsel doğruluğu bilinmese de, insanlara göre katolik cennetinde Tanrı'nın önünde danseden ve sürekli «daha, daha, daha» diyen bir aziz vardır: Aziz Bailon. Bir kişinin talihi varsa ona daha, daha, daha, daha verir; bahtsızsa ona da daha, daha, daha verir. Bu Bailon'cu felsefe Señora Venancia'nın felsefesiydi.