Artık “hilafetpenah”, “emirü’l müminin”, “zillulah fi’l-arz” ve “zat-ı akdes-i hümayun” gibi dini nitelik taşıyan unvanlarını daha fazla kullanan Sultan II. Abdülhamid, halkın karşısına dini içeriği belirgin törenlerle çıkmaya dikkat ediyordu. Bu törenlerden en önemlisi, her hafta Cuma namazı için padişahın muhafızları eşliğinde Yıldız Köşkü’nden Hamidiye (Yıldız) Camii’ne gittiği ve burada kılınan namazın ardından yetkililerin halktan arzuhallerini toplayarak “Padişahım Çok Yaşa” tezahüratları eşliğinde sadaka dağıttığı Cuma selamlığı merasimiydi. Her yıl Ramazan ayında, Topkapı Sarayı’nda bulunan kutsal emanetlerin ve Eyüp Camii’nin padişah tarafından ziyaret edilmesi, Ramazan ve Kurban bayramları vesilesiyle Dolmabahçe Sarayı’nda düzenlenen, devletin ileri gelenlerinin II. Abdülhamid tarafından kabul edildiği bayramlaşma ve el etek öpme merasimi ve Sultanın tahta çıkışının yıl dönümü ve doğum günü kutlamaları da padişahın kamusal görünürlüğünü arttırmak için kullanılan özel etkinlikler arasında yer alıyordu.
(...) Bundan bir hafta sonra, 1 Şubat 1991 Cuma günü,Salih Mirzabeyoğlu bir operasyonla gözaltına alındı. 17 Şubat’a kadar 16 gün boyunca ağır işkencelerden ve sorgulardan geçti. (Milliyet bu haberi de “Irak Casusu Örgüt Yakalandı” şeklinde verdi.) Mirzabeyoğlu yurt sathındaki Amerikan karşıtı kalkışmanın münfaili (fikir üfleyicisi) olarak suçlandı. Mahkemeye çıkarıldı ve aynı gerekçeyle tutuklandı.Böylece Türkiye, Birinci Körfez Savaşı’na (30 civarında ülke katılmıştı), çok istemesine rağmen katılamadı.
İŞKENCE, -Hukuk ve Hûk-, 5 Ağustos 2012, Çarpıcı Kitap·Kitabı okuyor
(...) Tam bu süreç içinde -1990 yılı- Salih Mirzabeyoğlu, o zamanın çok okunan İslâmcı yayın organı olan Cuma dergisine peş peşe üç mülâkat verdi.Bu mülâkatlarında, Saddam‘ın Kuveyt’i ilhakını destekliyor, mevcut iktidarı “İslâmcı kesimin reaksiyonları hesaba katılmadan girişilen taahhütler yanıltıcı olabilir” şeklinde uyarıyor ve “Amerika’nın Ortadoğu’da ne işi var?” diye soruyordu.(Söz konusu röportajlar ve krize ilişkin öngörüler için, Salih Mirzabeyoğlu’nun “Adımlar” kitabına bakınız.)İlk günlerde bu röportajların hiçbir görünür etkisi olmadı.Ne zaman ki ABD hava kuvvetleri Irak’a saldırdı, bir ânda neredeyse bütün İslâmcı camia ayağa kalktı. 25 Ocak 1991 günü, Cuma namazından çıkan kitleler yurt sathında sokaklara döküldü. Amerikan çıkarlarını savunan kolluk kuvvetleriyle çatıştı. Bitlis’te bir kişi şehid oldu. Türkiye bir ânda allak bullak oldu.(Daha sonra Salih Mirzabeyoğlu Tilki Günlüğü’nde bugünü “ihtilâlci çıkış” olarak değerlendirecekti.)
İŞKENCE, -Hukuk ve Hûk-, 5 Ağustos 2012, Çarpıcı Kitap·Kitabı okuyor