9/10
·100 syf.··
Beğendi
·
2026 15. kitabı
Eserde; baskın ve ideolojik kültür ve siyasi ortamların hâkim olduğu durumlarda neyin hakikat ve neyin de hurafe olduğunu anlamının güçlüğü gibi Türkiye bakımından her dönemde ziyadesiyle geçerliliği olan bir konu ele alınmıştır. Modernleşme ile birlikte geleneksel değerlerin alt üst edilmesi ve devamında modern değerlerin salt hakikat olarak insanlara dayatılması ve geçmişin hurafe olarak nitelendirilmesi bağlamında insanoğlunun hakikati arama yolları hiç olmadığı kadar karmaşık hâle dönüşmüştür.
Hakikat ve HurafeDücane Cündioğlu · Kapı Yayınları · 2017560 okunma
Suretten Sirete Bir Hicret
Puan vermedi·126 syf.··
2026 11. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 30 Nisan 2026 18:09
Bazı kitaplar vardır, kapağını kapattığınızda odadaki sessizlik genişler; sanki o an ruhunuzun içinde bir yerlerde, daha önce hiç geçmediğiniz bir kapı aralanmıştır. Dücane Cündioğlu’nun Hz. İnsan eseri benim için tam da böyle bir eşik oldu. Modern dünyanın bitmek bilmeyen hızı, gürültüsü ve ekranların soğuk ışığı arasında "ben" dediğimiz o karmaşık düğümü çözmeye çalışırken, aslında insanın sadece biyolojik bir tür değil, her an yeniden inşa edilen bir "oluş" biçimi olduğunu bize en yalın ve sarsıcı haliyle hatırlatıyor. Bu derin yolculukta hissettiğim en temel sancı, insanın beşer olmak ile insan olmak arasındaki o uçsuz bucaksız mesafede gizli. Beşeriyetimiz toprağa, biyolojiye ve hayatta kalma güdüsüne bakan yüzümüz; doğuyor, doyuyor ve nihayetinde ölüyoruz. Ancak eserin bize işaret ettiği "Hz. İnsan" bu biyolojik döngünün üzerine inşa edilen ahlaki ve felsefi bir mimari. Cündioğlu bizi burada "idrak" kavramıyla yüzleştiriyor. Eğer bir farkındalık ve idrak eşlik etmiyorsa insan sadece bir suretten yani dış görünüşten ibaret kalıyor. Oysa asıl hicret; suretten sîrete, yani görüntünün ötesindeki o saklı öze doğru yapılan o çetin yolculuktur. Kitabın felsefi damarlarında dolaşırken kelamın ve sessizliğin birer varlık sahası olduğunu görüyoruz. Dil burada sadece bir iletişim aracı değildir artık insanın kendi evrenini kurduğu bir zemin olmuştur. Bazen de insanın konuştuğu kadar değil, sustuğu yer kadar derinleştiğini fark ediyorsunuz. Bu yaklaşım akla Spinoza’nın varlık anlayışındaki o kuşatıcı bütünlüğü ya da kadim geleneklerin insan-ı kâmil arayışını getirse de, yazar bizi kuru bir terminolojiye hapsetmiyor. Aksine bilginin kalbe inmesi gerektiğini, hikmete dönüşmeyen her türlü verinin ruhun üzerinde sadece bir yük olduğunu fısıldıyor kulağımıza. Samimiyetle
Hz. İnsanDücane Cündioğlu · Kapı Yayınları · 20252,964 okunma
Reklam
7/10
·200 syf.·
Beğendi
·
2026 34. kitabı
Keşf-i kadim. Köklerden göklere yapılacak yolculukta işaret levhalarıyla dolu. Sağlam bir Gazali savunusu.Gazaliyi hakkettiği konumu iyice belirtmiş.Gazzali aklı bitirdi gibi, aslı astarı olmayan iddialara güçlü cevaplar. Gazzaliyi merak edenler için okunması gereken bir kitap. Konular felsefik olduğu içinde ağır dilli bir eser.
Keşf-i KadimDücane Cündioğlu · Kapı Yayınları · 2017233 okunma
6/10
·127 syf.··
2026 1. kitabı
Okunup bitirilen değil üzerine düşünülüp sindirilen bir kitap Alışılmış kitaplar gibi bir olay örgüsü yok daha çok ölüm hayat ve insanın varoluşunun üzerine yazılmış düşünce metinleri gibi Net bir olay yok karakter yok sadece düşünceler var
Edebiyat & Roman
Ölümün Dört RengiDücane Cündioğlu · Kapı Yayınları · 20101,309 okunma
10/10
·76 syf.··
Beğendi
·
2026 128. kitabı
·
5 saatte okudu
·
Okunma: 12 Nisan 2026 16:20
Hakikatin bilgisi peşinde geçirdiğim koca bir ömrün ardından geriye dönüp baktığımda, ne zaman ye’se düşecek gibi olsam, bu menkıbede sözü geçen şeyh efendinin dediğiyle temessül etmekten gayn çıkar bir yol bulamadım kendime. Her yol ayrımında, önümdeki en makul seçenek, hep bana, yaptığımı yapmaya devam etmek olarak göründü: aramak. Evet, sadece aramak. Her hâl u kârda, hem de ne pahasına olursa olsun aramaya devam etmek. Aramak, aradığımı bulmak anlamına gelmedi hiç.Gün oldu,ne aradığımdan emin olamadım. Gün oldu, doğru yerde arayıp aramadığımdan kuşkuya düştüm. Gün oldu, bulduğumun, bulduklarımın gerçekten de aradığım şey olup olmadığına bir türlü karar veremedim. Yakîn sahibi olmaya çalıştıkça, yakîn'in yakınına geldikçe, yakînim olandan uzaklaştım. Yaklaşan ben oldum; uzaklaşansa o! Kimbilir, belki de o yakınlaştığında, ben onun yanından uzaklaştım da bilemedim.
Hayata Dair
Daire'ye DairDücane Cündioğlu · Kapı Yayınları · 2018589 okunma
Puan vermedi·368 syf.··
2026 18. kitabı
·
58 günde okudu
·
Okunma: 08 Mayıs 2026 21:59
Kitabı elinize aldığınızda İslam coğrafyasının az gelişmişliğine otoriterlik üzerinden sosyolojik bir analiz yapılacak diye düşünüyorsunuz, bir noktaya kadar doğru da olabilir ancak yazar, kitabın özellikle ilk bölümlerini tamamen değilleme üzerine kuruyor. Yani İslam dünyası şundan dolayı az gelişmiş degildir, bundan dolayı da değildir. Aynı şekilde yönetilen, aynı sistemlerle idare edilen başka dinlere mensup ülkeler de vardır gibi gibi.... Bu zamana kadar söylenmiş neredeyse bütün teorileri çürütüyor ya da neden tam olarak o nedenle olmadığını bilimsel verilerle kanıtlıyor. Bunu tam olarak kendi tezini ortaya koymak için bir genel temizlik olarak değerlendirmek gerekir. Belli bir döneme kadar İslam dünyasının nasıl geliştiğini ulemanın bağımsızlığını ve sonra nerede ve hangi şartlarla gerilemenin yaşandığını, sebeplerini ustalıkla ele alıyor. (Yaz cnm kitabı yaz buraya) (Bırakın anlatacağım) Elbette kitaba, okuyucunun bakış açısının da çok önemli olduğunu düşünerek yaklaşmak istiyorum. Sosyolojik olarak baktığımızda siyasal ve teolojik sistemler, ekonomik yapılar üzerinden derin bir analiz sunuyor kitap bize; ben bu analizler bağlamında çapayı başka bir disipline atmak ve biraz psikanalitik olarak okumak istedim kitabı. Özellikle dini otoritenin yeni söylemleri dışarıda bırakmaya ve nakilleri korumaya yönelik tutumlarına Lacan üzerinden bakmak gerektiğini düşünüyorum. Lacan'ın, insanın/öznenin kurulumunda özneyi var eden sistemin dil olduğuna dair teorisi bize bu konuda çok şey söyler. Yeni söylemlerin ve sorunların dışarıda bırakılması ve sistemin kendini tekrar eden bir yerde kalması insanı belli bir noktada çatala getirir. Ya tekrar eden sistemin(dilin) içine girip yok olmak ya da kendi öznesini yaratmaya çalışan insanin sistemin dışına püskürtülmesi. Bu
Sosyoloji
İslam, Otoriterlik ve Geri KalmışlıkAhmet T. Kuru · Ayrıntı Yayınları · 202610 okunma
Reklam
Reklam