...İnancını geçici hedeflere ulaşmak için bir araç olarak kullananları değil. Böyle insanlar en radikal inançsızlardandır, çünkü inanç bu kimseler için dünyevi amaçlara ulaşmada bir araçsa eğer o inanç değildir elbette....
Alternatif olarak tutkulu aşk, daha dayanıklı bir şeye dönüştürülebilir.Dopaminin heyecanlandırdığı gibi yürek hoplatmayan dostane aşka dönüşebilir ama mutluluk verebilecek (oksitosin, vazopresin ve endorfin gibi ȘA nörotrans-miterlerine dayanan uzun vadeli bir mutluluk) gücü vardır.Bu durum, restoranlar, dükkânlar ve hatta şehirler gibi favori uğrak mekânlarımıza benzer.Bu mekânlara olan sevgimiz, tanıdık bir ortamdan, o ortamın gerçek ve fiziksel doğasından, aldığımız zevkten gelir.Tanıdık olanı ne olabileceği için sevmeyiz ne olduğu için severiz.Bu da uzun vadeli, tatmin edici bir ilişkinin tek sabit temelidir.Tek amacı gelecekteki ödülleri azami miktara çıkarmak olan nörotransmiter, dopamin, bizi aşka giden yollara düşürür.Arzularımızı azdırır, hayal gücümüzü aydınlatır ve bizi ışıl ışıl bir vaatle birlikte bir ilişkiye sokar.Ancak konu aşka gelince, dopamin sadece başlangıçta iyidir.Sonuca dopaminle gidilmemelidir, çünkü o, hiçbir zaman tatmin edilemez. Dopamin sadece "Daha" diyebilir.
çünkü değişim hayatımızın değişmesini istediğimiz an başlar. Bir kere kendi kendimizi bir hapishaneye kapattığımızın ve bu hapishaneden kurtulabileceğimizin bilincine vardıktan sonra, artık tek ihtiyacımız olan şey anahtarı bulmaktır.
1.Öfkesini yatıştırmak. Bu gıybet, kişinin, gıybeti yapılan adama kızmasına vesile olan bir sebep olduğu zaman meydana gelir. Çünkü kişi öfkesi kabardığı zaman karşısındaki adamın kötülüklerini söylemek suretiyle öfkesini dindirir. Eğer ortada gıybete engel olacak din ve takva yoksa dilin gıybete kayması tabiidir. Bazen öfkesini yenemez, öfke içinde birikir. Sabit bir kine dönüşür ve kötülüklerini daimi bir şekilde belirtmeye sebep teşkil eder. Bu bakımdan kin ve öfke, insanı gıybete sürükleyen büyük unsurlardandır