“Gidelim” diyorum Yasemen’e. “Hiç kimsenin yurdu yok burada.” Yasemen kibarca ekliyor, daha doğrusu düzeltiyor: “Yurtlarından ayrı kalmamak için milletlerinden ayrılmışlar.”
Büyükhanım, seni tanırım. İyisin. Böyle iyilik görmedim ben. Allah bilir ölürken bile etrafındakiler korkmasın, üzülmesin diye, onları teselli etmeye çalışarak öleceksin.
Hayvanın da yaşama hakkı vardır, bu yaşama hakkını kullanırken bizim yardımımızı gereksemez. Ona doğa öğretir nasıl yaşayacağını. Biz bütün şu üstün saydığımız bilgimizle doğru dürüst günü kurtaramazken, klorofilli bitkiler güneş enerjisini kendine yarar duruma getirebiliyor ve bunun için de yanındaki otun yardımını dilenmiyor.
Ben…ben acımayı, kendine acındırmak kadar aşağılık bulurum. İnsan denilen yaratık hayvan değildir ki, onu doyurmakla vicdanımız rahat etsin. Nedir vicdan?