Bir fincan kahvenin lokumu, bir kadeh rakının mezesi olan laflar dinamik, eyleme dönük analiz işlevini yitirip; edimsiz, statükocu dedikoduya da dönüşebilir. Oysa bu kadınların varlığı bize onları küçük görüp dışlamamızı değil, sistemin iflas ettiğini söyler. Ayrıcalıkların, sistem dışında yaşamaya yetmediğini... Nefesin tükendiğini ve yapay solunum için bir başkasının ağzına dayandığı yeri... Bireyi, bağımlılığı tercih edecek kadar çaresizliğe sürükleyen düşünce sistemini; öyle dalından, yaprağından değil de, kökünden değiştirmemiz gerektiğini...