"Evet insanlar masallara, uydurulmuş hikayelere bayılırlardı. Gözlerini kör edecek şeyler onları mutlu kılıyordu. Ömer karşımda şarabını yudumluyordu. Ama o sırada benim içimde fırtınalar kopmaya başlamıştı. İnsanlığın o ana dek görmediği yepyeni bir plan tomurcuklanıyordu içimde. İnsanın körlüğünün sınırlarını son noktaya dek zorlayacaktım! Bu körlükten istifade ederek mutlak bir kudrete sahip olacak, müthiş bir ayrıcalık elde edecektim! Bunu da muhteşem bir masal uydurarak sağlayacaktım. Hakikatı öyle bir tahrip edecektim ki torunlarımın torunları dahi bundan bahsedeceklerdi. İnsanlar üzerinde devasa bir deney gerçekleştirecektim!"
Tek kelimeyle harika bir kitap. Aşkıyla direnişiyle sabrıyla karşımıza çıkan bir Kürt aydını Memduh Selim Bey ve onun ceylan'ı. Okurken defalarca -bilmiyorum kaç kere- neden bu yüzyılda yaşadım ki diye sordurur kendime. Herkesin okuması gereken bir dünya klasiği.
Kürtçe'den çeviren Muhsin Kızılkaya açıklamasının sonunda şöyle diyor: "çevirinin bittiği günlerden biriydi. Hepimizin tanıdığı bir gazeteciyle bir ahbabın evinde karşılaştım. Daha önce birlikte çalışmıştık. Ne yaptığımı sordu; Kürtçe bir romanın çevirisini yeni bitirdiğimi söyledim. Bön bön yüzüme baktı, hayretler içindeydi; bana "Kürtçe'de bir roman yazacak kadar kelime var mı? " dedi.
Romanı okuyunca, aynı zamanda öğretim üyesi de olan o gazetecinin sorusuna siz yanıt verin lütfen! "