Doktorlar şaşırsın: Hastalıkla şifa iç içe. İşin içinden çıkamayınca bin yıllık bir duvara dayasınlar kulaklarını. Ahmed Gazâlî Sevânihu'l-Uşşak adlı evinden, tabiplere bir reçete yazsın. Önce teşhis: "Aşkın bizzat kendisi kuştur, yuvadır; zâttır, sıfattır; tüydür, kanattır; havadır, uçuştur; avcıdır, avdır; kıbledir, kıbleye durandır; tâliptir, matlûptur; evveldir, âhirdir, sultandır, tebaadır; kılıçtır, kındır; bahçedir, ağaçtır; hem daldır hem meyvedir." Sonra ilaç: "Tüm tabipler seni tedaviye gelse de / Leyla sözünden başka şifa yok sana."
"Kitaplara ve çiçeklere, eskiden psikologların 'içgüdüsel' dediği bir nefret besleyerek büyüyecekler. Refleksleri değişmez bir biçimde şartlandırılır. Hayatları boyunca kitaplardan ve botanikten
John kitapta gerçek bir bedene sahip olan tek kişidir ama onu zevk değil,acı yoluyla tanır. "Burada hiçbir şeyin bedeli yeterince ödenmiyor," der, bir "denek" olarak getirildiği parfüm kokulu yeni dünya için.
Slim, George'a, içini görüyormuş gibi derin derin baktı. "Artık birlikte, seyahat eden, can yoldaşlığı eden pek kimse kalmadı," dedi. "Nedendir bilmem. Belki de herkes birbirinden korkuyor bu dünyada."