Puan vermedi·528 syf.··
2026 314. kitabı
Dan Brown, Kayıp Sembol (The Lost Symbol) adlı bu sürükleyici ve şifrelerle dolu gerilim romanında, Washington D.C.'nin tarihi binalarında, anıtlarında ve gizli dehlizlerinde saklı olan Masonik sırları ve simgebilim profesörü Robert Langdon'ın zamana karşı verdiği en tehlikeli mücadeleyi konu alır. Yazar; Langdon'ın yakın dostu ve akıl hocası olan Peter Solomon'ın kaçırılmasıyla başlayan olaylar zinciri üzerinden, kadim gizemleri, noetik bilimi (zihin gücü araştırmaları), gizli cemiyetlerin felsefesini ve insanın tanrısallaşma potansiyelini, yüksek tempolu, yoğun araştırma verilerine dayanan ve her anı ters köşelerle örülü polisiye bir dille işler.
Kayıp SembolDan Brown · Altin Kitaplar · 200920,3bin okunma
Puan vermedi·520 syf.··
2018 107. kitabı
·
1 saatte okudu
·
Okunma: 10 Kasım 2018 00:00
Okuyan kadinlar kulubu olarak 29 Ekim - 10 Kasım arası Mustafa Kemal Atatürk ile ilgili kitaplar okuma kararı alıp #izindeyizokuyoruz dedik. @okumacemberiolusturalim etkinliğime de böyle bir kitap kattığım için çok mutluyum. Okuyup raflara sığdırabileceğim bir kitap olmadığı kesin. Devasa bir hayata tanık oldum @yilmazozdil_ sayesinde. Mustafa Kemal Atatürk'ü, fikirlerini, zaferlerini, yaptıklarını, görüşlerini hepimiz biliyoruz. Ben bilmediğim yönleriyle Kemal'e de aşık oldum... Gözümüzün önündeki resmine değil, beynimizin içinde ki fikrin ile Ne Mutlu Türküm Diyene Sakin bir bebekliği, ağırbaşlı bir çocukluğu vardı. Dobraydı, dürüst cevapları severdi, gambazlıktan haz etmezdi. Soğuk kanlıydı, tehlikelere karşı papuç bırakmazdı. Mütevazı, esprili, hazırcevaptı. Takım çalışmasına inanırdı. Kimseyi ihmal etmezdi, vefalıydı. Hesap adamıydı. Sakin bir özgüvene sahipti. Gücünün farkında ama kibirli değildi. Pratik ve idealistti. İletişim dehasıydı, kod adı Nuh'tu. Asil ve ince ruhluydu. 21 Kasım 1925 kayıtlarına göre 1.74 boyunda, 74 kiloydu. 42 numara ayakkabı giyerdi. Karizmaydı. Açık renkleri sever, kol düğmesi, yaka iğnesi, bağcıklı siyah rugan ayakkabı kullanırdı. Köstekli saat takar, tespihi aksesuar olarak taşırdı. Fanilasında taşıdığı minik zincirli iki muskası vardı. Uyanınca çıngıraklı zilini çalardı, gazeteleri ve kahvesi getirilirdi. Yanlızken divana bağdaş kurup otururdu. Parfüm kullanmaz, kolonya sürerdi. Akşamları pijama üstüne şal yakalı robdöşambr kullanırdı. Omuzlarına masaj yaptırmaktan çok hoşlanırdı.Sofrada müşkülpesent derecesinde dikkatliydi. Kuru fasulye ve bamya severdi. Patlıcan kızartmasını sever, karnıyarığı pilavla karıştırarak yerdi. Kavun ve üzüm severdi. Tatlıyla arası yoktu ama gül reçeline hayır diyemezdi. Yaz kış soğuk su içer,
Mustafa KemalYılmaz Özdil · Kırmızı Kedi Yayınevi · 201815,7bin okunma
Reklam
Manipüle Edilmiş Vaka Yorumu
Puan vermedi·128 syf.··
2026 24. kitabı
Olabildiğince kitaptan okuduklarımı pozitivizm akımının peşinden giderek aktarmaya çalışayım. Freud ve kendisinin iddiasına göre diğer meslektaşları da nöropsikolojik hastalıkların kaynağını temel olarak cinsellik ile açıklamaya çalışmışlardır. Belki de aralarındaki ayrım sadece kimisinin bu rahatsızlıkların kişinin kendisinden kaynaklandığını savunması, diğerlerinin de çevrenin baskısının daha ağır olduğunu iddia etmesidir. Freud çevrenin etkisini sınırlı görenlerden... Hatta insanı da gelişimsel süreçte çeşitli sapıklık evrelerinden geçerek olgunlaştırır, Freud. Örneğin bu kitapta da narsizm konu başlığını da aslında bu evreleri tam olarak geçemeyen birinin kendine dönük libidosu olarak tanımlar. Eğer başka bir evre de yine bu cinselliğin tekamülü tam gerçekleşmeseydi; başka bir hastalık olacaktı. Örneğin paronaya, şizofren olarak teşhis konulabilecek durumdaki Schreber; Freud'a göre sadece bir eşcinseldi. Ek olarak, kesinlikle bu yönde somut bir veri bulunmamaktadır; kendini destekleyebilecek. __Bu saptamalar aracılığıyla buraya kadar anlatmaya çalıştıklarım, bir nesne seçimine giden yolların kısa bir özetiyle sonlandırılabilir: Cinsel nesne seçimi demek istiyor Kişi: 1) Narsistik tipe uygun olarak a) kendisinin olduğu şeyi (yani kendini) b) kendisinin bir zamanlar olduğu şeyi c) kendisinin olmak istediği şeyi d) bir zamanlar kendisinin parçası olmuş bir şeyi 2) Yaslanma tipine uygun olarak a) kendisini besleyen kadını b) kendisini koruyan erkeği ve bunların yerini alan bir dizi ikame nesnelerini sevebilir. Birinci tipe (c) şıkkının neden dahil edildiğinin gerekçesi, ancak bu tartışmanın ileri evrelerinde açıklanabilir.__ Kitabın ikinci kısmında da Schreber adında birinin vakasını inceler. Burada da alanın cahili olan ben dahi rahatlıkla görebiliyor ki; hiç
Narsizm Üzerine ve Schreber VakasıSigmund Freud · Metis Yayıncılık · 20151,732 okunma
Fizik katili karakterler derneği..
3/10
·384 syf.··
2026 1. kitabı
Acemice yazılmış, yazarın deneyimine yakışmayan bir kitap. Öncelikle en temel sorundan başlayalım. Kitap ilk yarıya kadar “Ben ne okuyorum?” diye sordurtuyor çünkü bir türlü konuya giremiyoruz. Kitabın ana türü polisiye olmasına rağmen ilk yarı polisiyeye dair en belirgin özellik, karakterlerden birinin sevgilisinin “dedektif” olması. Sayfalar boyunca kâh İlahi Komedya tartışılıyor kâh biri sevgilisiyle tartışıyor lakin bir türlü polisiye kısmına gelemiyoruz. Diğer beni çok rahatsız eden mevzu ise kitap farklı karakterlerin ağzından yazılmış ama karakterler o kadar tekdüze yazılmış ki iki ayrı insan oldukları anlaşılmıyor. İkisinde de aynı durağan ton baskın. Yani iki karakterin iç sesi de donuk, kafası karışık ve takıntılı. Kitapta bariz hatalar var. Karakter yaratmak ve ona meziyetler yüklemek kolaydır ama iş o yetenekleri kullandırma sırasına gelince yazarın asıl mahareti ortaya çıkar ki bence en çok bu noktada sınıfta kalıyor. Çünkü sözde fizik bilen karakteri (Ansel) fizik bilmiyor. Karakterin fizik bildiğini ve zeki olduğunu göstermek için çırpınıyor yazar. Ansel her dostuna bir fizik yasası söylüyor ama biz okuyucu olarak onun anlatış biçiminden Ansel’in gram fizik bilmediğini anlıyoruz çünkü söylediği HER fizik cümlesinde mutlaka bir yanlış var :D Belli ki ne yazar ne editör zahmet edip lisesli sayısal öğrencisiyle bile muhabbet etmediği için bu en temel fizik yanlışlarını gözden kaçırmış. Karakterlerin beynime kan sıçramasına sebep olan bazı cahillikleri: 1- “Her etkiye karşı eşit ve zıt tepki vardır…” Böyle bir şey yok. Bir şey hem eşit hem zıt olamaz. Bu yüzden o cümlenin doğrusu “eşit BÜYÜKLÜKTE, zıt tepki”dir. Oradaki büyüklük ifadesi süs olsun diye yok, diğer türlü evrende var olamayacak ve Newton’ınkiyle alakasız, kafasına göre bir kanun yaratmış
KörebeN. G. Kabal · Dex Kitap · 2025109 okunma
9/10
·416 syf.··
Beğendi
·
2025 57. kitabı
Geçen yıl okuyup bitirdiğim ama geçenlerde kitaplıkta gözüme çarpınca dayanamayıp kendimi yeniden içinde bulduğum Medora Günlükleri serisi hakkında, hazır taze taze tekrar okumuşken genel bir inceleme yazmak istedim. Hikayemiz ana karakterimiz Alex’in, hiç istemediği bir okula kayıt yaptırmak üzereyken "Keşke burada olmak zorunda kalmasaydım" diye düşünmesi ve tam o an önünde gizemli bir kapının belirmesiyle başlıyor. Kapıdan adımını attığı an kendisini bambaşka bir dünyada, Medora’da buluyor. Ormanda kaybolmuşken karşılaştığı kişilerden, Akademinin müdürünün ona yardım edebileceğini öğreniyor. özel yetenekli kişilerin eğitildiği Akademiye ulaşıyor. Ancak akademiye ulaştıklarında onları bir sürpriz bekliyor: Müdür gizemli bir keşif yolculuğuna çıkmıştır. Yolculuğa çıkmadan önce bıraktığı notta ise Alex’in geleceğinden haberdar olduğunu ve onun da bir yeteneği olduğunu belirtince, geri dönüş yolu olmayan Alex için bu akademide eğitim almaktan başka çare kalmıyor. Beş kitaplık bu devasa seri, ilk başlarda sadece bir "okul kurgusu" gibi görünse de zamanla tüm dünyanın kaderini belirleyen epik bir savaşa dönüşüyor. Alex bu süreçte ne yapacağını bilemezken Jordan, Bear, D.C. ve Kaiden gibi harika dostlar ediniyor; onların arasındaki o güçlü bağ ve mizah zaten serinin en sevdiğim yanlarından biri oldu. Ancak serinin ana kötüsü Aven’ın devreye girmesiyle işler tamamen değişiyor. Alex, sadece kendi dünyasını özleyen şaşkın bir kızdan; zihin oyunlarıyla, tehlikelerle ve büyük fedakarlıklarla mücadele ederek arkasındaki kitleye liderlik edebilecek güçlü bir kahmana dönüşüyor. Lynette Noni, seri boyunca ilmek ilmek işlediği tüm gizemleri ve kehanetleri son kitapta okuyucuyu ters köşe yaparak harika bir şekilde çözmüş. Dostluğun gücünü, aidiyet duygusunu ve akademi
AkarnaeLynette Noni · Artemis Yayınları · 2022461 okunma
Keyifli okumalar
7/10
·104 syf.··
Beğendi
·
2026 184. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 17 Mayıs 2026 22:42
Albert Camus çağdaş düşün ve yazın dünyasındaki saygın yerini yalnızca oyunlarıyla da, yalnızca Sisifos Söyleni ve Başkaldıran İnsan'la dă alırdı belki. Ama Camus'yü Camus yapan öncelikle anlatı yapıtlarıdır, Yabancı (1942), Veba (1947) ve Düşüş'se (1956) bu yapıtlar arasında üç büyük doruktur. Ancak, kimi yazınseverler b u ü ç başyapıt arasında daha çok Düşüş'ü yeğlerler. Bu kitap, herhangi bir düşünce ya da savı özellikle öne çıkarmaya çalışmadan, yalın bir anlatım ve özgün bir kurgu içinde, zengin bir düşünce ve duygu yüküyle, çağdaş dünyayı ve insanlarını derinlemesine sorgulayıp yargılar, çirkinliklerini ve düşkünlüklerini sergiler. Ama, aynı zamanda, bu dünyada yaşayan, dolayısıyla şu ya da bu biçimde, șu ya da bu ölçüde onun sorumluluğunu taşıyan bireyler olarak tek tek her birimize bir ayna tutar, eski avukat Jean-Baptiste Clamence'ın öyküsü aracılığıyla, bize kendini tehlikeye atmadan yaşayanların, yani hepimizin ve her birimizin benzersiz öyküsünü anlatır. Düşüş'ün yayımlanmasından bir yıl sonra Camu'nün Nobel Ödülünü kazanması bir rastlantı olmasa gerek. Albert Camus Düşüş
Duygu ve Düşünce
DüşüşAlbert Camus · Can Yayınları · 201919,2bin okunma
Reklam
Reklam